Bilgi : 0 530 575 62 34

NLP İlkeleri

NLP’ NİN ÖN KABULLERİ

NLP diğer disiplinler gibi bazı ilkeler, ön kabuller ve prensipler üzerine kurulmuştur. Bu prensipler NLP’nin özünü oluşturmaktadır. NLP’nin iyi anlaşılması için bunların iyi bilinmesi gerekmektedir. Bunlar yalnızca NLP’ye özgü kabullerdir. Ve eğer bunlar doğru varsayımlar olarak alınırsa kullanan bireylere son derece faydalı olmaktadır .

NLP ön kabulleri ve prensipleri, mükemmelliğin, ustalığın miras yoluyla insanlara geçmediğini, motive olmanın, kendine güvenmenin, yaratıcılığın, ustalıkla karar vermenin, sonuçlara ulaşabilmenin güçlü ve başarılı olmanın öğrenilebileceğini anlatmaktadır. Konuşmanın, yürümenin, araba sürmenin ve diğer şeylerin öğrenildiği gibi bunlar da öğrenilebilmektedir .

Bazen ön varsayımlar olarak da anılan bu önermeler, NLP geliştikçe zaman içinde formüle edilmiştir. Bunlardan, NLP öğrencileri ve uygulayıcıları arasında kabul edilebilirlik ve zaman sınavını geçen bazıları, şimdi temel ilkeleri oluşturmaktadır. Bu ön varsayımlar, fizik bilimi ya da matematiğin yasalarının aksine, katı, değişmez kurallar olmaktan çok, filozofik kılavuzlar olarak kullanılmaktadır. Bu fikirler, mutlak doğru olarak saygı görmekten çok “yararlı” olarak düşünülmektedir. Diğer sosyal bilimlerde olduğundan fazla bile olsa; bu, incelenen şeyin, yani insan düşüncesi ve davranışının, çok öznel ve öngörülemez doğasını yansıtmaktadır. Bununla birlikte, pratik durumların geniş bir aralığında uygulandığında, bu ön varsayımlar bir tür sezgisel bilgeliği ya da basit sağduyuyu temsil etme eğilimi göstermektedir. Dolayısıyla NLP ilkeleri, NLP’yi anlamak ve performans geliştirmek açısından ortak kabuller olarak ele alınmalıdır. Geniş kabul görmüş NLP ilkelerinden bazıları şunlardır :

Harita Bölgenin Kendisi Değildir

Alfred Korzybski bir harita örneğinde bunu “bir harita coğrafyayı bütünüyle gösteremez” şeklinde kısa, açık ve net olarak ifade etmiştir . İnsan zihnindeki dünya haritaları, dünyanın kendisi değildir. Doğrudan dünyaya tepki vermek yerine, haritalarına tepki vermektedir. Zihinsel haritaları, özellikle de duyguları ve yorumlamaları güncelleştirmek, dünyayı değiştirmekten çok daha kolaydır .

Dünya değişmez ama insanın düşünceleri, kabulleri, inançları sürekli değişmektedir. Kesin doğrunun bilinmediği bir dünyada yaşanıyor. Henüz yaşamın anlamı tamamen çözülmüş değildir. Dolayısıyla iç ve dış algıların uyuşması doğruyu daha da geçerli kılacaktır. Bu yüzdendir ki herkesin dünyayı ve yaşamı anlama haritası başka başkadır ve herkesin haritası kendi gerçeği olmaktadır.

Dolayısıyla algılanılan her şey doğrunun, evrenin dış ya da kişinin iç dünyasının aynısı değil, onun sözel, görsel ve dokunsal temsilleridir ve o kişiye göre anlamlıdır. İnsan, zihninin anlamlandırdığı bu temsillere, orijinalinin aynısı gibi tepki göstermekte ve öyleymiş gibi algılamaktadır.

Bunun böyle olması olayları anlama ve değerlendirme, başkalarının değer yargılarını anlama ve iyi iletişimde bulunabilme, değişme, ilerleme ve gelişme açısından son derece önemlidir. Çoğu zaman olayların farkına varmak, bunalım ve depresyondan kurtulmak, büyümek, olgunlaşmak, olaylara başka açıdan bakmak yani onları değişik haritalardan görmenin sonucudur. Harita gerçeğe ne kadar yakınsa o kadar gerçek ve doğru olmaktadır.

Çoğu zaman insanların yanlış değerlendirilmesi, haritayla bölgenin karışmasının sonucudur. Kişi bir şey söylerken; söylenilenin diğer insanlar tarafından farklı algılanması yine buna örnek verilebilir. Bazı insanlar dünyayı oyun yeri olarak algılarken, bazıları savaş alanı, bazıları cennet, bazıları cehennem olarak görür; bazıları geleceği parlak bulurken bazıları karanlık bulmaktadır. Bunun nedeni ise aynı yaşamı herkes farklı haritalarla değerlendirerek, kendilerine göre doğruyu oluşturmaktadır.

Etrafımıza baktığımızda gördüğümüz anlaşmazlıklar, savaşlar farklı haritaların farklı yansımasıyla çıkmıştır. NLP, değişim ve gelişim süresince “haritayı bölgesinin kendisi değil” derken, olaylara farklı açılardan bakmayı, çözüm bulmayı, gerçeğe yaklaşmayı hedeflemektedir .

Her Deneyimin Bir Yapısı Vardır

İnsan düşüncelerinin ve anılarının kendilerine özgü kalıpları vardır. Bu kalıp ya da yapı değiştirildiğinde deneyimler de kendiliğinden değişecektir: Hoş olmayan anılar nötrleştirilebilir ve işe yarayan anılar zenginleştirilebilir

Dikkat edilirse güçlü ve zayıf insanların ortaya koyduğu davranış ve tavırlar bir dizi ardışık duygu, düşünce ve eylemin sonucudur. Eğer duygu, düşünce, eylemin anlamı değişirse ortaya konan sonuçta değişecektir.Dolayısıyla her olayın, her deneyimin bir yapısı vardır. Eğer kişi için değişiklik ve gelişim önemliyse, davranışlarını ya da düşüncelerini değiştirmelidir. Birisinden birisinin değişmesi, diğerini de değiştirecektir.

NLP ile değişim, anında olur ve irade gerektirmemektedir. Davranışları geliştirmek için aylara, yıllara gerek yoktur. Olması istenilen gibi davranmaya başlamalı ve bu devam ettirilmelidir. İnsan koşullara kendisini hazırlamalıdır, görülecektir ki hemen değişim gerçekleşecektir. Değişmek için neden beklemek zorunda kalınsın? Aslında değişim anında olur, değişmeye karar vermekse zaman alır. Davranış ya da düşünüş tarzı değiştirilirse ortaya konulacak olan performans da kendiliğinden değişecektir .

Eğer Bir İnsan Bir Şeyi Yapabiliyorsa, Onu Yapmayı Herkes Öğrenebilir

Başarılı bir insanının zihin haritası kullanılabilir. Çok sayıda insan gidip denemeden bazı şeylerin imkansız olduğunu düşünüyor. Her şey mümkünmüş gibi davranılmalıdır. Fiziksel ya da çevresel bir sınır olduğunda deneyimler dünyası insanı haberdar edecektir .

Başarılı insanların bir ortak özelliği: enerji – yaşları ne olursa olsun başarmış olmalarıdır. Eğer sağır Beethoven beste yapabiliyorsa, eğer sağır, dilsiz ve kör Helen Keller pedagog oluyor ve bir çok dili öğrenip bir çok kitap yazabiliyorsa bizim için de her şey mümkündür.

Her insan belki özel yetenekleri olan kişilerin yaptığını onlar kadar iyi yapamaz ama çok şeyi yapabilir. Dört dakikada bir mili koşabilen Roger Bannister olmadan önce bilim adamları hiç kimsenin bir mili dört dakikada koşacağına inanmıyordu. Ama Roger Bannister’ın bu rekoru kırmasından sonra bir yıl içinde otuz yedi koşucu ve daha sonraki yıllarda ise 300’ü aşkın koşucu onun rekoruna ulaştı. Sınırı koyan şey insanın zihni ve inançlarıdır.

Her insan her şeyi yapmayı öğrenebilir. Yeterince zaman, enerji yatırımı yaptığı ve kendini adadığı takdirde .

İnsan istediği şeye karar verip harekete geçmeli, yapabileceğine ve olabileceğine inanmalı, bir hedef bulup onu yapana kadar, gerçekleştirene kadar çalışmaya devam etmelidir. Görülecektir ki olacaktır. İnsanı kendinden başka kimse engelleyemez. Eğer bir insan bir şeyi yapabiliyorsa, onu yapmayı herkes öğrenebilir .

Zihin İle Beden Aynı Sistemin Parçalarıdır

Düşünceler, kasların gerilimini, nefes alış verişi, duyguları ve daha bir çok şeyi anında etkilemekte ve bunlar da aynı şekilde insanın düşüncelerini etkilemektedir. Birini değiştirme öğrenildiğinde diğerini de değiştirme öğrenilmiş demektir .

Aynı şekilde bedenin de zihin üzerinde etkisi vardır. Örneğin; hazır ol pozisyonunda duran bir kişiden yaratıcı bir düşünce üretmesi beklenilmez. Hiyerarşiye dayalı yapılanmalarda üstün karşısında astın hazır ol pozisyonunda durması itaati kolaylaştırır. Kendisinden itaat beklenen kişinin düşünmesi istenmez. Birisiyle konuşurken, kişinin oturması, ellerini kolları oynatmadan konuşmaya devam etmesi istense, kısa bir anda konsantrasyonunu yitirdiği, düşünemez hale geldiği deneyerek görülebilir. Beden hareketsizleştikçe zihin de hareketsizleşir .

İnsanlar İhtiyaç Duydukları Kaynaklara Zaten Sahiptirler

Zihinsel görüntüler, iç sesler, duygulanımlar ve hisler, zihinsel ve fiziksel kaynakların temel yapı taşlarıdır. Bunlar, istenilen her hangi bir düşünceyi, duyguyu ya da beceriyi oluşturmakta kullanılabilir. Sonra da bu düşünce, duygu ve becerileri insan hayatında en çok ihtiyaç duyulan ya da istenilen yerlere yerleştirmek mümkündür .

İletişim Kurmamak İmkansızdır

Her zaman iletişim kurulur, en azından sözsüz olarak. Kelimeler genellikle en az önemli kısımdır. Bir iç çekiş, bir gülümseyiş, bir bakış… bunların hepsi birer iletişimdir. İnsan düşünceleri ve iç diyalogları bile böyledir. Bunlar başkalarına gözler, ses tonu, vücudun duruşu ve hareketleri aracılığı ile aktarılmaktadır .

İletişimin Anlamı, Alınan Cevap Kadardır

Diğer insanlar söylenilen ve yapılanları kendi zihin haritaları aracılığı ile algılarlar. Birisi söylenilenden başka bir anlam çıkarırsa, bu kişi için, iletişimin anlamının ne algılanıyorsa o olduğunu fark etmesi için bir fırsattır. Kişi tarafından iletişiminin nasıl algılandığının fark edilmesi, bir dahaki sefere kendisini daha net ifade etmek için ayarlama fırsatı verir .

  1. yüzyıl başlı başına bir iletişim çağı olarak anılacaktır. Bilginin transferi için icat edilen TV, video, bilgisayar, internet gibi teknolojilerin yanı sıra globalleşen dünyada iletişimin yerini insanı anlamak, anlaşılmak ve mesajı doğru iletmek almıştır.

Bugün insanların en büyük derdinin, anlaşılmak ya da başkalarını anlayamamak olduğunu söyleyebiliriz. Herkes “ben öyle dememiştim, beni yanlış anladılar” ya da “acaba beni doğru anlayabilecekler mi?”, “sorunlarımı, düşüncelerimi doğru anlatabilecek miyim?” gibi kuşkular içindedirler. NLP bu olaya daha değişik açıdan bakmaktadır. NLP, her insanın kendi iletişimden kendini sorumlu tutar. Anlaşılmamak karşıdakinin değil kişinin kendi sorunudur.

Eğer kişi kendisini yalnızca kendi söyleyeceklerine odaklıyor ve karşısındakileri ihmal ediyorsa kendi söyler kendisi dinler. Önemli olan kişinin söyleyeceğinin karşısındakinde uyandıracağı etkidir. İnsan söylediklerine doğru cevap almak istiyorsa; ne söyleyeceğini, nasıl söyleyeceğini ve karşısındakinin algısını, seviyesini bilmek zorundadır .

Bir iletişimin başarısı, niyet edilen sonucu gerçekleştirip gerçekleştirmediğine bağlıdır. Başka her davranış gibi, iletişimin amacı da, bilgi aktarmak, uyarmak, eğlendirmek, cesaretlendirmek, v.b. türünden bir sonuç meydana getirmektir. İletişim, mesaj ya da araç açısından hangi şekle bürünürse bürünsün ve “girdi” davranış ne derece gelişkin olursa olsun, istenen sonucu gerçekleştirmiyorsa etkisizdir. Buna karşın, sonuca ulaşan bir “iletişim” (hiç sözcük ya da fark edilebilir bir mesaj içermese bile) etkilidir.

Bu durum, sorumluluğun büyük bölümünü, mesaj iletilen kişiden çok, iletene yüklemektedir. İnsanın mesajını açık bir şekilde aktardığına inanması, niyetlendiği sonucu sağlamayabilir; mesajını aktarmak için farklı bir yol bulmak zorunda kalabilir. NLP, başarıyı, iletişimin girdilerinden çok çıktılarını temel alarak değerlendirmekte ve ölçmektedir. Anlaşılmama durumunda başka insanların tavrını, hatta zekasını suçlamak, iletişimi daha başarılı kılmaya yetmeyecektir .

Her Davranışın Altında Olumlu Bir Niyet Yatar

Her acı verici, zararlı ve hatta düşüncesiz davranış ilk ortaya çıktığı durum çerçevesinde olumlu bir amaca hizmet etmektedir: Saygı görmek için bağırmak, tehlikeyi uzaklaştırmak için yumruklamak, güvende hissetmek için saklanmak. Bu eylemelere göz yummak ya da lanet okumak yerine onlar, kişinin olumlu niyetinden ayrılabilir. Böylece aynı niyete ulaşmak için yeni ve daha olumlu seçenekler oluşturulabilir .

Ne kadar zararlı, incitici ya da düşüncesizce olursa olsun her davranışın ardında iyi niyet yani kişinin kendisini koruma ihtiyacı vardır. Bilincinde olunmadan bu amaca hizmet eden davranış ancak, iyi niyete hizmet eden başka bir davranış yolu görüldüğünde ya da gösterildiğinde değişmektedir. Çünkü “ben”e ait olan niyet doyuma ulaşmaktadır.

Davranışın hizmet ettiği iyi niyet bulunduğunda, bu niyete daha etkin bir şekilde hizmet eden yeni bir davranışı benimsemek kolay olmaktadır .

Eğer insanların davranışları altında yatan niyet bilinirse birçok olumsuz durum engellenebilir. Önemli olan iyi niyetlerdir. Fakat iyi niyetler her zaman işe yaramaz. Niyeti bilinçlendirerek davranış haline getirmek gerekir .

İnsanlar Her Zaman Ellerindeki Seçenekler Arasından En İyisini Seçerler

Her bir insanın kendine özgü bir kişisel tarihi vardır. Ondan ne yapacağını, nasıl yapacağını, neye değer vereceğini ve nasıl değer vereceğini; ne öğreneceğini ve nasıl öğreneceğini öğrenmiştir. Bunlar insanların deneyimleridir. İnsan bütün seçimlerini, bunların insana sunduklarının içinden yapmak zorundadır; ta ki aralarına daha yeni ve iyi seçenekler ekleninceye kadar .

Kişi her an kendisiyle ilgili en iyi seçeneği yapar, bir dakika sonra pişman olsa bile. Bir dakika sonra yaşanılan pişmanlık daha iyi bir seçeneğin fark edilmesinden dolayıdır. Bir dakika önce bu seçimin varlığından habersizdir oysa. En azından duygusal boyutta. Pişmanlık yeni seçeneklerin devreye girdiğinin göstergesidir .

Tek seçenek zorunluluk, iki seçenek ikilem oluşturur. Üç ve daha fazla seçenek ise kişisel özgürlük sağlar. NLP seçenekleri artırmanın yollarını öğretir.

İnsanların ortaya koydukları o anki bütün davranışları kendileri için anlamlıdır. Aksi takdirde yapmazlar. Daha sonra pişman bile olsalar o an kendileri için en uygun seçenekleri o anki koşullara göre ortaya koymuşlardır.

Dolayısıyla insanları yargılamadan önce, onları içinde bulundukları durumlara ve koşullara göre değerlendirmek gerekmektedir. Koşullar değişirse çoğu zaman davranışlar da değişmektedir. Tabii ki koşullarla bireylerin kişilik ve karakteri arasında zaman zaman değişiklikler olmakta, zaman zaman aynı koşullarda bile değişik davranışlar ortaya koymaktadırlar. Dolayısıyla insanı anlamak davranışlarını ve yapacaklarını kestirmek zordur .

Başarısızlık Yoktur, Sadece Geri Besleme Vardır

Bir kimse golf topunu ıskalarsa başarısız olmuş sayılmaz; sadece bir golf topunu ıskalamanın nasıl bir şey olduğunu yaşamış olur. Ondan sonraki bin “isabet ve ıskalama” deneyimi, sonunda sahada istediği şeyi başarmasında ona yardımcı olacaktır. İnsan kısa bir konuşmada çuvallarsa “başarısız” olmuş olmaz. Belirli bir sonucu – bu durumda, istediğini değil – üretmek için ne yapması gerektiğini ve böylece, farklı bir sonuç istiyorsa ne yapmaması gerektiğini öğrenmiş olur. Bu ya da başka bir tür ustalık, uygulamaya ve duyarlılığa bağlı olduğundan, başarısızlık söz konusu değildir. “Başarısızlık” denen şey mükemmelliğe giden tek yoldur. Tamamen öğrenme sürecinin bir parçasıdır.

Bir konuşma çok kötü yapılır ya da başkanlık edilen bir toplantı kaosa dönüşürse, gelecek sefer hangi üç şey farklı yapılabilir? Ve ne zaman onları denemek için kişinin bir şansı olacaktır? Bu günün üst düzey yöneticileri sık sık anlatabilecekleri ilk felaketleri yaşadıkları için ne kadar müteşekkirlerdir? Başarısızlık hangi zamanlarda öğrenme yolunda yaşamsal bir basamak haline gelir? Bir şeyin “başarısızlık” olarak algılanması, yeni bir beceri kazanmanın normal sürecinde bile, amaca zararlı olabilir. Kavrayışlar ya da tavırlar, NLP aracılığıyla, istenirse kontrol edilebilecek şeylerdir .

Birey görüşme deneyiminizi buraya yazabilirsiniz..

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.