top of page

İlgisi Düşen Erkeğe Auranı Böyle Yükselt

3 gün önce
6 dakikada okunur

Hepiniz hoş geldiniz arkadaşlar. Bugün konumuz aura. Auranızı nasıl yükseltirsiniz? Para ödemeden, çok şık elbiseler almadan, çok güzel makyajlar, işlemler yaptırmadan auranı nasıl yükseltirsin? Çünkü ne kadar pahalı ya da şık giyinirsen giyin, yüzüne ne kadar makyaj yaparsan yap, işlem yaptırırsan yaptır, bazı şeyleri eksik bıraktığında auran gene olmuyor ya. Neden olmuyor? Bugün sizlere bunu anlatacağım arkadaşlarım.

Aura derken şunu kastediyorum: Bir ortama girdiğinizde fark edilmenizi sağlayan o enerji, o ışık. Bazı insanlardan kaçarsın, bazı insanların ise yanında olmak istersin. Bu ilişkilerde de iş hayatında da çok önemli. Bazı insanlar ortama girdiğinde gerçekten o ortama bir ışık, bir enerji verir. Gitmeleriyle birlikte ışık da gider sanki. Bazı insanlar da ortamın ışığını söndürür.

Onun yapamadıklarına neden kafayı takmamalısın?

Bir kere bir adamın ilişkide size yaptığı şeyleri kafaya takmamak çok önemli. Bunu erkek arkadaşlarımız da izliyor, sonuçta onların da aurası var. Sadece birine bakıp kendi enerjinizi düşürmeyin. Diyelim ki adam evlilik hayatında sana yeteri kadar özen göstermiyor. Ama bu saatten sonra onu değiştiremezsin. Ya da o adamdan beklentilerin gerçekten çok mu yüksek?

Adam belki kendine göre maksimumunu yapıyordur. Bir insanı anlamak istiyorsan, kendine göre neyi yapabildiğini fark etmek çok önemli. Kendine göre o yaptığı şey maksimumdur ama sana göre minimumdur. Sen ondan hep o maksimumu bekliyorsundur ama onda bunu yapabilecek bir fabrika ayarı yoktur. Kadınlarda bunu çok gözlemliyorum. Adamın yapabileceği bu kadar ama senin beklediğin noktaya gelmedi diye kafayı ona takıyor ve kendi enerjisini düşürüyor.

Oysa hayatınıza girecek ya da hayatınızda olan kişiyi birinciniz yapmayın. Onu hayatınızın zirvesine oturtup bütün beklentinizi ona bağlamayın. Daha fazla sevgi, daha fazla ilgi istiyorsun belki. Hediye alsın, oraya götürsün. "Ben bunları istemem Erdem, bana gerçekten o samimi sevgisini hissettirsin" diyorsun belki, o romantik sevgiyi istiyorsun. Ama bir bak bakalım, bunca yıl bunu sana göstermiş mi, bu ayar onda var mı?

Sevebilmek de bir yetenek, bir beceri arkadaşlar. Psikoterapi eğitiminde sevgi dersinde hoca bunu bir yetenek olarak anlatmıştı: sevebilme, sevgi verebilme, sevgi alabilme yeteneği. Bazı insanlar seni seviyordur ama senin sevgi dilinle uyumlu değildir. Sevgi dili derken o meşhur sevgi dillerini kastetmiyorum.

Birinci nokta şu: O kişinin yapabildiği kadarını görün. Yaptıklarına ve yapmadıklarına kafanızı takıp enerjinizi tüketmeyin. Enerjinizi kendinize verin. Seni bir yere götürmüyor mu? Kendin git. Bir şeyi almıyor mu? Onu nasıl alacağını kendin hesap et. Seninle zaman geçirmiyor mu? Kendinle zaman geçirmeyi öğren. Öyle olduğunda senin ışığın çok daha yükselecek.

Toksik bir enerji mi yayıyorsun?

İkinci nokta arkadaşlar, toksik olmamak. Bu çok önemli. Modumuz düştüğünde hepimizin suratı asılır. Hep gülecek değilsin elbette ama depresifsen ve kaygılıysan auran düşer. Bunun bedelini karşı tarafa ödetiyorsan hem senin enerjin ve auran düşer hem de beklediğin ilgiyi, enerjiyi, davranışları ondan alamazsın. Bu yüzden toksik olmamak kendi hayatın için de önemli. "Ben etrafa toksisite yayıyor muyum?"

Örnek bir senaryo vereyim. Kadın mutsuz. Kahvaltı hazırlamış ama suratını asmış, imalı imalı konuşuyor. Adam da tam o gün bir gelişme kaydetmiş, bir şeyi fark etmiş, "Hadi bir sürpriz yapayım" demiş. Sen ise daha öncekiler aklında olduğu için geçmişi ısıtıyorsun. Geçmişi ısıttığın için tepkilisin. İma ediyorsun, pasif agresif tepkiler veriyorsun, suratını asıyorsun, memnuniyetsizlik gösteriyorsun. Böyle anlar arkadaşlar, hiçbir tarafa bir mesaj göndermez. Seni düşürür. Seni düşürdüğü için ilişkiyi de düşürür.

Haklı mı olmak istiyorsun, mutlu mu?

Evli olan arkadaşlar için şunu söylemek istiyorum: Evlilik bazen bir oyunculuk sanatıdır. Surat asmak yerine oradaki görevin mutluymuş gibi durmak olabilir. Kendini ifade etme demiyorum. Kendini ifade et ama bazen sor: Haklı mı olmak istiyorsun, yoksa mutlu mu? İlişki gerçekten hep bu iki soru arasında gidip geliyor. Çünkü haklı olarak asla mutlu olamayacaksın.

Bazıları "Ben haklı olduğumda mutlu oluyorum" diyor. Haklı olduğunda mutlu olmuyorsun aslında, kaybediyorsun. Çünkü karşındaki mutsuz, küsüyorsunuz, ilişki kötü olduğu için sen de gene mutsuz oluyorsun. Haklı olarak sadece egonu tatmin ediyorsun. Bu yüzden kendine sor arkadaşım: Toksik bir enerji veriyor muyum, vermiyor muyum? Kendi hayatıma nasıl davranıyorum, bazen kendi hayatıma karşı toksikleşiyor muyum? Bunu fark etmen çok önemli.

Toksiklikten nasıl kurtulursun?

Diyeceksiniz ki "Peki fark ettim, toksiklikten nasıl kurtulabilirim?" Toksiklikten kurtulmanın ilk yolu dengeli olmak. Kendine dengeli davranmalısın. Sana gerçekten değer katan, yeterli ve etkili olduğun alanda eylem yapmalısın. Diyelim ki ev hanımısın ve çok güzel yemekler yapıyorsun. Bunda iyiysen etkinliğini artırmalısın. Yeni şeyler yapıp kendini başarılı hissetmelisin.

Kendi huzurunu kaçırmamalısın. Kendi kendine huzur verebilmelisin. Sana huzur verecek kaynaklar bulmalısın. Bu bir ortam olabilir, gezip dolaştığın yerler, sevdiğin arkadaşların, sana huzur veren mekânlar olabilir. Huzurunla ilgili bir rota çizmelisin ama bu rota hayatındaki kişiden bağımsız olmalı. Huzurun adama bağımlı olursa tat alamazsın. İllaki toksikleşirsin, enerjin de ışığın da düşer. Kimseye bağlı olmadan huzurlu olacağın şeyler bulmalısın.

Neden kendine ait alanların olmalı?

Bazı çiftler her şeye beraber gider. Spora beraber gider, koşuya beraber gider. Uzun süreli ilişkilerde bu harikadır. Olgun, oturmuş ilişkilerde zaten öyle çok aksilik, arıza çıkmayacağını bilirsin. Ama 2-3 aylık, 5-6 aylık ilişkilerde bir şeyleri birlikte yapmaya başlamak güzel değildir arkadaşlar. Neden? Çünkü spora onu bulaştırma. O senin dinlenme alanın. Gittiğin yerlerde sana özel mekânlar, sana özel alanlar olsun. Hayatına giren kişiyle bazı şeyleri paylaşma. O senin şarj istasyonun olsun.

Birçok kişide görüyorum, her şeye sevgilisini bulaştırıyor: "Sen de gel." Tamam, paylaşım için bu çok güzel, uzun süreli ilişkide de güzeldir. Ama kendinize ait alanlarınız olsun. Hiç alanın yoksa, evliysen bile kendine ait böyle alanlar açabilmelisin. İşte o zaman kendi içindeki huzuru büyütürsün.

Buraya kadar para ödedik mi arkadaşlar? Makyaj falan, hiçbir şey yok, değil mi? Bir parka gidip bunu güzelce sağlayabilirsin. Bunlar kendi eylemlerinle yapabileceğin şeyler.

Tebessüm auranı nasıl etkiler?

Üçüncü nokta, yüzüne tebessüm kondurmayı alışkanlık haline getirmek. Tebessüm o kadar önemli ki, ortamın enerjisini ısıtan insanlar hafif bir tebessümle karşılık verdiğinde, selamladığında ayna nöronlardan dolayı karşı taraf da sana tebessüm etme ihtiyacı hissediyor. Sen tebessüm ettiğinde sana suratını asıyorsa zaten onun aurası zayıf, senin auran değil.

Enerjin yoksa da bu tebessümü kendin için yapman önemli. Neden? Çünkü tebessümünü 50 saniyeye kadar hafifçe koruyabildiğinde beyin bedeni takip ediyor. Beyin ve beden birbirine bağlı. Omuzlarını çöktürdüğünde, yere baktığında modun düşer. Yukarıya baktığında, ellerini kaldırdığında modun yükselir. Bu hep böyledir. Depresif insanlar daha çok yere bakar, enerjileri azdır.

Kendini nerede başarılı hissediyorsun?

Başarılı hisseden insanın ise enerjisi yükselir. Bu yüzden aurayı yükseltmek için dördüncü nokta şu: Başarılı hissettiğiniz bir alan bulmalısınız arkadaşlar. Bu çok önemli. O alanda da tebessümünüzü eksik etmemelisiniz.

Sen nerede başarılı hissediyorsun? Biraz önce dedim ya, yemek yaparak başarılı hissediyor olabilirsin. Peki bunu bir tık daha ileriye, sana tutku verecek bir noktaya taşıyabilir misin? Belki sosyal medyada paylaşmak istersin. Belki bir hesap açıp bunları tanıtmak, belki başka bir şey yapmak istersin, değil mi?

Dişil enerjini ne düşürüyor?

Beşinci nokta: Erkeksen eril enerjini, kadınsan dişil enerjini biraz daha yükseltebilmen önemli. Karşı cinsi etkilemek istiyorsan dişil enerjin önemli. Dişil enerjiyi yükseltmekle ilgili zaten çok videomuz var. Ama dişil enerjide çok önemli bir şey var: Bu değer zaten sende var. Kadın olan herkeste o kadınsı enerji zaten var. Önemli olan, sonradan öğrendiğimiz bazı dominant, erkeklerin taşıdığı kimliği taşımak zorunda bırakan eril özelliklerin senin kadınsı kimliğine bulaşıp bulaşmadığı. Bunu ayıklarsan o kendiliğinden ortaya çıkar.

İnsanlar sabun köpüğü, limon suyu, tuz ruhu diyor. Meditasyon, tamam, bazı inançları çözmek için önemlidir. Ama önemli olan, kadın kimliğinin fonksiyonlarını daha serbest bir şekilde gerçekleştirebilmesi için engelleyici düğümlerden kurtulmak. Burada bir dikkat et bakalım: Hayatın içinde, çalışma hayatında hangi eril davranışları benimsemek zorunda kaldın?

Şu çok ilginç, beynimizde bazı şeyler kodlanmış durumda. Garsonu o anda çağırmak, otoparkta tartışmak gibi daha dominant hareketler, yönlendirme, domine etme, testosteron hormonunun icra ettiği daha erkeksi özelliklerdir. Stresli ve öfkeli bir şekilde enerji vermek dişil enerjiyi değil, eril enerjiyi daha çok aktive eder. Gerektiğinde onu da yaparsın. Ama sürekli öfkeliysen, sürekli stresliysen, suratın sürekli asıksa ya da bir ortamda yönlendirmeyi devamlı sen yapıyorsan, bunlar dişil enerjini düşüren durumlar oluyor.

Seni erilleştiren duygular varsa bunları olduğu gibi ifade etmek yerine kanalize etmen, kadın kimliğine ait hale getirmen gerekir. Sen bir kadın olarak neden erkek kimliğini taşıyasın ki? Ya da sen bir erkek olarak neden kadın kimliğini taşıyasın? Kadınların çalışma hayatında ya da hayatta çok kayıp yaşamasından dolayı da eril kimlikleri gelişebiliyor.

Eril bir kimlik ne zaman gerekli olur?

Bu bazen gereklidir. Ben babamı 15 yaşında kaybetmiştim. Annem o zamandan beri evlenmedi, hiç sevgilisi de olmadı. Kendini beni büyütmeye adadı ve o dönemde tamamen erilleştiğini biliyorum. Çok daha eril davranışları olmaya başladı, çünkü babamı kaybettiği için öyle olması gerekiyordu. O bunu doğru buldu. Bunun doğru olduğunu söylemiyorum, başka türlü de olabilirdi. Hayatın ne getireceğini bilemezsin. Gerekliyse gereklidir.

Ama dişil enerjini artırmak istiyorsan ve bunu bir gereklilik olarak görmüyorsan, eril hareketlerden özgürleşmek için önce bunu fark edebilirsin: "Benim kadınlık kimliğime erkeksi bir kimlik ilave olmuş mu, yapışmış mı?" Baskı kuruyor musun, domine etmeyi seviyor musun, yönlendirme yapıyor musun? Erkek yönlendirmeyi daha baskın, domine ederek yapar. Kadın ise yönlendirmeyi yapamaz değildir, daha manipülatif yapar. Kadının manipülasyon zekâsı erkekten çok daha yüksektir. O yüzden arkadaşlar, dişil enerji de aura için besleyici bir şey.

Umarım bu bilgiler auranızla ilgili bir farkındalık sağlamıştır. Evlenecek arkadaşlar için de evleneceğiniz kişiyi nasıl doğru seçebileceğinizi, evlenmeden önce nelere bakmanız gerektiğini ayrıca anlattım.

Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ERDEM TAŞKINSU
 

Kendini Güncelle markasının kurucusu olan Erdem Taşkınsu, İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji, Anadolu Üniversitesi'nde ise Sosyal Hizmetler Danışmanı bölümlerinden mezun olmuştur.
Atılım Üniversitesi’ndeki Aile Danışmanlığı programını başarıyla tamamlayan Erdem, önemli isimlere iş ve ilişki danışmanlığı yapmanın yanı sıra, geniş kitlelere yönelik öğretici konuşmalar düzenlemektedir. Atılım Üniversitesinde "Temel Koçluk ve  Mentorlük " dersleri vermiştir. 

YouTube/@erdemtaskinsu kanalındaki videoları 43 milyondan fazla izlenmiş olup, Milliyet gazetesinde ilişkiler ve kişisel gelişim üzerine yazıları yayımlanmaktadır.

ERDEM HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ 
 

Ofis :

0 505 260 95 96

Takip

  • Instagram
  • Youtube
  • Facebook
  • X
  • TikTok
  • LinkedIn

Email 

bottom of page