top of page

Kadının Aurası Asaletiyle Güzelleşir: Yüksek Frekans İçin Titreşimini Yükselt

3 saat önce
5 dakikada okunur

Hayatının dizginlerini ele almak senin asaletini de yükseltir. Bunu sağlayan şey de aslında yön duygundur. Yönsüzlük arkadaşlar, auranızı da frekansınızı da düşüren bir şey.

Bugün yön, asalet ve disiplini, yani dizginlerin ele alınmasını anlatacağım. Bunun için at metaforunu kullanacağız.

Aura sadece bir titreşimden mi ibaret?

Aura sadece bir titreşimden, frekanstan ibaret değildir. Güzel hissetmen önemli, güzel olduğuna inanman önemli, güçlü olduğuna inanman önemli. Sınır koyman bile bazen yetmeyebilir. Bir kadın ya da bir erkek enerjisini yükseltmek istiyorsa kaliteli seçimler yapmalı, yön duygusu olmalı. Bunun için de hedefli olmak gerekiyor. Auran aslında bu kaliteli seçimlerin sonucu.

Size basit bir formül vereyim: Kaliteli seçimler sana kaliteli bir hayat getirir. Seçimin kötüyse, dikkatini uyduruk şeylere veriyorsan, toksik insanlara, seni kıskanan tiplere, eski sevgilinin ne yaptığına, işte seni kıskanan insanlara veriyorsan, dağılan enerji düşer. Yön duygusu enerjimizi toplamamızı sağlar. İnsan yönünü bulduğunda enerjisi zaten parlar. Tıpkı atta olduğu gibi. Dikkatini, ilgini, enerjini, zihnini, gönlünü, duygularını neye yönlendirdiğin seni hayatta ışıldatıyor.

Asalet ne demektir?

Asalet her yerde etkiler ama yanlış anlaşılmasın. Gösterişi kastetmiyorum. Kibir değil, üstten bakmak değil. Asalet enerjinin duruşudur. Güçlü duruş ve aura arasındaki bağ da buradan gelir.

Atın yürüyüşünü düşün. At sendelemez. Koşmak için acele etmez. Kimseye yaranmaya çalışmaz. Kimseyi etkilemek için kendini zorlama ihtiyacı hissetmez. O yüzden asil denir zaten. Kendini ucuzlatmadan ilerler.

Asalet dediğimiz şey aslında enerjinin temiz olmasıdır. Kendini değersiz hissettiren ortamlara girmezsin. Seni aşağı çeken insanlarla bağ kurmazsın. Kırıntıyı kabul etmezsin. Sevgi kırıntılarına razı gelmezsin. Seçilirken değil, seçerken var olursun. Seçilmeyi beklemezsin. Bağırarak "Benimle böyle konuşamazsın" demene bile gerek kalmaz. Duruşun, enerjin zaten kimseyi seninle öyle konuşturmaz.

Hayatında doğru yönü buldun mu?

Yönsüzlük kötü bir şey arkadaşlar. Bir pusulamız olması lazım. İnsanlardan şunu duyuyorum: "Ne hissettiğimi artık bilmiyorum. Hangi yöne gitmem gerektiğini bilmiyorum. Kalbim başka, aklım başka söylüyor. Kafam karışık. Yönümü nasıl bulacağım?" Bu yönsüzlük seni düşürür. Herkesi düşürür.

Birebir görüşmelerde anlattığım, yönü bulmakla ilgili bir hikâye var. Size de çok iyi gelecek.

Bir gün bir nehrin kıyısında bir dedeyle torunu oturuyormuş. Dede masallar anlatıyormuş. Sonra yanlarına bir at gelmiş. Atın ne ismi ne damgası varmış. Çok eski zamanlarda geçiyor. Çocuk dedesine "Atın sahibi yok" demiş. Dede de "Hadi gelsin bizimle, sahibini bulur" demiş. İlerlemişler, ilerlemişler. Birinci köye gitmişler, kimse çıkmamış. Sonunda gidecekleri son noktaya gelmişler. Adamın biri çıkagelmiş ve "Bu at benim" demiş. "Nasıl buldunuz? Üstünde ne bir imza var ne bir damga." Bilge dede demiş ki: "Biz bulmadık vallahi. At kendi yolunu buldu." Adam şaşırmış. Ama dedenin asıl bilgeliği şu cümlede: "At yoldan çok çıkmak istedi ama biz onu sadece yolda tuttuk."

Ben hep böyle anlatırım. Bilinçdışın, öğrendiklerin, alışkanlıkların, belki o adamı arama dürtün ya da seni çalışmaktan alıkoyan şey her neyse, bilinçaltındaki yanlış öğrenmelerimiz bizi yoldan çıkarmak ister. Ama onu yola getirecek şey bilincin gücüdür. Bilinçdışına söz geçirecek olan aslında bilincindir. Bazen doğru bir kelime, bir hissi fark etmek, o duyguya doğru kelimeleri söylemek kişide bir aydınlanma yaratır. Yoldan çıkmak istesek de bizi yolda tutacak şey içimizdeki bilgedir, yani bilincimizdir. Pusula böyle bir şey.

İç pusulanı nasıl okursun?

Evet, kalbin başka bir şey söyleyebilir. Ama seni gerçekten doğru yolda tutacak yön neresi? Bunu bulmak için bedenine dikkat edebilirsin. Beden yalan söylemez. Hislerin karışık olabilir, düşünceler seni kandırabilir ama beden asla kandırmaz.

İç pusulanın ilk adımı şu soru: Bu seçim beni gerçekten destekliyor mu, beni topraklıyor mu, yoksa beni köreltiyor mu? En önemli soru bu. Seçimin seni genişletiyor mu, yoksa daraltıyor mu? Genişletiyorsa, seni topraklıyorsa, sana gerçekten destek oluyorsa doğru yöndür. Daraltıyorsa yanlış yöndür.

İlişkilerden örnek vereyim. Bazı adamlar ilk on gün sana çok iyi gelir. Heyecan verici mesajlar, ilgi dolu bir merak. Sonra kaybolmalar, çelişkiler, tutarsızlıklar başlar. Kendini hep ispat etme çabasında bulursun ve ruhun daralmaya başlar. Bu adam ilk başta sana iyi gelmiştir. İlk başta rahatlatan bir enerji gibi görünse de aslında seni daraltan bir enerjidir. Kısa vadede iyi gibi görünür, uzun vadede kötü gelir. Bu döngüyü belirsiz bırakan erkekler ve kadınlar yazısında da konuşmuştuk.

İç pusulanı keşfetmek için tekerleği yeniden icat etmene gerek yok. Bedenine bak. En sade ve en doğru yol insanın bedenidir. Spora gitmek mesela ilk anda daraltır seni, değil mi? Üşenirsin, gitmek istemezsin, canın sıkılır. Benim de öyle oluyor. Dün hatta öyle oldu, hiçbir şey yapmak istemedim. Beden direnç gösterir ama bittikten sonra nefesin açılır. Bedenin güçlenir, zihnin toparlanır, uykun düzelir. Auran da yükselir. İşte gerçek bir genişleme bu. Yükseliyorsun, ışıldıyorsun.

Anlık genişleten ama sonra daraltan şey yanlış yöndür. Alkol de öyledir mesela, anlık iyi gelir ama sonra kötü gelir. Bağımlılık da böyledir. Seni anlık zorlayan ama sonra genişleten, sonra iyi gelen şey doğru yöndür. Bir seçim seni anlık genişletebilir ama uzun vadede daraltıyorsa o bir genişleme değil. O senin enerjini düşüren bir şeydir.

Pusula duyguyla mı çalışır, akılla mı?

Bunu hem erkekler hem kadınlar için söylüyorum. Niyetinizi netleştirerek yola çıkmak önemli. Duygularını fark etmen önemli, çünkü duygular nereye gideceğini belirliyor. Ama duygusal olarak hissettiğin her şey doğru yön olmayabilir. Mutlaka aklının da onayı lazım. Bu pusula duyguyla ve akılla birlikte çalışır, tek tarafla değil.

Bilge dedenin örneğini hatırla. Bilincinle kendini yolda tutacaksın. Hep yoldan çıkmak isteyeceksin. Evet, yanlış kişiler hayatına girebilir. Güzel şeyler hissedebilirsin. Ama seni yoldan çıkarıyorsa kendini yola getirmelisin.

Bu seçimi gerçekten neden yapmak istiyorsun?

İç pusulanı doğru okumak istiyorsan ikinci soru bu. Hemen örnekleyelim. "Seviyorum." Bu bir duygu. Ama gerçekten seviyor musun, yoksa yalnız kalmak mı istemiyorsun? Korkuyla karar verirsen bu seni yine yönsüz yapar, yanlış bir yöne götürür.

"Benim için iyi biri." Peki, iyi biri olabilir, güvenli biri olabilir. Ama içinde sana iyi hissettiriyor mu? İyi hissettirmiyorsa ileride seni yine yönsüz yapabilir.

Seçimin değerini büyütüyor mu, küçültüyor mu? Değerini büyütüyorsa doğru yöndür, küçültüyorsa yanlış yöndür. Yönünü doğru bulmak için şunu sor: Bu seçimi gerçekten neden yapmak istiyorum? Beni büyütüyor mu, küçültüyor mu? Seni büyüten şey sana gerçekten değer katar. Seni küçülten şey değerini götürür. Kendi değerini başkasının gözünde aramak da tam bu küçülmeyi getirir.

Karar veremeyen insanlar vardır. Yemek yemeye gidersin, yemek seçerken bile kararsız kalırsın. Benim gözlemlediğim kadarıyla kararsız insanların frekansı çok düşük. "Onu bilmem, bunu bilmem" derler. O yüzden kararlı olmak çok önemli. Ama kararlı olmak için de yönünü bilmelisin. Doğru yönde kararlı olmak.

Disiplin acı çekmek midir?

Yönünü bulmaktan sonra ikinci dinamik iç disiplin. İç disiplin, o yönde ilerlerken başardıkça daha çok ışıldamanı sağlar.

Disiplin acı çekmek değildir. Birçok kişi disiplini acı çekmek olarak algıladığı için soğuk bir değer gibi gelir. Oysa disiplin kendini zorlamak da değildir, katılık da değildir. Gerçek disiplin, kendine verdiğin küçük sözleri tutmaktır. Binlerce kilometrelik yol bir adımla başlar derler ya. Birçok kişi disiplinsizlikten o adımı atmaz.

Örneğin "Her gün bir saat yürüyüş yapacağım" dedin. Her gün bir saat yapamıyorsan o küçük sözü küçült. İsteğini mikrolaştır. "Bir saat olmasa da yirmi dakika yürüyeceğim" de. Ama o sözü tut. Çünkü sözünü tuttukça öz saygında ve değerinde yükselirsin. Bu da seni parlatan bir şeydir.

İlişkide de öyle: "Bir daha gece ikide bu adamdan mesaj beklemeyeceğim. Cevap gelmedi diye kafaya takmayı bırakıyorum. Kendi keyfime odaklanacağım. Artık sevginin kırıntısına razı olmayacağım. Kendimi değersiz hissettiren yerde bulunmayacağım. Beni değersiz hissettiren insanlara sınırımı çizeceğim. Gerekirse oradan ayrılacağım." Bedenimiz bize sinyal veriyor. Bedenin daralıyorsa gitmeyeceksin, genişliyorsa gideceksin. Pusulan bu.

Bu küçük sözler büyük enerjiyi doğurur. Kendine verdiğin küçük sözleri tutmaya gayret edersen hayatının dizginlerini de ele almaya başlarsın. At metaforu bu yüzden çok önemli. Küçük adımlar, küçük sözler ve bunları tutabilmek. Kendine büyük sözler verirsen onları tutmakta zorlanabilirsin. Dişil enerjin düşüyorsa işe bu küçük sözlerden başlayabilirsin.

At imgesiyle hangi afirmasyonu yapabilirsin?

Bugün at imgesini düşün ve kendine şunu söyle:

"Yönüm beni büyütüyor. Yönümü her geçen gün daha iyi netleştiriyorum. Kaliteli seçimler yapıyorum. Seçimlerim beni koruyor ve asaletim beni yükseltiyor."

Gün geçtikçe bu söylediklerimin zihninde yerleşmeye başladığını göreceksin.

Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ERDEM TAŞKINSU
 

Kendini Güncelle markasının kurucusu olan Erdem Taşkınsu, İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji, Anadolu Üniversitesi'nde ise Sosyal Hizmetler Danışmanı bölümlerinden mezun olmuştur.
Atılım Üniversitesi’ndeki Aile Danışmanlığı programını başarıyla tamamlayan Erdem, önemli isimlere iş ve ilişki danışmanlığı yapmanın yanı sıra, geniş kitlelere yönelik öğretici konuşmalar düzenlemektedir. Atılım Üniversitesinde "Temel Koçluk ve  Mentorlük " dersleri vermiştir. 

YouTube/@erdemtaskinsu kanalındaki videoları 43 milyondan fazla izlenmiş olup, Milliyet gazetesinde ilişkiler ve kişisel gelişim üzerine yazıları yayımlanmaktadır.

ERDEM HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ 
 

Ofis :

0 505 260 95 96

Takip

  • Instagram
  • Youtube
  • Facebook
  • X
  • TikTok
  • LinkedIn

Email 

bottom of page