Erkeklere Her İstediğini Yaptıran Kadınların Sırrı: Bu Sırrı Bilen Kadınlar Yönetiyor
Etrafınızda bazı kadınların her istediğini yapan adamlar görüyorsunuzdur. Bir arkadaşınız vardır, adama ne dese yaptırır. "Ahmet'e şunu aldıracağım" der, Ahmet alır. "Ahmet beni şuraya götürecek" der, Ahmet onu oraya götürür. Sen de baktığında içinde bir muhasebe yaparsın: "Ben de kendine bakan, bakımlı, kendine özen gösteren güzel bir kadınım. Niye böyle biri karşıma çıkmıyor?" Ya da partnerine bir şey söylersin, hemen tartışma açılır. Artık söylemezsin, içinden geçer. Bu işin sihri nedir? Bugün bunu konuşacağız.
Bu adamlar neden pervane gibi etrafında dönüyor?
Bu aslında çok merak ettiğiniz bir konu. Videolarda hep şu söylenir: "Muhtaç olmayın, güçlü kadın olun, kendinize yetin." Ben de yer yer söylerim. Ama iş hiç de göründüğü gibi değil. O pervane gibi dönen, her istediğini yapan adamlar aslında duygusal olarak bağımlı, duygusal olarak muhtaç. Bugün hiç bakmadığınız bir köşeden bakacağız. Bu bana danışmanlıkta çok sık sorulan bir şey.
Bu sadece senin yapacaklarınla ilgili bir şey değil. Kadının beklentileri, değerleri ve adamın ihtiyaçlarıyla ilgili. Özendiğin bu etkiyi sağlayan kadınların sırrı sadece aura değil. Onun aldığı sonuçları istiyor olabilirsin. Ama onun ödediği bedeli de ödemeye razı mısın? Belki de bu bedeli ödemek istemediğin için karşına çıkanları eliyor da olabilirsin arkadaşım.
"Ne demek istiyorsun Erdem?" diyebilirsiniz. İstediklerini erkeklere kolaylıkla yaptıran kadınlarda özel bir şey mi var? Aslında özel bir şey yapmıyorlar. İki taraf arasında, birbirinden ne bekleyeceğini bildiği, bilinç dışında gizli bir kontrat var. Bu kontrat ilişkinin başında oluşuyor.
Kuaför örneği gizli kontratı nasıl anlatıyor?
Şöyle açıklayayım, daha da netleşecek. Çok eskiden kuaföre gittiğimde şöyle bir sıkıntı yaşardım. Bunu yaşayanlar da vardır. Kuaför bazı müşterilere olağanüstü ilgi gösterir. Seni randevuyla alır, araya alamaz. Ama başkası aradığında "Aa abicim" der, onu hemen araya alabilir. Sen de o sırada "Bunun farkı ne? O müşteri ne yaptı?" dersin ve kendini değersiz hissedersin.
O müşteri büyük olasılıkla bilinçli bir şey yapmamıştır ama bir sinyal yayıyordur. Belki yüksek bahşiş veriyordur. Sallıyorum, bilmiyoruz. Belki kıyafetinden, pozisyonundan bir statü kokusu geliyordur. Belki kuaför "Bu kişiyle iyi geçinirsem işime yarar" diye düşünüyordur. Ya da müşteri çok rahat bir tavırdadır, kuaföre pek değer vermiyor, umursamıyor gibi davranıyor, üst perdeden konuşuyordur. Bu rahatlık, bu tavır kuaför tarafından değerli olarak okunuyor ve ona ayrı bir özen gösteriliyordur. Yani gizli bir çıkar ilişkisi, gizli bir kontrat vardır. Müşteride bir özellik var, kuaförde de o özelliğin işine yarama ihtimali var.
İlişkilerde de benzer bir yapı var arkadaşlar. Merak ediyorsunuz ya, o kadın farklı ne yapıyor diye. Kadının bazı özellikleri var, adamın da bir fonksiyonu var. İki yapıyı da anlatacağım.
Her istediğini yapan adamın içinde ne var?
Önce adam tarafına bakalım. Pervane olan adamların özellikleri ne? Ortak özellikleri aşık olmaları. Ama sadece aşk ve tutku demeyeceğim. Esas ortak nokta değersizlik duyguları ve yetersizlik hisleri. Parası olabilir, çok zengin de olabilir. Ama yetersizlik hissi öyle bir şey ki, bir erkek daha iyisine layık olmadığını, yeterince hak etmediğini hissediyorsa bulduğu kişiden değer alabilmek için devamlı fedakarlık yapar, çırpınır. Bugüne kadar size hep kadınların fedakarlık yaptığını söyledim. Bu adamlar da bir kurban psikolojisinde, kurtarıcı kurbanlardır. Yaşam karşısında gereken kaynakları bulmuş, güçlü adamlar ama yine de kendini yetersiz ve değersiz hissediyor olabilir.
Etkilendiği kadını tutabilmek için çok fazla fedakarlık, fazla taviz vermesi gerektiğini düşünüyordur. Belki aldatılma korkusu vardır. Belki kendine güvenmiyordur. Belki kadın çok dikkat çekicidir ve adam kendini onunla kıyaslıyordur, kendini onun kadar çekici görmüyordur. Bu onayı almak için bunu başka kaynaklarıyla telafi etmeye çalışıyordur. Bunun psikolojik bir boyutu da olabilir. Adamın annesiyle yaşadığı bir problem vardır, bunu çözememiştir ve şimdiki eşiyle ya da sevgilisiyle bu tetikleniyordur. Diyelim annesinden o sevgiyi alamamıştır. Alamadığı o sevgiyi kadının ihtiyaçlarını gidererek, verdiği konforla, rahat yaşamla, onun onayını alarak almaya çalışıyordur. Onun onayıyla duygusal anlamda güçlenmeye çalışıyordur. Hayat karşısında zaten güçlüdür.
Merak ediyorsunuz ya, o kadınlarda ne buluyor? Arkadaşlar, kendi içindeki bir eksikliği o kadında kapatmaya çalışıyor. Özetleyeyim: Bu kadar emek harcayan, her dediğini yapan erkeklerde çoğunlukla içsel bir yetersizlik hissi olabilir. Bu hissi tetikleyen kadın o adamın gözünde değerli bir ödül gibi olur. Adam bir taraftan o kadını devamlı kaybetme ihtimalini yaşar, bir taraftan da yaptıklarıyla onu memnun edebilmeyi, elde tutabilmeyi öğrenmiştir. Bu ödülü kaybetmemek için ömür boyu onun yaveri olur. Ta ki kendiyle ilgili o dramayı, o travmayı çözene kadar. Kadının hayatta kendine yetmesi bu yüzden de çok önemli, videolarda hep vurgularım. Bu bir ara nottu, konunun kendisi değil.
Bu kadınlar istediklerini nasıl yaptırıyor?
İstediklerini yaptıran kadınların özel bir taktiği yok. Bunu doğal olarak, duygularıyla yapıyorlar. Nasıl? Kadın, adamın kendisini merkeze aldığını hissediyor. Adamın hassasiyetini görüyor, ilişkide gücün kendinde olduğunu hissediyor ve bunu çok iyi yönetebiliyor. Böyle bir becerisi var. Bu tarz erkekler genelde eş merkezlidir, aşıktır ve kadını mutlu etmeye programlıdır. Çünkü ondan alacakları bir onay vardır.
Ama madalyonun bir de diğer yüzü var arkadaşlar. Bu kadınlar bu adamlara, adamların onlara aşık olduğu kadar denk bir sevgi yoğunluğuyla aşık mı? Burası çok önemli. Cevap çoğunlukla hayır olabiliyor. Evetse ne güzel. Ama bu tarz ilişkilerde hayır olma ihtimali çok daha yüksek. Çünkü kadın yeterince aşık değil, mesafeli duruyor. Adam da hayatı boyunca o mesafeyi, o memnuniyetsizliği kapatmaya çalışıyor. Sanki adamda bir defo var da onu kapatıyormuş gibi. Bu, o yetersizlik duygusundan geliyor. Kadında değersizlik duygusu olduğunda fedakarlık yapmaya çalışıyor ya, bu da onun erkeklerde işleyen versiyonu. Erkek o mesafeyi kapatmak, kadını mutlu etmek için gücüyle, maddi imkanlarıyla devamlı çalışıyor. Ama duygusal olarak hep bir mesafe var.
Bu ilişkide duygusal olarak muhtaç olan kim?
Size soru bu. Burada duygusal olarak muhtaç olan kadın değil, adam. Bir partneriniz varsa ve duygu yoğun, romantik bir ilişkiniz varsa, bu tarz örneklere ya da bu tarz arkadaşlarınıza bakıp "Neden benimki de seninki gibi yapmıyor?" diye kıyaslayarak ilişkinizi sakın yıpratmayın. Bir ilişkin yoksa da böyle ilişkileri doğru model diye sahiplenmemek önemli. Çünkü ilişkiler sadece mantıkla olmaz, sadece duyguyla da olmaz. Duyguyla, yürekle, gönülle başlamalı ve mantığın da onay vermeli. İdeali nedir diye soracak olursanız böyle bir tarif yapabilirim.
Buraya kadar anlattıklarım benim gözlemlerim. Bu, kadınların, gençlerin de özendiği bir tablo: "Adam yapsın, böyle bir ilişkiyi niye bulamıyoruz?" Bu işin kolay yolu ve bu bir seçim. Bunu kimse yargılayamaz bu arada. Aşk ve sevgi olan ilişkilerde ben kadınlarda şunu gözlemledim: Kadın lükse, konfora takılmak yerine adamla tatilde güzel vakit geçirmeyi düşünür, amacı odur. Adamı arkadaşlarına anlatırken "Ahmet'e şunu aldıracağım, bak bakalım bana alacak mı" gibi görev odaklı ifadeler yerine adamın sevgisini, yaptığı sürprizleri anlatmayı seçer.
Yani sizi bu konuya getiren "Her dediğini yaptırıyor, ne güzel" tablosu göründüğü gibi değil. Arkasında genelde kadının aşk ve sevgi tarafında adam kadar yoğun olmaması vardır. Bunu bu tarz hareketlerinden görürsün. Adam bunu eforuyla kapatır. Bu mesafe adamı tetikliyor. Bu yüzden daima tetikte, aportta, hazır. O yüzden onun bir dediğini iki etmiyor, her şeye katlanmaya da hazır.
Duygusal mesafe bir taktik olabilir mi?
Burada şöyle bir sonuç çıkarmamak çok önemli arkadaşlarım: "O zaman duygusal mesafede durup adamı süründüreyim." Böyle bir taktik çok saçma olur. Bu mesafeyi taktikle yapamazsın. Kadın zaten duygusu kadar duruyor. Ama şu çok önemli: Duygusal olarak muhtaç olmamak. Bilinçli olarak bir şey uygulamak istersen, duygusal olarak muhtaç olmamak senin çekimini doğal olarak artıran bir şeydir. Bizim hikayemizde duygusal olarak muhtaç olan kim? Adam. Ama kaynak adamda, güç adamda olduğu için ilişki sürmeye devam ediyor.
Tam burada bazılarınızın kafasında şu cümle dolaşıyor olabilir: "Erdem, adamın çıkarını hep düşünen taraf ben oldum zaten. Her şeyi ben organize ettim. Ne oldu? Az önce lüks değil, onunla keyifli bir tatil önemli dedin ya, ben zaten hep onun çıkarını düşündüm." Burada çarpıtarak algılamamak çok önemli. Böyle düşünenler olabileceğini tahmin ediyorum. Sana cevabım şu arkadaşım: İlişki tek taraflıysa, olmayan bir şeyi oldurmaya çabalıyorsan, övünerek anlattığın bu davranışlar zaten bir ilişki hatası. Adamın alması gereken sorumlulukları sen aldıysan, her şeyi sen düşündüysen ve bunu meziyet gibi anlatıyorsan, bu senin ilişkide yaşadığın bir kısır döngü. Ben böyle bir şey söylemiyorum. Benim söylediğim organik, iki taraflı, karşılıklı ilişkiler.
Sen "Böyle yaparsam beni daha çok sever" niyetiyle yapmışsın ve kendi üstüne basarak fedakarlık yapmışsın. Senin de burada gizli bir çıkarın var: sevgi. Adam da orada şunu diyor: "Bu kadın benim onayım için emek harcıyor. Demek ki benim için uğraşıyor, demek ki ben değerliyim." Ve kendini üstte hissettiği yerde emek harcamayı bırakıyor. Bunu da senin eylemlerin yapıyor. Benim kastettiğim, böyle bir ilişki için saçını süpürge etmen değil. Bu tek taraflı bir ilişki tablosu. Olayı çarpıtmadan algılayalım.
Ama iki taraflı bir ilişki de var. Adam senin için de bir şeyler yapmak istiyor. Sen de tercihini ilişkiden, duygudan, sevgiden yana kullanıyorsun. Bu organik bir ilişki. Sevgisi ve aşkı partneri kadar yoğun olmayan kadın seçtiği partnerlere dikkat etmeli. Değersizlik hissi çok yoğun olan ya da kendini partneri kadar değerli görmeyen adama, kadının her ilgisi kendi değerini doldurmak için bir lütuf gibi geliyor. Bu yüzden peşinde koşuyor. Kadının ilgisi o adam için doping.
Taktik arayan, yeni gelen okuyucular şöyle bir anlam çıkarmasın: "O zaman sevmeyelim mi?" Hayır arkadaşlar, böyle bir şey yok. Ben bu tablonun arkasındaki dinamiği anlatıyorum. Başta söylediğim değersizlik, yetersizlik, kendini kıyaslayıp daha altta algılama. Böyle bir adam aşık olduğunda onaylanmak için kadının her dediğini yapma refleksi devreye giriyor. Adam duygusal olarak kadına muhtaç. Kadın ise kaynak olarak adama bağlı.
Mantık mı duygu mu?
Başlıktaki gibi bir ilişki arayışın varsa bu tabloya bakıp düşünmen gerekiyor. Böyle bir ilişki istiyorsan önce şu sorunun cevabını vermelisin: Mantık mı, duygu mu? Mantığı seçtiğinde belki ömür boyu güvenli bir hayat. Gerçi hiçbir şeyin garantisi yok. Ama bunun bir yan etkisi var: Ömründe duygusal boşluk yaşama riskin olabilir. Başta söylediğim bedel de bu arkadaşım.
Dönüp dolaşıp olay senin değerlerine geliyor. Hayatta, ilişkide aradığın değerler neler? İş hayatında başarının ölçeklerinden biri paradır, çok önemlidir. Özel hayatta da önemlidir. Para olmadan bir yerden bir yere gidemiyorsun. Ancak parayı öncelik haline getirdiğinde kendi gönlünü, duygularını kaçırıyor olabilir misin? Gözlemliyorum, insanlar değerleriyle karar veriyor. İlk sıralarda popülarite, başarı, zenginlik geliyor, karakter dördüncü sırada falan geliyor. Karakter dördüncü sıradaysa yanlış karar verme ihtimalin yüksek. Bu ayrı bir konu.
Konuyla ilgili olan şu: İlk sırada senin duyguların gelmeli. Çünkü insan duygularıyla huzurlu, mutlu ve dolu hisseden bir varlık. Duygularına karşı gelerek attığın adım kendi mutsuzluğunun bir teminatı gibi. Duyguların ne diyor? Bu çok önemli. Sonra aklın ne diyor, onay veriyor mu? İkisinin de onayını aldığında doğru kararı bulma olasılığın çok daha artacak.
Bu sırrı merak eden arkadaşlar, akıl ile duygu arasında bir seçim yapacaksanız, bu seçimin sonucunu da hesap edin. Taktik aramak yerine neyi gerçekten istediğinizi ve neyi istemediğinizi bilerek adım atmanız konusunda umarım bu yazı size bir farkındalık oluşturmuştur.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
