Seven Erkek Nasıl Davranır? Seni Seviyorum Demiyor Ama Şu 10 Şeyi Yapıyor
"Seven erkek para harcar" diyorlar ya, çok yanıltıcı. Seni kontrol etmek isteyen de para harcar. Hatta daha rahat harcar. O harcama yaptığını düşünmüyor ki, yatırım yaptığını düşünüyor. Peki güzel sözler diyene ne demeli? Çirkin, küçültücü sözler elbette sevginin bir göstergesi değildir, seven kişi sevdiğinin kanatlarını sökmez. Ama fazla laf yapmıyorsa bu da sevmediğinin bir göstergesi değildir. Hayatındaki en güzel cümleleri seni ghost'layan, belki de en çok inciten adamlardan duymuş olman tesadüf mü? Arkadaşlar, söz dünyanın en bedelsiz malzemesi, ben size söyleyeyim.
Bu adam senin için neyi feda ediyor?
Tek bir soru üzerinde düşüneceğiz arkadaşlarım: Bu adam senin için neyi feda ediyor? Kadınlar olarak "Seni seviyorum" cümlesini duymak istiyorsunuz sanki. Evet, ama aynı cümle seni gerçekten sevmeyen biri tarafından manipüle edilmene de neden olabiliyor. Öte taraftan zor durumda yanında olan adamın seni sevmediğini düşünürken, iki kuru laf, iltifat, ilgi ve bir "Seni seviyorum" cümlesiyle birinin kanması da ihtimal dahilinde.
O yüzden "Seni seviyorum" cümlesini çok sevmem ben arkadaşlarım. Katılırsınız, katılmazsınız, bu benim kendi düşüncem. Çünkü maliyeti sıfır bir şey. Şunu çok net söyleyebilirim: En haz etmediğim insanların ağzında bana karşı bu cümle hep pelesenk olmuştur. Bana çok ucuz geliyor. Ben zorluğumda yanımda duruşuna bakıyorum mesela. Benim için o çok daha etkilidir. Sevginin gerçekten emeğini veren kişi bunun üstüne bir de "Seni seviyorum" diyorsa, o da süsü gibi olur, güzel olur.
Bu yüzden sevildiğini anlamak istiyorsan söze de, paraya da değil, emeğe bakmalısın. Parası var ama seni manipüle etmek için kullanıyor olabilir. Var ama ilişki için kullanmak istemiyor olabilir. Ya da yok ama senin için harika şeyler yapıyor olabilir. Burada ölçüt daima emek. Bir de yanındayken ya da yanında olmadığındaki enerjisi.
Karşımızdaki emek gösteriyor olabilir ama biz fark etmiyor olabiliriz. İnternette, sağda solda gördüğümüz "Çiçek almıyor, bana şunu yapmıyor" gibi şeylere takılarak partnerinin seni sevmediğini sanabilirsin.
Senin için konforunu bozuyor mu?
Birinci davranış nedir biliyor musun? Konforunu bozar. Bu kulağa küçük geliyor olabilir ama insan denen canlıyı hepimiz biliyoruz. İnsan konfor bağımlısıdır. Kumandaya uzanmaya bile üşenen tembel bir varlığız biz. O türün bir üyesi senin için sıcak yatağından çıkıyorsa, seni bir yerden almaya gidiyorsa orada ciddi bir şey oluşuyor demektir. Adam rahatı hiç bozulmadan seviyorsa sen henüz bir şey görmüş değilsin.
Müsaitken herkes sever. Mesele müsait değilken, belki de zor bir anında ne yaptığı. Maçın ortasında "Bir şey mi oldu, seni dinliyorum" diyebiliyor mu? İşten bitkin dönmüş ama senin kötü bir gününe denk geldiyse sana yarım saat ayırıp "Ne oldu hayatım?" diyebiliyor mu? Gece yolda kaldığında "Geliyorum" diyebiliyor mu, yoksa sana çekici numarası mı atıyor? Uykusundan, planından, keyfinden senin için kesinti yapabiliyor mu?
Bunların hiçbiri bir kahramanlık değil arkadaşlar. Zaten olay da bu. Sevgi kahramanlık anlarında değil, yoksa o zaman manipüle edilirsin. Küçük konfor kayıplarında, rahatın bozulduğu anlarda belli oluyor. Bunu başına kakmadan yapması çok kıymetli. "Senin için neler feda ediyorum" diye sürekli hatırlatıyorsa o konforunu bozmak değil ki. O seni yönlendirmek, manipüle etmeye çalışmak. Rahatı yerindeyken herkes sever. Sevgi rahatının bozulduğu yerde başlıyor.
Para gerçekten sevginin kanıtı mı?
İkinci davranış, paraya nasıl bakacağımız. Mesele kaç para olduğu değil, o kişi için neye mal olduğu. Para meselesiyle girişte açtık, şimdi kapatalım. "Seven erkek para harcar" cümlesi yarım doğrudur ama tam bir yanlıştan çok daha tehlikelidir. Özellikle etiketten, paradan, şandan şöhretten etkilenen bir kadını çok yanlış yönlendirebilir.
Evet, parası olan ve paraya değer veren biri seni seviyorsa parasını ilişki için harcar. Bu doğal. Ama harcamanın kendisi bir kanıt değildir. Çünkü manipülatör de harcar, dolandırıcı da harcar. İlk başta senden para almak isteyen de harcıyormuş gibi gözükebilir.
O yüzden parada iki şeye bakman çok önemli. Birincisi, bu adam kendi normaline göre fazlasını mı yapıyor, yoksa normalini mi sana empoze ediyor? Ya da kendi normalinden de mi ilişkide kısıyor? İkincisi, seven erkek bir para harcadıysa o parayı unutur. Ama seni parayla elinde tutmak isteyen biri harcar ve bunu deftere yazar. Arka planda kendi bilinçaltıyla senin bilinçaltın arasında böyle bir anlaşma vardır ve zamanı geldiğinde bunu kullanır. Nasıl kullanır? İlişki istediği gibi gitmediğinde "Ben senin için neler yaptım" der. Sen kendini borçlanmış gibi hissedersin ve alıştıkça daha da kötü bir duruma düşersin.
Sana boş zamanını mı veriyor, yok zamanını mı?
Üçüncü davranış, yok zamanından verir. Bak, sana boş zamanından verir demiyorum, yok zamanından verir. Zaman konusunda herkes aynı cümleyi kurar: "Vaktim yok." Bu palavra bence arkadaşlar. Bugün zaten kimsenin vakti yok, o kadar doluyuz ki. Mesele vakit bulmak değil, vakit ayırmak. İnsan neye öncelik verdiğini sözle değil, eylemiyle gösterir.
Şu ayrıma dikkat et. Canı sıkılınca seni arayan adamla, işinin başında sıkışıkken beş dakika bile olsa kısa bir ses veren adam aynı değildir. Birincisi boşluğunu seninle dolduruyordur. İkincisi dolu ama sana yer açıyordur. Boş zaman vermek kolay, o zaman zaten artıktı. Sana değil ki, o zamanda her şeyi yapabilirdi.
Kıymetli olan dolu haftadan kesilen dilim. Proje teslimi, sınav haftası, belki ailesiyle dertli olduğu bir dönem. O dönemlerde bile sana küçük de olsa bir yer ayırabiliyorsa, mesajın "görüldü"de kalmıyor da araya sıkıştırılan bir aramaya dönüşüyorsa orada bir öncelik var demektir. Bunu illa uzun buluşmalarda yaşaman gerekmiyor. En yoğun gününde attığı iki satırlık "Bugün berbat, akşam ararım" mesajı bile yeterli olabilir. Küçük bir şey. Kafası dolu ama sen adamın zihninden gitmemişsin.
Bu yüzden şunu hep hatırlayın arkadaşlar: Para kazanılır, kaybedilir, geri gelir. Zaman ise geri gelmeyen tek kaynaktır. Boş zamanını veren seni oyalıyordur ama dolu zamanını ayıran biri kuvvetle muhtemel seni seviyordur.
Sıkıcı işlerde yanında mı?
Dördüncü davranış, sıkıcı işlerde de yanındadır. Romantik bir akşam yemeği güzeldir elbette. Ama sana bir şey söyleyeyim mi güzel arkadaşım? O yemek onun da hoşuna gidiyor. Loş ışık, güzel yemek, karşısında hoşlandığı bir kadın. Asıl test bambaşka bir yerde.
Mesela nerede? Birlikte hastaneye gitmeniz. Söylemesi bile can sıkıcı. Sabah numaratörden fiş alınmış, plastik bir sandalyede üç saat bekliyorsunuz. Belki bir taşınma günü, bir sürü angarya iş. Servise götürülecek bir araba, monte edilecek bir dolap. Bu işlerin ortak özelliği ne biliyor musun? Sıfır keyif, sıfır izleyici, sıfır alkış, sıfır fotoğraf. Kimse "Bugün sevgilimle nüfus müdürlüğünde çok güzel sıra bekledik" diye story atmaz. Adamın orada olmasının tek bir getirisi var: Senin yükünü hafifletmek. Burada ne var biliyor musun? Saf sevgi.
Bazı kadınlar bunu görmeyebiliyor ve "Çiçek alıyor mu?" diye düşünebiliyor. Elbette çiçek alması da güzel olurdu. Ama tatlıyı ararken ana yemeği kaçırmamak gerek.
Buna senin çevren de dahil olabiliyor. Sen istiyorsun diye sıkıcı arkadaşlarınla vakit geçirmeyi kabul etmesi. Bayramda ailenin kapısını çalması, babanın ricasıyla onun yarım kalan bir işinin peşinde koşması, akrabandan birine emek vermesi. Akraba sofrasındaki saçma sorulara gülümseyerek tolerans göstermesi. Bunları ailene ya da arkadaşlarına bayıldığı için yapmıyor çoğu zaman. Sen orada olduğun için, sırf senin dünyan olduğu için sırtlanıyor.
Filmlerde bize havaalanında elinde çiçeklerle koşan adamı gösterirler. Ama kimse hastane koridorunda sevgilisini beklerken uyuyakalan adamı pek göstermez. O adamın sevgisi gösterişli olmaz. Ama gerçek sevgi ikincisinde, sıkıcı olanda saklı. Sevgi dediğin şey tam olarak bu.
Kavga ederken bile çizgisini koruyor mu?
Beşinci davranış arkadaşlar, kavganın bile bir ahlakı, bir çizgisi vardır. Adam psikolojik anlamda senin kolunu kanadını kırmak, canını acıtmak istemez. Bu madde çok önemli, çünkü bir adamı iyi gününde tanıyamazsın. İyi gününde herkes centilmendir. Karakter öfke anında, zor zamanda ortaya çıkar. Birini esas ayrılırken çok iyi tanırsın. Öfke makyajı bozar arkadaşlar. Makyaj gittiğinde de gerçek ortaya çıkar.
Seven adam da, seven kadın da elbette kızar. Sesi yükselir, kapıyı çekip hava almaya gider. Bir melekten bahsetmiyoruz, bunlar hayatın içinde olan şeyler. Ama şunu demek istiyorum: Öfkeliyken bile senin kırılgan yerlerine, seni çok acıtacak, moralini bozacak noktalara gitmek istemez. Bir gece ona güvenip anlattığın o şeyi, belki o sırrı, belki o yarayı kavganın ortasında koz diye masaya sürmek onun da canını sıkar, çünkü senin canını sıkacağını bilir. Seni aşağılamaz. Hele başkalarının yanında asla.
Bunlar önemli şeyler. Bunu bir danışmanlık olarak söylemiyorum, çevremde gözlemliyorum. Aşağılamayla, ezmeyle, devamlı yererek ve inciterek giden ilişkilerde sevgi zamanla azalıyor. Zaman geçtikçe kopmalar oluyor, ayrılık oluyor. Seven adam her tartışmada sana ayrılık kartını da çekmez. "O zaman biter", "Bak kaybedersin" cümlelerini her kavgada duyuyorsan orada bir şey var. Onu konuşmak lazım.
Kötü gününde yanında duran kim?
Altıncı davranış, çok önemli. Flört zamanlarında kadınlar bakımlı, en şık halleriyle buluşur. Adam senin en iyi anlarını görmüştür. Sen birçok kişi için bir ödül gibisin. Ama gerçekten seven adam sen ödül değilken de yanındadır. Neşeliyken, bakımlıyken, hayatın yolundayken sevilmek kolaydır. Herkes senin o birinci sıradaki haline bakabilir.
Asıl soru şu: Üç dört gün hastalandığında, bir grip olduğunda, çekilmez bir halindeyken canını hoş etmeye çalışan kim? İşler ters gittiğinde, moralin dibi bulduğunda yanında duran kim? Sen yük olduğunda, ki bazen hepimiz yük oluyoruz ve bu ayıp değil, kaçmayan kim? Bu çok önemli.
Ama burada ideal insan tarifi yapmayacağız arkadaşlar. Seven adam da seven kadın da yorulur. "Sen sonsuza kadar depresyondasın, ben de seni sonsuza kadar çıkartacağım" diye bir şey yok. Senin kötü dönemin onu da yıpratır. Bazen bunalır, sabrı taşar, yanlış bir cümle kurabilir. Ama bu onu sevgisiz yapmaz, insan yapar. Fark şurada: Bunaldığında kapıya mı gidiyor, yoksa yanına mı geliyor? Yorgunluğunu sana mı fatura ediyor, yoksa yorgun ama yine de orada mı?
Sen parlarken küçülmüyor mu?
Yedinci davranış, bir önceki maddenin ters yüzü. Sen parlarken küçülmeyen bir adam. Terfi haberini verdiğinde ilk sevinen o mu, yoksa odaya bir sessizlik mi çöküyor? Senin başarın, kazandığın para onun egosuna dokunmuyorsa, gelişiminden rahatsız olmuyorsa, seni aşağı çekecek hamleler yapmıyorsa, kötü gününde kalan adamın iyi gününde de gerçekten senin olduğunu görürsün arkadaşım.
Seven adamlarda bu söylediklerimin çoğunluğu vardır. Ben de bakıyorum, bende var mı diye. Mütevazı olmayacağım, evet bende var. Kendimden, gerçekten seven arkadaşlarımın özelliklerinden ve gördüğüm örneklerden yola çıkarak anlatıyorum. Sevgi senin küçülmeni istemez, yer açar.
Seni gerçekten dinliyor mu?
Sekizinci davranış. Artık en kıt kaynak ne biliyor musunuz? Dikkat. Herkes telefona bakıyor. Böyle bir çağda adam telefonu bırakıp seni dinleyebiliyorsa bu önemli. Bazen o bakıyordur, bazen sen bakıyorsundur, aralarda olur bu. Gerçekçi şeylerden bahsediyoruz. Kastettiğim şu: Telefona baktığını fark ettiğinde hemen dikkatini tekrar sana çeviriyor mu?
Dikkat nerede görünür? Detayda. Kahveni nasıl içtiğini bilir. Geçen ay lafın arasında söylediğin toplantının bugün olduğunu hatırlar, akşam "Nasıl geçti?" diye sorar. Kardeşinle aranın limoni olduğunu aklında tutar ve konuyu seni incitecek şekilde açmaz, deşmez. Seni başkalarının yanında rencide etmez. Sen anlatırken dinler. Kendi cevabını hazırlamak, haklı çıkmak, seni köşeye sıkıştırmak için dinlemez. Gerçekten dinler.
Sen yokken seni koruyor mu?
Dokuzuncu davranış, sen yokken seni korur. Bak, bu çok önemli. Sen odada yokken seni sağda solda satmaz. Bir ilişkinin gerçek hali baş başa anlarda değil, birbirinizin olmadığı anlarda görülür. Arkadaş masasında senin adın geçtiğinde onun ne yaptığı önemlidir. Seni seven adam seni dedikodu malzemesi yapmaz, mahreminizi masaya sermez, kavganızı arkadaş ortamında gülerek tek başına anlatmaz.
Yanlış anlaşılmasın, birlikte gülebildiğiniz, birlikte espri malzemesi yaptığınız bir şeyse anlatır. Belki kavgayı da anlatır ama zaten komiktir ve siz de anlatıyorsunuzdur. Bunda bir problem yok. Mesele şu: Sen yokken kurduğu cümlelerde bile sana bir saygı payı bırakır. Saygıyı kaybettiysen sevgi de kesin gidiyor arkadaşım. Bu adamlar saygıyı korur. Çünkü şunu çok iyi bilir, sen de biliyorsun zaten: Arkandan kurulan cümleler, yüzüne söylenenlerden çok daha doğrudur.
Seni hayatında saklıyor mu?
Onuncu davranış, bir öncekinin kardeşi: Seni saklamaz. Hayatının görünen bir tarafında durursun. İlk tanıştığınız bir iki aylık ilişkiler için de söylüyorum, belirsiz bir bölgede durmazsın.
Bu anlattıklarımla size ütopik, ideal şeyler değil, hayatın içinden sağlam ve gerçekçi bakış açıları vermeye çalıştım arkadaşlarım.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
