top of page

Kaçıngan Erkek Şu 5 Kadından Niye Vazgeçemiyor? Erkeği Etkilemenin Yolları

2 gün önce
9 dakikada okunur

"O adamın ne ilgisini ne de kaçışını çözebiliyorum. Aynı adamın başka bir kadınla ilişki kurabildiğine de tanık oluyorum. Benden mi kaçıyor, ne oluyor, anlamıyorum." Böyle durumlar var ya arkadaşlar. O anlarda "kaçıngan adam" diye aratırsın, bağlanma stilleri videoları izlersin ve şunu duyarsın: "Kaçınganlar soğuktur, sevemez, kaçın, onlar toksik." İyi de bu kaçıngan dediğimiz adamlar bir başkasıyla olabiliyor, hatta evlenenleri bile var. Kaçınganların beynini anlamak lazım.

Neden kaçıngan biriyle uyumlanman gerekmiyor?

Geçen haftaki videoda bazı arkadaşlar şöyle yorum yapmış: "Niye hep biz erkeklerin huyuna suyuna giden taraf oluyoruz? Bırakın bu erkek yanlısı açıklamaları, onlar gelsin. Niye hep kadınlar değişmek zorunda?" Bu şekilde yorum yapan arkadaşlar taktik aradığı, bugüne kadar o taktiklerle yaranmaya çalıştığı için bu tepkiyi veriyor. Taktik yok diyorum arkadaşım. Biri seninle durmuyorsa önce uyumunuza bakacaksınız. Uyum var mı, yok mu?

Kaçınganlar bu beş kadın davranışını gördüğünde hızla uyumlanıyorlar. Ama ben sana "Kaçınganlarla uyumlan" demiyorum, sakın yanlış anlamayın. Bildiğin gibi davrandığında sende durmayacaksa o senin adayın değil. Ya bunu anlayıp yol yakınken o yoldan gitmeyeceksin. Ya da bu beş profil aklına yattıysa, "Bu davranışları kendime katabilirim, kaçınganları bırak, hayatın içinde de çok işime yarar" diyorsan uyum konusunda yetenek yelpazeni geliştirmiş olacaksın. Kaçıngan adam için değil, kendin için öğrenmen önemli. İşine yaramayacağını düşünüyorsan zaten uygulama.

Adaptasyon, değişebilmek önemli bir şey. Bunu kendi hayatıma da uyguladım. Ben iş kimliğimde sabah akşam, gecenin bir yarısı kalkıp obsesif şekilde çalışmayı seven biriyim. Sadece danışmanlık yapmıyorum, iş dışında başka şeyler de yapıyorum. Ama evi seven, huzuru seven bir tarafım da var. Hayatımdaki kadın ise her kadın gibi gezmeyi çok sever. Bir yerlere gitmek, gezmek bana da iyi geliyor aslında. Sevgililik kimliğimi bu anlamda güncelledim. Çünkü önce bana iyi geliyor, benim de enerjimi yükseltiyor. Partnerimin mutluluğu ilişkiye güzellik katıyor, o ayrı bir boyut. Ama sadece onun için değil, kendim için de yaptığım bir şey.

Hayatın içinde öğrendiğim bir şey daha var. Aynı meslekten, benzer karakterde biriyle, diyelim ikiniz de içe dönüksünüz, birbirinizi çok iyi anlarsınız ama ilişkiniz sıkıcı olabilir. Bunu vakti zamanında deneyimledim. Zıt karakterler olduğunda, iki tarafta da farkındalık ve birbirine uyum kurma yetisi varsa ilişki çok daha keyifli olur. O içe dönüktür, sen dışa dönüksündür, birbirinizi tamamlarsınız. Bu mentalite benim hayatıma katkı sağladı. Ama "Ben böyleyim, karşımdaki değişsin, o bana uyacak" dersen kendine katacağın güzel şeyleri kaçırıyor olabilirsin arkadaşım. Bu anlattıklarım önce sana iyi gelecek. İyi gelmeyecekse kimseyle uyum kurma becerini geliştirmek zorunda değilsin. Kimseyi tavlamak için de yapmamalısın. Önce kendin için yapmalısın. Bizim mentalitemiz bu.

Kaçıngan biri neden öngörülebilir kadını seçer?

Kaçınganların vazgeçemediği bu beş kadın davranışı neymiş? Birincisi, duygusal olarak öngörülebilir olmak. Evet, öngörülebilir olmak. Taktik videolarında "Öngörülemez olun, tahmin edilemez olun" gibi söylemler duymuş olabilirsiniz. Bazen bu yüzden düzgün adamlara denk geldiğinizde onlar sizden güvensizlik sinyali almış olabilir. Ama kaçıngan beyne gitmek istiyorsan çok önemli bir kavramı anlaman lazım. Kaçınganların beyni, kadın olsun erkek olsun, sürpriz sevmez. Ürkerler. Ani patlamadan, sebepsiz soğukluktan, trip atılan durumlardan kaçarlar.

Bir arkadaşımız vardı. Yeni tanıştığı bir çocuk vardı, dönerci dükkanı, lokantası vardı. Çocuk da kaçıngandı. Kız, doğum gününde onun mekanını basar gibi bir sürpriz yapmış. Sonra adam yavaş yavaş uzaklaştı ve kız bunu anlamadı. "Ben kötü bir şey mi yaptım?" diyordu.

Termostatlı bir odayı düşün arkadaşım. Sıcaklık 22 derece. Sabah da öyle, akşam da öyle. İçeri girdiğinde sıcaklıkta bir tutarlılık var, değil mi? Termostatsız bir oda ise bazen 12, bazen 40 derece. Öngörülebilirlikten kastettiğim bu: aşırı değişimler olmaması. Kaçınganlar termostatlı odayı seviyor, hesaplayamayacakları kadınlardan uzak duruyorlar. "Duygusuz mu olalım, robot mu olalım?" diye düşünebilirsiniz. Ama öngörülebilir olmak monoton olmak değil arkadaşım. Duygusal olarak uçlara gitmeden tutarlı olabilmek. Birden aşırı yükseldiğinde, ona aşırı gittiğinde, aşırı hevesli olduğunda kaçınganın kadını da erkeği de kaçar.

Öngörülebilir kadınlar şöyle yaşıyor: Üzüldüğünde üzülüyor, kızdığında söylüyor, sevindiğinde seviniyor, içinde biriktirmiyor. Biriktirmediği için kızdığında aniden yükselmiyor, patlamıyor. Patlama zaten iyi bir şey değil. Üzülmek de kızmak da insani tarafımız ama bastırmak iyi değil. Bu yapıdaki kadınlar bunu doğal olarak yapıyor. Duygularını patlama olarak değil, zamanında ifade ediyor.

Karşısındaki öngörülebilir değilse, iki gün önce sıcakken bugün sebepsiz mesafeliyse, dün gülerken bugün sessizse, kaçıngan birinin beyninde otomatik olarak bir soru çalışıyor: "Ben mi yanlış bir şey yaptım? Yine ne oldu, niye böyle değişti?" Bu soru durdurulamaz arkadaşlar. Çünkü bu adamların ya da kadınların çocuklukta öğrendiği bir denklem var. Yakınlık gösterdiklerinde ebeveynlerinden sevgisizlik, otoriter bir tavır görmüşler ve suçluluk hissetmişler. Yakınlaşmak acı verdiği için yakınlaşmamayı öğrenmişler. Bu kod onların fabrika ayarı.

Şimdi yetişkin haliyle sana bir yakınlık gösteriyor. Ama mesaj attığında ona bir trip, bir soğukluk, bir yargılama geliyorsa kaçıngan beyin ne diyor? "Hiç göstermeyeyim. Bunları hesaplamakla uğraşmayayım." Yakınlık gösterdiğine pişman oluyor. Çünkü çocukken yakınlaştığında sevgisizlik görmek ona acı vermişti, yakınlaştığına pişman olmuştu. Yakınlaştıkça pişman olmayı öğrendi. Şimdi de pişman oluyor ve geri çekiliyor. Bu kendi kendini doğrulayan bir kehanet. "Acı çekeceğime uzak durayım" diyor. Kaçınganın beyni böyle çalışıyor.

"Ben ne anlayacağım onun beynini, o benimkini anlasın" diyorsan, bu da bir seçim. O zaman kaçınganı istemeyeceksin. Adamın bağlanma stilini fark ettiğinde uzak duracaksın, o sana göre değil. Çince bilen biriyle anlaşmak istiyorsan Çince bilmen lazım. Bunun gibi bir şey.

Kaçıngan adamın zihinsel kapasitesinin önemli bir kısmı karşı tarafın havasını tahmin etmeye, tepkilerini algılamaya ve kendi tepkisini buna göre ayarlamaya gidiyor. Bu çok yorucu bir iş. Sana bir şey söylemiyor ama içinde sürekli bir radar dönüyor. Öngörülebilir kadınlar bu radarı kapatıyor. Nasıl biliyor musun? Sabah da aynı kadın, öğlen de aynı. Tartışmada dramaya girmiyor. Küsmeyle cezalandırmıyor. Trip atmak yerine konuşuyor, söylüyor ya da bitiriyor. Adam tahmin yapmıyor, hesap kurmuyor, kelime aramıyor. Kadının davranışı adamı içsel anlamda ürkütmüyor, paniklettirmiyor, adamın içini susturuyor.

En önemli kısım şu: Adamın serbest kalan kapasitesi nereye gidiyor? Bu profilde bir kadınla birlikteyse, bununla uğraşmadığı için "Bu ilişki üstüme gelmiyor" demeye başlıyor. "Bu kadına nasıl daha yakın olabilirim?" diye düşünenler de oluyor. Aşırı uçlara gitmemek, öngörülebilir olmak, "Bu ilişkide çok baskı, otorite hissetmeyeceksin" sinyalini vermek önemli. Çünkü onun en derin korkusu şu: "İlişki beni tüketir." Kadın davranışıyla şunu diyor: "Bu ilişki seni tüketmeyecek. Geçmişte yaşadığın gibi, yakınlaştığında bir gerginlik, bir trip almayacaksın." Onun alarmını görüyor ve o kodu kırıyor. Adam da "Bu özgürlük, bu güzel bir ilişki" diyor ve devam ediyor. Kaçınganların bu konuda yaraları var arkadaşlar. "Ben trip atıyorsam o triplerimi sonuna kadar çekecek" diyorsan o zaman bu adamlar sana göre değil.

Kaçıngan biri öngörülebilir biriyle durduğunda ne oluyor biliyor musun? Bilinçli karar vererek bağlanmıyor. "Ben buna bağlanacağım" demiyor. Vücudu karar veriyor. Çünkü vücut, hangi insanın yanında sürekli alarm modunda, gergin olduğunu senden benden iyi biliyor. "Bu kadının yanında yorulmuyorum, üzerimde bir baskı hissetmiyorum." İşte o an bağlanma kararını zaten vermiş demektir. Beyninin bilinçli kısmıyla değil, vücudunun verdiği tepkilerle bağlanıyor arkadaşım.

Sıcak ama kovalamayan kadın nasıl davranır?

İkinci davranış: sıcak ama kovalamayan kadın olmak. Bu da çok önemli. Yazın açık duran bir bahçe kapısı düşünün. Bahçede güzel çiçekler, mis kokulu bitkiler var. Kapı sürekli açık ama kimseyi içeri çağırmıyor, "Gel bu bahçeye, bu bahçe çok güzel" demiyor. İçeri gelmek isteyenin önünde bir engel yok ama gelmeyeni de zorlamıyor. Kaçıngan biri için bu harika bir sahne. Çünkü onun en büyük korkusu içeri çekilmek. Ne tarafa olursa olsun, çekilmekten kaçar.

"Kaçıngan adam mesafelidir" diye duymuş olabilirsiniz. Aslında baskıyı sevmez. Bu ikisi farklı şeyler. "Ulaşılmaz olun, mesafeli durun, mesajlarınıza geç cevap verin" gibi taktikleri kaçıngan adam daha önce yaşamıştır ve saniyeler içinde sezer. Taktik bir oyun olduğu için, onu yaklaştırmak için yapılan bir saldırı gibi de algılanır.

Sıcak ama kovalamayan kadın farklı çalışıyor. Mesajını cevaplıyor, görüşmeye geliyor, gülüyor. Görüşme bittiğinde kendi hayatına dönüyor. Mesaj gelmediğinde mesaj göndermek için kendini zorlamıyor. "Mesajı nerede, niye gelmedi?" diye düşünmüyor. Adam aramadığında "Neden aramadın, neredesin?" hesabı yapmıyor. Kaçıngan beyne, kadın olsun erkek olsun, şu mesajı gönderiyor: "Benimle olmak istiyorsun ama bensiz de iyisin, görüyorum. Tamam, ben de sensiz iyi olmayı başaran biriyim. Gelirsen daha da iyi olabiliriz." Bu cümleyi söylemesen bile davranışlarınla gönderiyorsun, ona hissettiriyorsun. Bu cümle onun içine ilaç gibi gelir arkadaşım. Çünkü onun korkusu tam tersi yönde.

Kovalamayan kadın aslında adamı kovalamaya davet ediyor, buna vesile oluyor. Bir ip düşün. İp gevşek tutulduğunda ya da yere bırakıldığında bu sana bir cevap. İp gevşekse ya ipi daha çok sahiplenirsin, daha çok gerersin. Karşı taraf ipi germiyorsa, sıkı tutmuyorsa bu da senin için bir yanıt. Tekrar sıkıca tutmuyorsa bu kişi zaten sana göre değil, bunu da anlamış oluyorsun. Gerçek bağlılık nasıl oluşuyor? Sen ipi gevşettiğinde onun ipi daha sıkı tutmasıyla. İpi bırakıyorsa zaten o doğru bir seçim değil.

Her ilgisiz adam kaçıngan mıdır?

Size bir şey söyleyeceğim. Ben de yıllarca kendimi kaçıngan zannettim. Çünkü bazı ilişkilerde gerçekten geri çekiliyordum. Görüşme teklif edildiğinde yorgun olduğumu söylerdim. Çok genç vakitlerimde "Bende bir sorun var" derdim. Sonra anladım ki sadece hoşlanmadığım, gerçekten ilgi duymadığım birine karşı kaçıngan görünüyordum. Bunu kabul etmek yerine "Bu kaçıngan tip" diye etiketlemek daha kolay olabilir. Hoşlandığım birine karşı doğal olarak yakındım. Her insan hoşlandığı birine karşı doğal olarak yakındır.

Karşınızdaki kişiyi etiketlemekle uğraşmayın. Bir adam ilgilenmiyorsa onu "kaçıngan" diye süslü bir kategoriye sokmaya gerek yok. Gerçek şu: Bu adam hoşlanmıyor, sana karşı ilgisiz. Bu kötü bir şey değil. Onun kötü olduğu anlamına da gelmez, senin kötü olduğun anlamına da. Ne anlama geliyor biliyor musunuz? Sana göre değil demek. Düşündüğün gibi değil demek. Bunlarla erken yüzleşmek çok önemli.

Şu da var: Başta sana yakın olmaya çalışıp sonra uzaklaşıyorsa, bu da kaçıngan olmayabilir. Bu koleksiyoncu, avcı bir tip olabilir. Buna da dikkat edin. Avcı tipler hızlı yakınlaşmak ister. "Kaçınganlar ghostluyor, love bombing yapıyor, toksik" diyenler için söylüyorum: Onlar zaten koleksiyoncu, avcı tiplerdir. Bunu karıştırmamak önemli.

Kendi hayatı dolu olan kadın neden çekicidir?

Üçüncü nokta: kendi hayatı zaten dolu olan kadın. Birinin hayatında bir yeri doldurmak bir göreve dönüştüğünde bu görev onları rahatsız ediyor. İki kütüphane düşünün. Birinde raflar dolu: kitaplar, dergiler, biriktirilmiş bir sürü not. Benim arkamdaki kütüphane gibi düşünün. Diğerinde tek bir kitap var. Raflar boş ve üstünde şu yazıyor: "Bu rafların hepsini sen dolduracaksın." Hangi kütüphaneye gitmek istersiniz? İlkinde gezersin, dolaşırsın, ilgini çeken bir kitabı alıp okursun, belki kendin de bir kitap getirmek istersin. Kütüphane senden bir şey beklemiyor ama sen ona ekliyorsun. Onu kurmakla uğraşmıyorsun. İkinci kütüphane ise sana ait bir görev. "Burayı doldurmalıyım" hissi anında kişinin üzerine çöker.

Kendi hayatı dolu olan biri birinci kütüphane gibidir. Erkek ya da kadın, onun dünyasında dolaşır, ona eklenir. Kişinin rafları doluysa karşı taraf o rafları dolduracağını düşünerek tetiklenmiyor. Çünkü hayatında zaten bir akış var. İşi var, arkadaşları var, hobileri var, hafta sonu planı var, kendine ait bir dünyası var. Erkek geldiğinde bu dünyaya eklenmesi gerekiyor, onu doldurması değil. O seni ne kadar önceliklendirdiyse, sen de ona göre ayar verdiğinde bir denge kuruluyor. Bazen birbirinin raflarını doldurduğu ilişkiler de vardır. Ama kaçıngan bağlanan adamlarla bunu yapmanın zor olduğunu söylüyorum.

Ekleme ile doldurma arasında dağlar kadar fark var. Ekleme bir bonus gibi, doldurma ise bir görev. Kaçıngan adam görevden kaçar, bonusa yaklaşır arkadaşım. Kendi hayatı dolu olan biri, karşı tarafın nefes alma alanını da kendi varlığıyla garanti ediyor. O erkek olmasa da kadının cumartesi sabahı planlanmış. Erkek bunu hissettiğinde "Bu kadını kaybedersem kendi başına da iyi olacak" diye okuyor. Ve garip bir şey oluyor: Adamın üstünden baskı kalkınca ilişkide daha çok kalmak istiyor, daha çok bağlanmaya başlıyor. Özellikle bu tarz adamlar.

Bu, erkeğe vakit ayırmamak ya da sürekli meşgul görünme taktiği uygulamak değil. Bunlar taktiksel ifadeler ve hep yanlış anlaşılmaya mahal verir. O zaman adam "Ben onun planına uymuyorum" der, geçer gider. Doğru olan şu: Partnerin olmadan da bütünsün, partnerin olduğunda daha fazlasın. İki taraftan biri kendini fazlalık gibi hissediyorsa orada bir problem var demektir. Karşındaki kişinin ilgisi sende değildir, başka yoluna bakmalısın.

Standardı net olan kadın neden manipüle edilemez?

Dördüncü profil: standartları net olan kadın. Bir geminin GPS'i bozulduğunu düşün. Kaptan ne yapar? Eline eski manyetik pusulayı alır. Pusulanın bir özelliği vardır: Kuzey hiç değişmez. Rüzgar nereden eserse essin, dalga ne kadar büyük olursa olsun pusulanın iğnesi kuzeyi gösterir. Kendi standardının olması, kendi içinde bir pusulan olması demektir.

Burada zayıflık ve güçlülük ayrımını netleştirmemiz lazım. Çünkü güçlü kadın deyince herkes soğuk kadını, her şeye hayır diyebilen, duygularını göstermeyen kadını anlıyor. Hayır, bunlarla alakası yok. Buradaki güç fiziksel değil, yapısal, fonksiyonel. Zayıflık da yapısal. Zayıflık, erkeğin onayına oksijen gibi bağımlı yaşamak demek. Sürekli "Beni seviyor mu, beğeniyor mu, küstü mü, ilgisini benden çekti mi?" diye sorgulamak. Davranışını devamlı ona göre şekillendirmek. Onun beğeneceği halini öne koymaya çabalamak, sevmediği yanını saklamak. Devamlı tetikte, ilgisini çekmeye çabalamak. Zayıflıktan bunu kastediyorum. Bunun ilişkide seni zayıflatan bir nokta olduğuyla yüzleşmek çok önemli, böyle güçlenirsin. Çünkü bu karşı cins için bir alarm. Bağımlılık korkusu kaçıngan beyin için en büyük tehdit sinyallerinden biri.

Güçlü olmak ne peki? Pusula dedik ya, doğru yönü göstermek. Standardı net olmak. "Ben karşılıklı değer veren bir ilişki istiyorum. Bunu vermiyorsa bu ilişki yürümez. Net iletişim isterim. Ortadan kaybolmayı kabul etmem. Hafta sonları bir planımızın olmasını isterim, gizemli bir plan yokluğu beni rahatsız eder." Bunlar senin standartların. Standardı net kadın kolay kolay manipüle de edilmez. Ne istediğini, ne istemediğini, neyi kabul edip neyi etmeyeceğini adamın manipülasyonlarına göre değiştirirsen, kendin olmazsan, karşı tarafa bir bağımlılık ilişkisi göstermiş olursun. Kaçınganlar bunu sevmiyor. Kaygılı bağlanan biri ise bunu sever, onun onayına bağlı olmanı sever. Anlatabiliyor muyum?

Ayna tutan kadın kaçıngan adama ne yaptırır?

Beşinci nokta: ayna tutan olmak. Aynanın bir özelliği var. Sana saldırmaz, seni savunmaz, akıl vermez, değil mi? Olanı olduğu gibi gösterir. Kaçıngan adamı en derinden bağlayan kadın yapılarından biri bu. Kadın ilişkiyle ilgili soruları sormadan adamın kendine sormasını sağlıyor, adamın aklına düşürüyor. Akıl vererek değil, davranışlarıyla.

Kaçıngan biri bu kadının yanında bir şeyi fark ediyor. Kadın onun kapasitesini kabul ediyor ama kapasitesinin altında ya da üstünde bir şey beklemiyor. "Sen kaçıngansın, tamam, sana göre yaşayayım" demiyor. "Sen kaçıngansın, değişmek zorundasın" da demiyor. Önceki maddelerde anlattığım gibi onun da bir standardı var ve "Ben de sana göre değişmeyeceğim" diyor. Sözle değil, varlığıyla şunu diyor: "Ben kendi standardımı yaşıyorum. Sen bu standarda gelirsen birlikte olabiliriz. Gelmezsen ben yoluma devam ederim. Karar senin."

Bu duruşla kaçıngan birey bir seçim yapma noktasına gelir. Çünkü o noktaya kadar hayatı boyunca belki kararlarını, planlarını erteliyordu. Kadınlar ya peşinden koşuyordu ya da ona gidiyordu. O ise sadece akışta savruluyordu. Bu kadın böyle yaparak o akışı durduruyor.

Ayna tutan kadının bir özelliği daha var. Küsmüyor ama yapışmıyor da. Adam mesafelendiğinde drama yaratmıyor. Ama o mesafeyi doldurmaya da koşmuyor. Adam kendi mesafesinin sonuçlarıyla yüzleşiyor. Bu sonuç bazen boşluk, bazen sessizlik, bazen kadının onsuz da iyi olduğu bir hayata tanık olmak. Kadın, duruşuyla adamı böyle bir varlığı, böyle bir enerjiyi, böyle bir potansiyeli, böyle bir ilişkiyi kaybedeceği gerçeğiyle yüzleştiriyor. Kaçıngan adam böyle bir kadının yanında ya kendini görür ya da kaçar arkadaşım. Görürse bağlanma başlıyor. Kaçarsa bu kadının kaybı değil. Çünkü görmeyi bile başaramayan biriyle o ilişki zaten olmazdı. O da sana göre biri değildi.

Bu beş kadının ortak noktası ne?

Hiçbiri bunu kaçıngan adam için yapmıyor. Olay da bu. Onlar zaten öyleler ve bunu kendi konforları için yapıyorlar. Kendi konforun için yapmayacaksan bunların hiçbirini yapma.

Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ERDEM TAŞKINSU
 

Kendini Güncelle markasının kurucusu olan Erdem Taşkınsu, İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji, Anadolu Üniversitesi'nde ise Sosyal Hizmetler Danışmanı bölümlerinden mezun olmuştur.
Atılım Üniversitesi’ndeki Aile Danışmanlığı programını başarıyla tamamlayan Erdem, önemli isimlere iş ve ilişki danışmanlığı yapmanın yanı sıra, geniş kitlelere yönelik öğretici konuşmalar düzenlemektedir. Atılım Üniversitesinde "Temel Koçluk ve  Mentorlük " dersleri vermiştir. 

YouTube/@erdemtaskinsu kanalındaki videoları 43 milyondan fazla izlenmiş olup, Milliyet gazetesinde ilişkiler ve kişisel gelişim üzerine yazıları yayımlanmaktadır.

ERDEM HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ 
 

Ofis :

0 505 260 95 96

Takip

  • Instagram
  • Youtube
  • Facebook
  • X
  • TikTok
  • LinkedIn

Email 

bottom of page