top of page

Onun Merakını Şöyle Uyandırırsan Seni Özler: Merak "Seni Hâlâ Çözemedim" Dedirten Enerjidir

18 saat önce
6 dakikada okunur

İlişkiden önceki sen nasıldın? Gerçekten bir düşün. Bu kadınla ya da bu adamla ilişkiye başlamadan önce nasıl bir sen vardı? Bu soruyu kendi ismini söyleyerek sor lütfen. Sonra şunu sor: Bu ilişkide seni sen yapan değerlerden neleri korumayı başardın, neleri koruyamadın, kaybetmeye başladın?

Merakı sönmüşse çoğu kişide şunu gördüm: Partnerinin güdümünde kalmışsın ve kendini bu ilişkide yeterince beslememişsin. Yani senden çok şey gitmiş.

Partnerini merak ettirmek için oyun mu oynayacağız?

Tam aksine arkadaşlar. Bu yaşadığın süreç çoğu zaman oyun oynamaktan ziyade öğrenmen gereken bir mesaj taşır. Bugün bir şeyleri yaptırmaya çalışmayacağız. Merakı "cool görün, gizemli ol" gibi taktiklerle karıştırmayın. Bunu cool davranmak yazısında ayrıca konuşmuştuk. Erişilmez oyunu yok, numara yok. Sadece gerçekler var.

Gerçek şu: Bir adamın ya da kadının seni merak etmesini istiyorsan ilişkinde oturmamış ya da yanlış oturmaya başlamış bir şeyler olabilir. Ya sana bağlanmadı, bu genelde ilk tanışmada geçerlidir. Ya sevgisinden yeterince emin değilsin. Ya da sen bu ilişkide gelişmeyi ve büyümeyi bıraktın, yavaş yavaş küçülmeye başladın.

Bazı ilişkilerde birlikte büyürsünüz. Bazılarında partnerin büyür, sen küçülürsün. Bazılarında sen büyürsün, partnerin küçülür. Senin nasıl bir ilişkin var? Bu soru çok kritik. Çünkü yeterince sevildiğini hisseden bir kadın "Beni merak etsin" diye uğraşmaz. O merak kendiliğinden gelir.

Bu yazının omurgası şu cümle: Seni merak etmemesinin nedeni gizemin bitmesi değil. Her ilişkide gizem bir şekilde tükenecek. Asıl neden, kendini güncellemeyi bırakmış olman.

Merak neden azalır?

"Aşk bitti, artık beni sevmiyor." Tek neden bu değil arkadaşlar. İlişkinin ilk aylarında partnerin hakkında öğrendiğin her şey bir dopamin fırtınası gibidir. En sevdiği yemek, çocukluk anısı, kahveyi neden sade içtiği, kalbini kıran eski sevgilisi. Hepimiz can kulağıyla dinleriz. Çünkü o ilk an bağlanma aşamasıdır. İki tarafın da birbiri hakkında yeterli bilgisi yoktur. Bir bilinmezlik artı kafanda idealize ettiğin bir hayranlık vardır.

Ama yeni olan her şey bir süre sonra normalleşir. Önemli olan, normalleştiğinde partnerinin gerçek haliyle tanıştığında onu sevebiliyor musun? "Vay, bunu bilmiyordum" dediğin kişiye bir noktadan sonra "Bu hikâyeyi bin kere dinledim, yine mi askerlik anıları" demeye başlarsın. Bilinçaltında şöyle bir diyalog olur: "Tamam, ben bu kişiyi çözdüm. Enerjini tüketmeyi bırak. Her şey rutin, artık enerji üretmeme gerek yok."

Bu bir anlamda iyidir, çünkü otomatikleşir ve seni yorulmaktan korur. Yeni bir ilişki çok yorucu bir şeydir. Hep yeni birileriyle flört etmek, yeni birilerini tanımak gerçekten yorar. O yüzden stabil bir ilişkinin de bir güzelliği vardır. Yeter ki sıradanlaştırmayalım, mevcut ilişkini kanıksama.

Merak, ilişki sıradanlaştığında düşmeye başlıyor. Bu kesinlikle ilişkin kötü gidiyor anlamına gelmez. Beynin çalışma biçimi bu, her şeye alışırız. Tehlikeli nokta şu: Sen gelişmeyi bıraktığında, alanını küçülttüğünde, partnerin için daha da küçüldüğünde, o seni keşfedecek yeni bir şey bulamaz. Keşfettiği alan gün geçtikçe küçülür. Keşfedecek yeni bir şey yoksa merak da yavaş yavaş kendiliğinden ölür. Bu, partnerinin seni artık sevmediği anlamına da gelmez. Sadece rutinleşme, kanıksama devreye girer ve onun için sıradanlaşırsın. Beynin bu doğal adaptasyonuna dikkat etmek, önüne geçmek gerekiyor.

Özel günler neden ilişkinin gıdasıdır?

Burada erkek arkadaşlarımıza da bir mesajım var. Bazen şunu duyuyorum: "Hocam, evet, çok ihmal ettim." Bazı adamlar yıllarca kız arkadaşının özel günlerini, doğum gününü, tanışma yıldönümünü ihmal ediyor. Erkeklerin çoğuna bunlar gereksiz gelir. Oysa bunlar ilişkinin gıdasıdır. Önemsiz gördüğünüz bu günler bir masraf değil, bir yatırımdır. Neye yatırım? İlk tanıştığınız zamanki o aşkın, o dinamiğin tohumuna. Bir gün bakarsın, yıllar geçmiş ve o kadın senden gitmiş. Bazen de o adam gitmiş olur. Kim yapmıyorsa, iki tarafın da yapması çok önemli. En azından özel olduğunu hissettirdiğiniz günleriniz olsun, o romantik zamanları hatırlatın.

Partnerinin ilişkide öğrendiği bilgiyi seni iyi hissettirmek için kullanması çok önemli. Beş aylık, bir yıllık bir ilişkin var. Seni ne kadar tanıdıysa o bilgiyi senin için kullanıyor mu? Hangi kafeyi sevdiğini, akşamları nereye gitmeyi sevdiğini biliyor ama bunları yapmamaya başladıysa şunu düşünürsün: "Ben onun sevdiği şeyleri öğrendim, biliyorum. Ama o benim sevdiğim şeyleri bile umursamıyor."

İşte o hafife alınmışlık hissinde merak edilmek istiyorsun. Yeterince ilgi görmeyen taraf merak edilmek ister, değer görmek için merakı kullanmak ister. Ama bu iş gizem yaratarak olmaz. "Gizemli olursam merak uyandırırım" sadece başlarda işe yarayabilir. Kalıcı merak gelişimle ilgilidir. Kalıcı merak, bir şeyleri kendin için yapmanla başlar. Bu hafife alınma duygusunu cepte görünmek yazısında da konuşmuştuk.

Merakın formülü nedir?

Formülü net veriyorum: Yenilik artı belirsizlik artı hayranlık.

Merakın en eski biyolojik yakıtı yeniliktir. Partnerin sende yeni bir şey gördüğünde bilinçdışı şunu sorar: "Bu bir tehlike mi, yoksa bir fırsat mı? Kaçacağım bir şey mi, beni motive edecek bir şey mi?" Her iki durumda da dikkatini oraya yöneltmek zorunda. Merak tam burada doğar.

İlişkide yenilik dramatik değişiklikler yapmak değil. Birden gece hayatına akmak, bir anda tatile gitmek, oyunlar oynamak, ulaşılmaz davranmak, yapay sürprizler değil. Yenilik, iç dünyanda gerçekten yeni bir kapının açılmasıdır. Bunu katman katman anlatayım.

Yenilik hangi katmanlarda olur?

Birinci katman düşüncelerinde yenilik. Partnerin senin hep aynı şeyleri düşündüğünü sanıyor. Ama yeni bir bakış açısı öğrenmiş olman, bir konuda fikrini revize etmen, yeni bir kavrama ilgi duyman, farklı bir konuda heyecanlanman karşı tarafta şu duyguyu tetikler: "Demek ki ben bu insanı hâlâ çözmemişim." Bu cümle merakın başlangıç noktasıdır. Kendi ilişkimde de kendimi tekrarladığım noktalara bakarım. Ama aksini yapacağım diye olmadığın biri gibi davranmayacaksın. Üstüne ne koyabileceğine bakacaksın. Bu seni de inanılmaz geliştirir.

İkinci katman enerjinde yenilik. Enerji değişikliği en çok fark edilen yeniliktir. Çok paniksen daha sakin, dağınıksan daha odaklı, daha özgüvenli, daha hafif, daha dengeli, daha kendinden emin. O güne kadar nasıl bir enerji verdiysen artık daha olumlu, daha kendine bakan bir enerji ver. Bir insanın enerjisi değiştiğinde partneri önce fark etmez ama hissetmeye başlar. "Bugün sende bir şey var ama anlayamadım" demesi yeniliğin ilk işaretidir. Ama bu doğal ve organik bir yenilik olmalı. Yapmacık bir hava yaymamamız lazım. Enerjinin karşı tarafa nasıl yansıdığını güçlü duruş ve aura yazısında anlatmıştım.

Üçüncü katman yaşam tarzında küçük değişiklikler. Yeni bir spor rutini, akşamları okuma alışkanlığı, yeni bir kahve mekânı, yeni bir hobi, farklı bir ilgi alanı, nefes, yoga, meditasyon gibi bir ritüel, yeni bir saç tarzı. Gösteriş için değil. Kendinde yapacağın güncelleme her zaman merak uyandırır. Çünkü karşındaki şunu düşünür: "Benim tanıdığım kişi böyle değildi. Acaba neler oluyor?" O "acaba" merakın kapısını açar.

Dikkat et, bunu partnerin için yapmıyorsun. Bir şeyi onun merakını çekmek için yaptığında yine kaybeden olursun. Ama kendin için yaptığında avantaj yeniden sana döner.

Dördüncü katman duygusal tepkilerinde yenilik. Bu, ilişkinin kalbidir. Önceden alındığın şeylere artık alınmamayı öğren. Gereksiz açıklamalar yapmayı bırak. Çok açıklama yapıyorsan sakin kalmayı öğren. Öfke yerine sakinliği, içine kapanmak yerine iletişim kurmayı seç. Kaygılandığında arama, kendi hayatına merkezlen, kendi odak noktalarına dön. Bu karşındakine şu mesajı verir: "Her zamanki tepkisini vermedi. Burada yeni bir şeyler var." Merak tam bu anda doğar. Çünkü kişi normalleşme sürecinden çıkıp seni yeniden keşfetme yoluna geri döner.

Son katman kendini güncelleme döngüsü. Yenilik aslında güncelleme demek. Bu ifadeyi çok seviyorum: Sana her hafta bir güncelleme gelsin. Elbette bazen kötü olur, bazen ritim düşer ama optimize edersin, daha iyi hale getirirsin. Telefonuna bir güncelleme geldiğinde "Acaba ne yeni özellik geldi?" diye bakmaz mısın? Dikkatini çeker, merak uyanır. Sen kendini güncellediğinde partnerin de aynı şekilde merak edecek.

Kendini güncellemeni ne engelliyor?

Bunu yapmanı engelleyen en önemli şey bağımlılığın. Partnerine bağımlıysan ve onu kaybetme korkun varsa o ilişkide asla kendin gibi olamazsın. Kendin gibi olamadığında da merakı söndürürsün. Zaten kendin gibi olmak, partnerinin seni doğal olarak merak etmesini sağlar. Bu korkuyu ilişkilerde kaybetme korkusu yazısında anlatmıştım.

Belirsizlik ve hayranlık merakı nasıl besler?

İkinci unsur belirsizlik. Net olun, partneriniz sadakatinizden emin olsun. Sadakatsiz bir hava yaymayın. Ama karşı tarafta "Bu kadın ne düşünüyor acaba? Bu adam ne yapmaya çalışıyor?" diye küçük bir belirsizlik kalsın. Günün planını formül anlatır gibi anlatma. Belirsizliği oluşturan ilk şey de aslında birincisi: kendini güncellemen, hayatına yenilik katman.

Üçüncü unsur hayranlığı korumak. İlk başta nasıl bir kadındı, nasıl bir adamdı? O ilk baştaki hayranlığı koruyan, senin ilk baştaki duruşundur. Mesela ilk başta kendine çok bakan biriydin, ilişki ilerledikçe kendine bakmamaya başladın. Oysa o kişi seni hep o haliyle görmüştü. Ya da çok daha sosyaldin, o popüler halin hayranlık uyandırıcıydı ve bir anda kapandın. Hayranlık da gitti.

Hayranlık sadece kaybettiğin şeylerle gitmez. Yeni şeyler keşfetmekle de doğar. Gitara, dansa başlarsın. Bunlar uç örnekler gibi gelmesin. Hayatta yeni bir şey denersin ve partnerin seni o anında görür. Daha önce hiç şarkı söylememişsindir, sesini duyar. Masrafsız bir şey ve seni o anına hayran kalır.

Bir insanın seni merak etmesini sağlayan şey başka alanlardaki tutkularındır. Gerçekten gönlünden ne geliyorsa onu yapmandır. Bir adam ya da bir kadın için kendi duygularını kapatıp onun güdümüne girdiğinde "Taktik uygulayayım da merak etsin" diye bekleme. Kendin olmamışsın. Kendini keşfetmeye, istediğin şeyleri yapmaya gönlünü kapatmışsın. O zaman hayranlık da yavaş yavaş azalır. Çünkü seni ilk gördüğünde belki o yaptığın şeylerle gördü ve görmeye devam edecekti. Ama sen onları kapattın. Kendi değerini onun gözünde aramayı kendi değerini başkasının gözünde arama yazısında konuşmuştuk.

Merakı ne söndürür?

Bu doğal etkinin dozunu şunlar azaltır: Aşırı paylaşım yapmak, çok aramak, her duygunu "Şöyle hissettim, böyle hissettim" diye aktarmak, kendi alanını sıfırlamak.

Bazen fikir çatışması da yaşamalısın. Partnerin bir şey söylediğinde sırf huzur olsun, sırf çatışma çıkmasın diye onaylama. Saygılı bir şekilde fikrini savunmak çok önemli. "Aman problem çıkmasın, aman kavga çıkmasın" diye her şeye tamam deyip geri planda pasif kalma.

Bunlara dikkat ettiğinde merak taktiksiz, hilesiz, kendiliğinden oluşur. Bunlar benim de hayatımda uyguladığım şeyler.

Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ERDEM TAŞKINSU
 

Kendini Güncelle markasının kurucusu olan Erdem Taşkınsu, İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji, Anadolu Üniversitesi'nde ise Sosyal Hizmetler Danışmanı bölümlerinden mezun olmuştur.
Atılım Üniversitesi’ndeki Aile Danışmanlığı programını başarıyla tamamlayan Erdem, önemli isimlere iş ve ilişki danışmanlığı yapmanın yanı sıra, geniş kitlelere yönelik öğretici konuşmalar düzenlemektedir. Atılım Üniversitesinde "Temel Koçluk ve  Mentorlük " dersleri vermiştir. 

YouTube/@erdemtaskinsu kanalındaki videoları 43 milyondan fazla izlenmiş olup, Milliyet gazetesinde ilişkiler ve kişisel gelişim üzerine yazıları yayımlanmaktadır.

ERDEM HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ 
 

Ofis :

0 505 260 95 96

Takip

  • Instagram
  • Youtube
  • Facebook
  • X
  • TikTok
  • LinkedIn

Email 

bottom of page