Belirsiz Uzak Mesafe İlişkileri Neden Yürümez? Uzak Mesafe İlişkisi Evliliğe Nasıl Dönüşür?
Güncelleme tarihi: 1 gün önce
"Uzak mesafe ilişkisi yürür mü?" diye bana soruyorsunuz. Bir de "Aynı şehirde olsaydık yürürdü" diye bir inanç var. Önemli olan, mesafe olsa bile ilişki dinamiklerinizin buna el vermesi. Ben uzak mesafede olup evlenenlere de tanık oldum, ayrılanlara da.
Aynı şehirde olsaydınız belki yürüyebilirdi. Ama senin zihnin de onun zihni de aynı kaldığı müddetçe, o ilişkiyi bitiren şey neyse aynı şehirde de kuvvetle muhtemel bitirecekti. Aynı şehirde olsanız birbirinizi daha mı iyi anlayacaktınız? Konuşmaktan kaçındığınız şeyleri konuşacak mıydınız?
Mesafe ilişkide neyi büyütür?
Gece geç saatte mesaj atıyorsun, partnerin dönmüyor. "Görüldü attı, bana dönmedi" diye ertesi gün trip atmaya, yargılamaya, soğuk davranmaya başlıyorsan, şunu bil: Uzak mesafe ilişkide eksik olan neyse onu büyütür. İlgiyi ölçme biçimin, ihtiyacını söyleme şeklin, ilişkide kimin ne kadar yük taşıdığı. Bunlar belirsizse aynı şehirde olmanız da işi çözmez. Önce bunları çözmek gerekir.
Mesaj sayısı mı, ritim mi?
İlişkiyi WhatsApp mesajlarının sayısıyla değil, size özgü ritminizle, ritüellerinizle ölçmek çok daha iyidir. "Bugün kaç kere yazdı, neden beni aramıyor?" soruları "Bu ilişki benim için güvenli mi?" sorusunun cevabını vermez. Sabah günaydın, öğlen fotoğraf, gece iyi geceler. Hepsi güzel olabilir. Ama bütün gün çevrim içi olup zor bir anda konuşamayan, kırgınken emojiyle günü kapatan çiftler de var. Çok sık yazışmayan ama birbirlerinin enerjisini hisseden çiftler de.
Biriniz yoğun çalışıyor, diğeri akşamları boştur. Boş vakti olan daha sık yazar. Sonra "Hep ben yazıyorum, bu ilişki hep benim WhatsApp'ımda dönüyor" der. Öteki de telefona baktığında sınava giriyormuş gibi, zorunluluk gibi hissetmeye başlar. Sen fark etmeden onu uzaklaştırıyor olabilirsin. Suçlu aramadan önce şuna bak: İkinizin de hayatına uyan, sürdürebildiğiniz bir düzen var mı?
Başlangıçta herkes saatlerce konuşur, ben de vakti zamanında bunu deneyimledim. Ama her gece üç saat konuşmak bir süre sonra karşı tarafı yorar. Onun yerine mesela salı ve cuma görüntülü konuşuruz, çok yoğun günlerde yatmadan önce on dakika sesimizi duyarız, konuşamayacaksak haber veririz. Daha az gösterişli ama aranızda gizli bir anlaşma, bir ritüel olur. Uzak mesafe ilişkisinin yürüyüp yürümeyeceği bu ritüele bağlıdır. Ritüel bozulduğunda soğukluk başlar. Ritüel bozulmuyorsa birinin geç yazması problem değildir. İnterneti kesilir, işi uzar, meşgul olur. Önemli olan ikinizin de sonrasında onarma isteği olması.
Partnerin ihtiyacını biliyor mu, yoksa onun adına mı karar veriyorsun?
Bu en tehlikeli tuzaktır. Aynı evde yaşayan biri sabah kalktığında bile "Canın sıkkın gibi, ne oldu?" diyebilir. Uzak mesafede bu bilgi azalır, göremezsin, algılayamazsın. Partnerin de anlatmıyorsa boşlukları sen tamamlarsın: "Başka biri mi var?" Gereksiz bir kavga, gereksiz bir gerginlik çıkar ve gerçek sorunu görmezden gelirsiniz. Belki onun hayatında gerçekten bir sorun var ve sen onun adına yorum yapmış olursun.
"Beni sevmiyorsun, soğudun, dün yazmadın" demek yerine kendini doğru ifade et: "Haber alamadığımda kafamda uzaklaştığına dair bir hikâye kuruluyor, doğru olup olmadığını bilmiyorum. Böyle durumlar için kısacık bir mesajlaşma rutinimiz olsun mu?" Suçlama yok, yumuşak bir geçiş. Bunu yapıyorsan kaygılı bağlanma tarafında olabilirsin, bunu da bil.
Ama ihtiyaç, kontrol değildir. "Konumunu at, şimdi resim gönder, çevrim içisin, kiminle yazışıyorsun göster" demek başka. "Planın değiştiğinde haberim olsun isterim" demek başka. Birincisi kendi korkunu kontrolle yatıştırmaya çalışır ve karşı tarafı uzaklaştırır. İkincisi belirsizliğe ve kendi duygularına bir çözüm sunar.
"Bir gün aynı şehirde oluruz" ne zaman gerçek olur?
Mesafeyi kapatma motivasyonu yoksa uzak mesafe ilişkisi hep uzak kalır. İki insan birbirini çok sevebilir. Ama "bir gün aynı şehirde oluruz" bir gün olarak kalırsa hiçbir gün o gün olmaz. "Ben yaşadığım şehirden ayrılmam, pozisyonumu bozmam" diyorsa bu yürümez.
Bu bir evlilik tarihi demek değil. Ama bir araya gelme ihtimalinin gerçek bir aksiyona dönüşüp dönüşmediğini görebilmen lazım. Farklı ülkede olup üç dört ayda bir buluşan çiftler var. Farklı şehirde olup iki yıldır, üç yıldır "bir gün buluşuruz" diyen çiftler de var. Orada bir problem var demektir.
Bazen koşullar uyuşmaz. Birinin çocuğu o şehirde yaşıyordur, diğeri ailesine bakıyordur. Mesele bu değil. "Seviyorsan her şeyi yaparsın" sözüne de kanmayın. Mesele, iki tarafın ileriki zaman için masaya ne koyduğu. İlişki masaya bir şey koymaktır, bir fedakârlık koymaktır. Her sene "biraz daha dayan" deniyor ama üç yıl, beş yıl olmuş, hiçbir şey değişmiyorsa, artık bir gelecek planında değil, ömürden giden bir ertelemenin içindesin. İkiniz de memnunsanız sorun yok. Ama biri beklerken öteki onu belirsizlikte tutuyorsa, işte o zaman problem var.
İlişkide emeği kim taşıyor?
Biletlere kim bakıyor? Gelip gitmeyi kim organize ediyor? İzin günlerini kim söylüyor? Bunları hep sen başlatıyorsan, size hep anlattığım alma verme dengesi bozuluyor demektir. Doğum gününde, sınavında, ailende zor bir şey yaşadığında yanında kim oluyor? "Çok seviyoruz, güzel yürütüyoruz" demek kolay. Ama her üç ayda bir biletlere, fiyatlara hep sen bakıyorsan bu problem olur. Emeği ikiniz birlikte almalısınız.
Buluşmalar tatil mi, ortak hayatın provası mı?
Buluştuğunuzda farklı bir elektrik, farklı bir aura olur. Uzaktayken insanlar birbirine kafasındaki hayallerle tepki verir. Bir araya gelince ya her şey daha güzel olur ya da daha farklı, daha kötü. Ya da "Ayrıyken daha iyiyiz, birlikteyken problem çıkıyor" noktasına gelirsiniz.
Buluşmayı tatil gibi değil, ortak bir hayatın provası gibi görmek ve karşındakinin de öyle görmesi çok önemli. Yoksa takılmaca bir ilişkiden öteye gitmez. Üç ay sonra buluştunuz, güzel bir yemek yediniz, sarıldınız, iki gün gezdiniz, ayrıldınız. Sadece ilişkinin en parlak sahnelerini yaşarsınız. Açken, yorgunken birbirinize nasıl davrandığınızı, krizlerinizi nasıl çözdüğünüzü göremezsiniz. Bu yüzden ya buluşma sıklığını ya da buluşma sürelerini artırın.
Güven dijital izleri takip ederek mi kurulur?
Hikâyeme cevap verdi mi? Fotoğrafıma baktı mı? Çevrim içi, neden bana dönmüyor? Kafanızın buralara gittiğini biliyorum. Bir noktadan sonra bu stalklamaya dönüşüyor. Dijital izleri dakika dakika takip ederek, arkadaş listesine "şunu sil, bunu sil" diye müdahale ederek güven üretemezsin. Buluştuğunuzda enerjinizi buna vermeyin.
Onun yerine flört saydığın davranışları konuş. "Eski partnerle arkadaşlık bana göre flörttür" diyebilmelisin. "İş başka ama özel hayatında başka kadınları flörtöz niyetle takip etmeni görmek istemem." "Gece bir arkadaşında kalacaksan bunu bilmek isterim." Bunları yüz yüze konuşun. Bir de şu çok önemli: Yeni tanıştığı birine ilişkinizi saklıyor mu? Saklıyorsa bunun seni rahatsız ettiğini ona söylemelisin. İlişkide sınır koymak da tam olarak bu.
Tartışmalar neden mesajla yapılmamalı?
Uzak mesafe ilişkilerinde tartışmaları asla yazışarak yapmayın. Yazışmalar çok yorucu ve algıya çok açık, her şey yanlış anlaşılabiliyor. Yazarken insanlar daha savurgan, daha saygısız olabiliyor. Yorumlara bakın, öyle değil midir? Yüz yüzeyken beden dilini, yüzünü, gözünü görüyorsun, yanlış algılamaya mahal vermiyorsun.
Aranızda bir kural belirleyin. Özellikle genç çiftler bunu çok yapıyor: Konu iki mesajdan sonra büyüyorsa biriniz desin ki "Bak bu iş büyüyor, şu an devam edersek birbirimizi kıracağız. Saat onda ikimizin de iyi olduğu bir zamanda sesli ya da görüntülü konuşalım." Bırakın orada. Bu konuda müttefik olamıyorsanız, "Ne gerek var aramaya, buradan yaz" diyorsa, bir gün yüz yüze bir ilişki yaşadığınızda bunu sürdürebilir misiniz? Bu da sana bir işarettir.
Hayatını kavuşma gününe mi erteliyorsun?
Uzak mesafede bazen iki kişi iki ayrı şehirde yaşamaz. Biri yaşar, diğeri bekler. Arkadaşlarıyla plan yapmaz, hafta sonunu boş bırakır. Bir süre sonra hayatındaki bütün yollar o tek kişiye çıkar. O meşgul olduğunda sadece özlem değil, koca bir boşluk hissedersin. Kendi hayatını asla bırakma. Hayatın eksikse onu o kişiyle değil, kendi yaptıklarınla doldur. Bu boşluğu onun her dakikası dolduramaz. Ona taşıyamayacağı bir yük vermiş olursun, bu da onu uzaklaştırır.
Hep söylediğim şey: Özerklik ile bağlılık birbirinin düşmanı değil, dostu. Problem bağımlılık. Kendi özerkliğinde olamazsan birinin bağımlısı olursun.
Uzak mesafe ilişkisini bitiren şey mesafeden çok kaybolan rutinlerdir. İlk baştaki gibi olmasa da her akşam dokuzla on arasında bir konuşmanız, sabah görüntülü bir kahveniz, hafta sonlarına özgü bir ritminiz vardır. Bu ritimler korunmuyorsa ilişki bitmeye yaklaşır. Yoksa onun bazen meşgul olması, bazen dönememesi senin kaygınla ilgili olabilir ve sen bu yüzden onu soğutuyor olabilirsin. Bu koruyucu önlemleri almak uzak mesafede çok önemli. Sessizlikte seni özlüyor mu, unutuyor mu yazısı da bu kaygıya iyi gelebilir.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
