top of page

Arkandan Konuşanları ve Dedikoducuları Zihninde Nasıl Etkisizleştirirsin?

43 dakika önce
3 dakikada okunur

Bugün konuşanları konuşacağız. Arkandan konuşanları zihninde nasıl etkisizleştirirsin, dedikodu yapanlardan nasıl rahatsız olmazsın ve arkandan konuşanlar karşısında öfkeni, kızgınlığını nasıl atarsın? Bundan bahsedeceğim. Ortalarda sana küçük bir meditasyon yaptıracağım, bir mantra ve olumlama söyleyeceğim. Sonra da strateji olarak kullanabileceğin maddelere geçeceğiz. Ama önce şu arkadan konuşma, dedikodu meselesini biraz örneklerle, biraz sosyolojik açıdan anlatayım.

Arkandan konuşulduğunu duymak neden bu kadar rahatsız eder?

Şöyle sözlere tanık olmuşsundur: "O dünkü çocuk daha, o gelirken biz dönüyorduk." "O adam çok kibirli ya, ondan bir şey olmaz." "Onlarda kesin çıkar ilişkisi var. Bak görürsün, adam bırakacak onu."

Böyle bir şey kulağına geldiğinde içini rahatsız eder. Bazen kızarsın. Bu neden oluyor biliyor musun? Yüzüne karşı çok güzel gülerken, sevimliyken arkandan bunların kulağına gelmesi insanı rahatsız eder ve bu rahatsızlık doğaldır.

20'li yaşlarımda tanıdığım biri vardı. Ona başkalarını sorduğumda, "Ne düşünüyorsun onun hakkında?" dediğimde, hiç kimse hakkında kötü bir şey düşünmediğini söylerdi. "Benim yolum da başka, senin yolun da başka." Hep bu şekilde ifade ederdi. İnsanları kötülemezdi. Haz etmediklerine de "yollarımız farklı" derdi.

Dedikodunun türleri nelerdir?

İki tür dedikodu var. Birincisi zararlı dedikodu: o kişiye çamur atıp, yargılayıp, kusurlarını abarttığın, üstüne eklemeler yaptığın dedikodu. Bir de ilginçtir, bazı araştırmalar dedikodunun insanları birbirine yaklaştırdığını, sosyalleşmesini sağladığını söylüyor. Ben bu araştırmalara katılmıyorum. Dedikodu yorumlamayla, yargılamayla, bilgiyi eksilterek iletişim kirliliğine neden olur. İnsanlar kaliteli ve entelektüel sohbetle, hoşgörüyle, hoş sohbet geliştirerek birbirine yakınlaşır. Bunlar birbirine karıştırılıyor.

Bir de faydasız, boş dedikodu var: Kim ne yaptı, ne dedi? Bu dedikodunun en önemli özelliği laf taşımak. O dedikodu oyununda birilerini savunma durumunda kalmak ya da birinin lafını taşımak. Bu çok ağır ve yorucu. Daha önemli işler varken...

İnternette hep dolaşan bir söz var: "Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler kişileri konuşur." Elbette kişiler de konuşulur, olaylar da, durumlar da. Ama bu söz bana hep Sokrates'in üç filtresini hatırlatıyor.

Duyduğunu hangi filtrelerden geçirmelisin?

Sokrates'e bir şey söylendiğinde onu üç filtreden geçirirmiş. Birincisi: Bunun kaynağı gerçek mi? Verisi, kanıtı gerçek mi, beş duyuyla gözlemleyebilir miyim? İkincisi: Faydalı mı? Bana faydalı mı, sana faydalı mı? Üçüncüsü: Zararsız mı? Kişiye zararsız mı, bana zararsız mı, sana zararsız mı?

Bir konuda veri, kanıt ya da sonuç için ya da model almak için konuşulabilir. Ama birilerini yargılayıp kusurlarını, hatalarını abartarak, laf koyarak konuşmak çok büyük bir zaman ve enerji kaybı. Bu oyuna baştan girmemek lazım. Birileri senin dedikodunu yapıyorsa, bu senin de o dedikodu oyununun içinde olmandan kaynaklanıyor olabilir. Çünkü sana B kişisinin dedikodusunu yapan, dönüp dolaşıp C kişisine de senin dedikodunu yapacaktır sevgili dostum. Sen pozitif başlattığında etrafındaki bu konuşmalar da minimuma iner.

Arkandan konuşanlar için küçük bir meditasyon

Rahat otur, arkana güzelce yaslan. Derin bir nefes al, elini kalbine götür. Gözlerini kapat. Burnundan nefes al ve burnundan ver. Zihninde, arkandan konuştuğunu düşündüğün kişileri canlandır. Kalbinde şefkat ve hoşgörü enerjisini hisset. Bu sanki bir ışık gibi yoğunlaşsın ve o kişilerin kalplerine şefkat ışığı gitsin.

Ve de ki: "Her ne kadar benim hakkımda olumsuz, kötüleyici sözler söylemiş olsanız bile ben sizi kendi yolunuzda özgür bırakıyorum. Ben kendi yolumda ve kendi işlerimle ilgileniyorum. Ben değerliyim. Sizleri de hoşgörüyle ve şefkatle uğurluyorum."

O ışığın onların kalplerine nasıl dolduğunu zihninde iyice gör. Kin, öfke ve nefret duygularından arınmış bir şekilde sevgi ışığını gönder. Ellerini dizlerinin üstüne getir. Aldığın her nefes seni daha da güçlendirecek. Ve gözlerini açabilirsin.

Şefkat göndermek onları onaylamak mı demek?

Onlara şefkat göndermen ya da hoşgörüyle yaklaşman, onların dediğini onayladığın anlamına gelmiyor. Onlara katıldığın anlamına da gelmiyor. Ama yaptıklarından dolayı sende oluşacak kin, nefret, öfke gibi duygulardan arınmanı sağlıyor. Aslında kendine sevgi ve şefkat gösterdiğin için bunu yapıyorsun. Bu uygulama bana ve çalıştığım birçok kişiye çok iyi geliyor. Sana da iyi gelecektir.

Arkandan konuşanlara karşı hangi stratejileri kullanabilirsin?

Bir: Arkandan konuşanlar olabilir. Ama sen başkalarının gündemine, başkalarının dediğine değil, kendi gündemine ve kendi işine odaklan.

İki: Arkandan konuşanlara refleks olarak tepki vermeyi bırak. Sosyal medyada ya da başka yerde birilerinin söylediği sözlerle, sataşmalarıyla, kötü sözleriyle oyalanacak vaktin yok. Tepkisel bir refleksle karşılık vermeyi bırak.

Üç: Dedikodunun oyununa sen de girme. Birinin lafını taşıdığında fark et: Niye taşıyorum? Benim taşıyacak bilgim, fikrim, misyonum ve vizyonum varken neden ben bu lafı taşıyayım ki?

Dört: Biri sana bir başkası hakkında bir şey söylediğinde onun sözcülüğünü üstlenmek yerine, bunu bizzat o kişiye söylemesinin daha iyi olacağı konusunda onu yönlendirebilirsin. Bu senin duruşunun ne kadar güçlü olduğunu da gösterir. İnsanları dedikoduyla vakit kaybetmeye değil, kaliteli sohbete davet et. Bu enerjini çok daha iyi yükseltecektir. İnsanların arkasından olumlu ve pozitif özelliklerini söylemek de seni pozitif bir döngüde tutacaktır.

Etkisizleştirmek ne demek?

Arkandan konuşanları kendi içinde etkisizleştiriyorsun. Bakış açınla, ruhsal, zihinsel, bedensel bütünlüğünle etkisizleştiriyorsun. Yaptığımız bu küçük uygulamanın bile sana iyi geldiğini düşünüyorum.

Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ERDEM TAŞKINSU
 

Kendini Güncelle markasının kurucusu olan Erdem Taşkınsu, İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji, Anadolu Üniversitesi'nde ise Sosyal Hizmetler Danışmanı bölümlerinden mezun olmuştur.
Atılım Üniversitesi’ndeki Aile Danışmanlığı programını başarıyla tamamlayan Erdem, önemli isimlere iş ve ilişki danışmanlığı yapmanın yanı sıra, geniş kitlelere yönelik öğretici konuşmalar düzenlemektedir. Atılım Üniversitesinde "Temel Koçluk ve  Mentorlük " dersleri vermiştir. 

YouTube/@erdemtaskinsu kanalındaki videoları 43 milyondan fazla izlenmiş olup, Milliyet gazetesinde ilişkiler ve kişisel gelişim üzerine yazıları yayımlanmaktadır.

ERDEM HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ 
 

Ofis :

0 505 260 95 96

Takip

  • Instagram
  • Youtube
  • Facebook
  • X
  • TikTok
  • LinkedIn

Email 

bottom of page