Sinsi İnsanları Nasıl Tanırsın ve Nasıl Yönetirsin?
Sinsi deyince aklına ne geliyor? Belki hemen gözünün önüne belli kişiler ya da yaşadığın belli deneyimler geldi. Sinsi ve kurnaz insanları nasıl tanırsın? Daha önemlisi, onlara nasıl etkili cevaplar verebilirsin? Bu yazıda bunları konuşacağız.
Bunu hazır cevap olmak gibi konuların devamı, bir yapbozun bir parçası gibi düşünebilirsin.
Sinsi ne demek?
Sinsi aslında gizlemek demek. Senin haberin olmadan harekete geçen ya da senin haberin olmadan sende bir çıkarı olan kişi demek. Sinsi tiplerin amacı, senin onlar için bir şeyler yapmanı sağlamaktır. Senden alabilecekleri ya da kendi çıkarları için kullanabilecekleri bir şey için bazı hamleler yaparlar. Manipülasyon da bunu yaparken en önemli araçlarıdır.
Kim sinsi değildir?
Sana tek bir şey söyleyeceğim: Hemen parlayan, hemen tepki veren kişi asla sinsi değildir. Sinsiler daha sakin ve daha soğukkanlı olurlar. Çünkü arka planda dönen ayrı bir plak vardır.
Ama şunu karıştırma lütfen. İnsanlarla kurduğun her ilişkide bilinçaltı istemsiz olarak şunu sorar: "Karşımdaki kişide benim için ne var?" Bilincin bundan haberi yoktur. Karşılıklı bir al-ver dengesi oluştuğunda ilişki kendiliğinden yürür. Bilinçaltı sana iyi gelene yaklaşır, kötü gelenden uzaklaşır. Burada bir hesap yoktur. Sinsilikte ise çıkar ilişkisi tamamen bilinçli ve hesaplıdır. Buradaki ayrım önemli.
Sinsi insanları nasıl tanırsın?
Bazen bir rahatsızlık duyarsın ama o rahatsızlığı bir yere koyamazsın, anlamlandıramazsın. Hislerine her zaman güven.
Sinsi insanlar sana bir teklifle gelebilir. Bunu bir fırsat gibi sunarlar. Tebessümle, dost ve samimi görünerek yaklaşmakta oldukça ustadırlar. Yaşamına daha iyi bir seçenek, daha iyi bir çözüm sunuyormuş gibi görünürler. Ama özünde arka planda kontrol etme arzuları vardır. Sinsi insanlarda bir kıskançlık da vardır. Senin çok iyi olmanı istemezler, çünkü o zaman seni kontrol edemeyeceklerdir.
Sinsi insanlar seni istedikleri yöne çekemediklerinde, bu hamlen yüzünden pişman olmana ve suçluluk duymana neden olurlar. Çeşitli hamleler yaparlar ve son durak vicdandır. Vicdana oynarlar. Tüm bu durumun sebebi senmişsin gibi davranarak sende bir rahatsızlık hissi uyandırmaya çalışırlar.
Sana doğrudan zarar vermezler ve sanki hiçbir şey olmamış gibi davranırlar.
Al-ver dengesine nasıl bakarsın?
Bunları tanıdık, zihnimizde bir filtre oluşturduk. Şimdi çözüm kısmı çok önemli.
Önce o kişinin sinsi olup olmadığını tespit etmen gerekiyor. Bunun için bu kişiyle etkileşimini değerlendir ve al-ver dengesine bak. Hayatında öyle birileri varsa sen her zaman verici konumundasındır. Hep veren olmuşsundur ve alma-verme dengesi epey bozulmuştur. Neden veriyorsun? Bir şeylerin daha büyüğünü almak için veriyorsan, bu konuda kendini de bir kontrol et.
Bir alma-verme dengesi oluşursa zaten sorun yok demektir. Ama bu denge yoksa, hep sen veriyorsan ve bu bir hesap kitaba, bir menfaate dayalıysa, o samimiyet bozulmaya başlıyor. O kişiyi sinsi olarak değerlendirmeye başlayabilirsin.
Hamlelerine nasıl karşılık verirsin?
Bu kişiler sana bir hamle yaptığında görmezden gel. Yaptıkları şeyi ciddiye alma, kafana takma. "Evet" de geç, bir şekilde geçiştir. Çünkü ciddiye aldıkça seni suçlu hissettirmeye devam edecekler ve sen de kendini kötü hissetmeye başlayacaksın. Pişman olma. Zaten amaçları seni pişman ettirmek.
Ödün verme. Ödün verdikçe, taviz verdikçe duygusal ve psikolojik anlamda sana yakınlaşırlar. Senin empatik halin tam onların işine gelir. Ciddi ve net bir şekilde hayır diyebilirsin. Hayır demekten çekinme ve kendine güven. Çünkü hayır dediğin için bile seni pişman etmeye çalışabilirler. Zaten esas amaç bu.
Sinsi tipler gizli çıkarlarını göstermeyecekleri için seni manipüle etmeye çalışırlar. Bu durumda iki soru sorabilirsin. Birincisi: "Sence bu isteğin makul mü?" İkincisi: "Senin bu isteğin bana nasıl bir fayda sağlayacak?" Sonra "Maalesef benim için uygun değil" diyebilirsin. Bu soruları sormanda hiçbir sakınca yok. Rahat ol ve kendine güven.
Bedava peynirin peşinden neden gitmemelisin?
Seninle küçük ödüllerle, küçük yemlerle gelebilirler. Şöyle bir söz var ya: "Bedava peynir fare kapanında olur." O peynirin peşinden gitme. Çünkü o peynirin peşinden gitmek kendi kişisel potansiyeline bir ambargo koymaktır. Kendi özüne ve kendi potansiyeline güvendiğinde, o potansiyeli açığa çıkardığında, bırak peynirin peşinden gitmeyi, kendi kapasiteni zaten inşa etmiş olursun.
Bazı durumlar kişiye özgüdür. Mesela bir kişide yokluk inancı varsa, sinsi birinin küçük bir yeminden hemen tuzağa düşebilir ve manipüle edilebilir.
Seni aceleye getirdiklerinde ne yaparsın?
Sinsi insanların en sevdiği hilelerden biri, senin dürtüsel olarak cevap vermeni sağlamaktır. Bunun için hemen psikolojik bir baskı kurmaya çalışırlar. Hemen harekete geçmen için baskı kurar, stres yaratırlar. Yoğun bir duygu oluşturarak hızlı karar vermeni sağlamaya çalışırlar.
Burada şunu diyeceksin: "Bir süre bekleyebilir misin? Sana geri dönmem için, düşünmem için bana biraz süre ver." Bu, o duygularla ve yanlış dürtülerle yanlış bir karar verme ihtimalini azaltacaktır.
Toplumumuzdaki temel sorunlardan biri de bu: Birini sevebilmek için bir çıkarın olması. Bir insanı sevebilmek için onun davranışına, niyetine, emeğine, gönlüne bakmak gerekir.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
