İnsanlara Doğru Mesafeyi Nasıl Koyarsın?
İnsanlarla olan ilişkilerimizdeki çoğu sorun doğru mesafeyi koyamamaktan kaynaklanıyor. Eşinle, sevgilinle, arkadaşınla, dostunla, tanıdığın ya da tanımadığın insanlarla, ailenle, eşinin ailesiyle yaşadığın sıkıntıların çoğu mesafe ayarlarından oluyor. Kayınvalidelerin gelinlerinin mutfağına karışmasının bir nedeni bile bu olabiliyor. Çünkü orası gelinin alanı, ama kayınvalide bilinç dışında "oğlumun evi" diye refleks olarak bunu yapıyor, belki farkında bile değil.
Bu yazıda doğru mesafe nasıl konulur ve neden insanlara mesafe koyamıyoruz, bunları konuşacağız.
Mesafe nedir?
Mesafe, insanlar arasındaki duygusal, psikolojik, enerjisel ve bedensel yakınlık ya da uzaklıktır. Neden enerjisel dedim? Çünkü bazen hiç görmesen bile, sosyal medyada bile o yakınlığı ya da uzaklığı hissediyorsun. Beğeniler azalmaya ya da artmaya başlıyor. Sosyal medya artık hayatımızın bir parçası.
Arkadaşın, dostun, sevgilin, eşin, hepsinin yakınlık dereceleri farklıdır. Ve ona göre de senin bir yaşam alanın var. Bir asansörde olduğunu düşün. Asansör geniş ama biri gelip tam yanına yaklaştı. Rahatsız olursun. Çünkü bunun bir seçim olduğunu fark edersin ve alanın işgal edildiği için rahatsız olursun.
Bu benim başıma yıllar önce bir spor salonunda gelmişti. 20'li yaşlardaydım, sabahları ağırlık salonuna gidiyordum çünkü daha tenha oluyordu, hatta kimse olmuyordu. Ağırlık çalışırken bir adam köşeden geliyor, ağırlıkları dibime getiriyordu. Ben nereye gitsem neredeyse oraya geliyordu ve çok rahatsız oluyordum. O anda yaşam alanının işgal edildiğini görüyorsun.
Doğru insanı neden yanlış mesafede tutuyoruz?
Bazen "Bana bunu nasıl yaptı, keşke söylemeseydim" diyorsun. Çünkü onu yakın bir yere kodladığın için aslında söylemek istemediğin bir şeyi söylemiş bulunuyorsun ve sonra pişman oluyorsun. Bazen doğru insanı yanlış tarafta tutuyoruz. Bazen de yanlış insanları yanlış yerlere koyuyoruz, yanlış mesafeyi koyuyoruz. Çünkü arkadaşımızı, dostumuzu bazen doğru seçemeyebiliyoruz.
"Dost kazığı" deniyor mesela. Ama gerçekten dostun olsaydı böyle bir şey yapmazdı. Sen onu dost sanarak, yanlış kişiyi dostun olabilecek mesafede tuttun. O yüzden o sıkıntıyı yaşadın.
20'li yaşlarda bir kişisel gelişim çalışması yaparken, yakın diye düşündüğüm bir arkadaşıma bir fikrimi söylemiştim. Birkaç ay sonra o fikri gerçekleştirdi. "Bunu bana nasıl yapar?" derken şunu fark ettim: Aslında suçlu o değildi, sorumlu bendim. Çünkü onu arkadaşım sanmıştım ve bilinçaltım onu otomatik olarak yakın mesafede tutmuştu. O yüzden fikrimi samimi bir şekilde söylemiştim. Arkadaşlarını ve dostlarını seçmen, mesafe ayarını vermen bu yüzden çok önemli.
Mesafe koymak her şeye hayır demek mi?
Mesafe koymak her şeye hayır demek, "alanıma giremezsin" demek değil. Katı olacağın noktaları, geçilmez kırmızı çizgilerini net bir şekilde belirlemek, sonra biraz tolerans gösterebileceğin çizgilerini belirlemek demek. Ufak tefek şeylerde esneklik gösterebilirsin.
Çocuğuna sınır çizmek de önemlidir. Diyelim ki her gün senden çikolata istiyor. Arada bir verebilirsin. Ama hep yemekten önce çikolatayı alırsa sınır çizmenin bir anlamı kalmaz. Çünkü "Sınırı ihlal edebiliyorum" algısı oluşmaya başlar. Çocukta böyle, yetişkinde de böyle. Eşine, dostuna, sevgiline nelere evet, nelere hayır diyeceğini bilmen gerekiyor.
Neden mesafe koyamıyoruz?
Bir başkasını memnun etmeye, mutlu etmeye odaklanırken bunu niçin yaptığımızı bilmiyoruz. Bazen kaybetme korkusundan, bazen terk edilme kaygısından, bazen reddedilme korkusundan olabiliyor. "Aman arkadaşımı kaybetmeyeyim, aman kırılmasın, aman reddedilmeyeyim, beni beğensinler, beni onaylasınlar" diye istemeden onların isteklerine, beklentilerine ve ihtiyaçlarına evet dediğinde, o mesafeyi koyamamış ve onları alanına almış oluyorsun. İstemediğin bir şeyi yaparken enerjin düşüyor.
Bu bir fedakarlık olabiliyor. Fedakarlıkta bir şeyleri feda ediyorsun, kendinden koparıp veriyorsun ve bunun sonucunda bir kar bekliyorsun. Bu kar duygusal bir beklenti. Bazen sevilme ihtiyacı, bazen değer görme ihtiyacı yüzünden boyun eğiyorsun. Temelinde kaybetme korkusu var. Ama bir arkadaşın, dostun ya da sevgilin seni olduğun gibi değil de, ihtiyaç duyduğu şeyi yaptığın için seviyorsa, bu zaten çıkarlı bir ilişkidir. Kendine baştan dürüst olman gerçeği baştan net görmeni sağlar.
Mesafeyi nasıl koyarsın?
Kendini merkeze alırsan, diğer insanlarla olan mesafe kendiliğinden oluşmaya başlıyor. Bunu ben merkezcilikle karıştırma. Ben merkezcilik her şeyde "ben" demektir. Hep kendisinin konuşulmasını ister, her olayda çıkarını maksimize eder, her olayda kendini ön planda tutmak ister. Benim dediğim bu değil. Kendini merkeze almak, önce kendi isteklerini, ihtiyaçlarını ve amaçlarını doldurmak demek. Kendi kabın boşken başkasına dolduracak bir şeyin de kalmaz.
Kendi ihtiyaçların varken bir başkasını mutlu etmek için kendinden fedakarlık yapman sağlıklı bir durum değil. Sonrasında insan gönül koyar, "Şöyle yaptım, böyle yaptım" der ve ilişkilerde sıkıntı çıkar.
Kendi sıralamanda kaçıncı sıradasın?
Hayatındaki insanları bir sıralamaya koyduğunda kendin kaçıncı sıradasın? Bu sana muazzam bir farkındalık yaratacak. Ben bunu danışanlarıma hep yaptırırım.
Bilinç dışı o kadar karmaşık ki bazen farkında olmadan bazı durumları yakına kodlayabiliyor. Bir danışanım sosyal medyadaki bir kişinin yorumlarına çok sinirleniyor, çok tepki veriyordu. Onunla çalışma yaptık. Bilinç dışında o kişiyi yakın mesafeye kodlamıştı. O yüzden yakın mesafedeki birine tepki verir gibi tepki veriyordu. Halbuki sosyal medyada tanımadığı, çok uzaktaki biriydi.
Kimin isteğini kendi isteğinin önüne koyuyorsun?
Eşinin, dostunun, sevgilinin, arkadaşının isteklerini, beklentilerini ve ihtiyaçlarını kendi işlerinden, kendi isteklerinden ve ihtiyaçlarından öncelikli tutuyor musun? Bunu yaparken nasıl bir yarar gözetiyorsun, nasıl bir beklentin var? Lütfen bunu da düşün.
Kırmızı çizgilerin neler?
Sosyal ilişkilerinde ve yakın ilişkilerinde ne istediğini ve ne istemediğini netleştir. Kırmızı çizgilerin neler, kabul edeceklerin neler, asla kabul edemeyeceklerin neler, bunları net bir şekilde yaz. Neye "tamam", neye "evet", neye "hayır" diyebilirsin?
Mesela benim şöyle bir durumum var. İnsanlarla kurduğum ilişkilerde hiçbir zaman karşılıklı bir bağımlılık, karşı taraftan bir şey alma durumunda olmak istemem. Çünkü onun karşılığını vermek zorunda kalırsın. Bu da mesafeyi yakınlaştıran bir durum olabilir. O kişi yanlış kişiyse, doğru insan değilse böyle bir girişime hiçbir şekilde girmem. Benim asla kabul edemeyeceğim şeylerden biri budur. Sen de bunun gibi öz yasalarını belirleyebilirsin. Bunlar mesafe koymakta çok işine yarayacaktır.
Sana bir soru: Diyelim ki yarın önemli bir sunumun var ve onu hazırlaman gerekiyor. Sevgilin, eşin ya da çok yakın bir arkadaşın senden bir şey istedi, senin yardımına ihtiyacı var. Ona nasıl bir sınır çizersin?
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
