top of page

Sevilen ve Sayılan, Değer Gören Bir İnsan Olmanın 10 Yolu

1 saat önce
4 dakikada okunur

Sevilen, beğenilen, saygı uyandıran insan olmanın 10 yolundan bahsedeceğim. Hem bu insanların özelliklerinden hem de bu etkiyi bir ortamda, bir toplum içinde nasıl oluşturabileceğinden bahsedeceğim. Hilesiz, yalansız dolansız, manipülasyonsuz. Bu yolda kendimiz, ilişkimiz, iletişimimiz ve itibar yönetimi için çok kıymetli bilgiler öğreniyor olacağız.

Sevilmek ve saygı görmek neden bir ihtiyaçtır?

İnsanın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden birisi sevilmek. Arkadaşlık ilişkisinde, romantik ilişkide, bir toplulukta sevilme ihtiyacı var. Bir de saygı görme ihtiyacı var; bulunduğu çevrede, işinde gücünde, ilişkisinde itibar kazanmak, saygı görmek istiyor. Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde fiziksel ihtiyaçlar ve güvenlik ihtiyacından sonra gelen ihtiyaçlar bunlar. Sosyoloji okurken, işletme okurken, aile danışmanlığı derslerinde bu hiyerarşi her yerde karşıma çıktı.

Bu ihtiyacı tamamlamanda bir problem yok. Sıkıntı şurada başlıyor: Sevilmek ve saygı görmek için insan yaranmaya, bunun uğruna fedakarlıklar, tavizler vermeye başladığı zaman problemler ortaya çıkıyor. Bunu kurban olarak, tavizler vererek, kendimiz olmaktan vazgeçerek yaptığımızda ters teptiğini birçok kez görmüş olabilirsin. 10'dan 1'e doğru gideceğiz, en kıymetlisi sonda.

Saygı uyandıran insanlar ego yarışına girer mi?

10. madde: Saygı uyandıran, sevilen insanlar ego mücadelesine öyle kolay kolay girmez. Karşısındaki kişi egosal davransa, haklı çıkmaya çalışsa bile. Küçükken "Benim babam senin babanı döver" diye klasik bir cümle vardır. O da çocuksu bir egodan gelir. Bugün baktığında insanlar aslında "Benim kariyerim senin kariyerini döver, benim arabam senin arabanı döver, benim deneyimlerim senin deneyimlerini döver" diyor.

Bir de "Ben sana demiştim" diyenler vardır. Bunlar haklı olmaya çalışır. "Ben demiştim" dedikten sonra senin pişmanlığından gizli bir haz duyabilir. Bu tarz ego yarışları kişilere hiç sıcak ve sempatik gelmiyor. O kişiye tamam desen bile bilinçdışında sonrasında bir antipati duyuyorsun. "Ben demiştim" demektense "Bu senin tercihin" demek çok daha önemli.

Birinin dünyasına dahil olmaya çalışırken dengeyi nasıl kurarsın?

9. madde: Bazı insanlar senin dünyana dahil olmak ister, bazen de sen birilerini dünyana dahil edersin. Dahil olmaya çalıştığın zaman devamlı veren ya da devamlı arayan sen olma. Böyle bir dengesizlik olduğunda seni sevebilirler, sempatik gelebilirsin ama karşındaki kişi saygı duymayabilir. Devamlı birinin peşinden koşmak, zorla iletişim kurmaya çalışmak tam tersi negatif bir sonuç verebiliyor. Manipülasyona başvurup karşı tarafın dünyasına dahil olmaya çalışmak ise daha da büyük şekilde ters tepebilir. Çünkü manipülatif her hile karşı tarafın bilinçdışında hep hissediliyor.

Sözünün arkasında durmak neden bu kadar kıymetli?

8. madde: En beğenilen, takdir edilen insanların sözü senettir. Bu insanlar bir şeyi yapamayacakları zaman "Hayır, şu anda yapamayacağım" derler. Sırf onay almak için "Hallederiz, merak etme, çözeriz" deyip sonra yapamayacağı şeylerin sözünü vermezler. Söz deyip geçiyoruz ama çok kıymetli bir şey. Bir süre sonra o kişinin zihninde senin kişisel imajına direkt bir etiket yapışıyor: Bu adama güvenilmez, bu kadına güvenilmez.

Beğenilen insanların yanında neden güvende hissedersin?

7. madde: Saygı duyduğun ve sevdiğin insanların yanında çok rahat olursun, savunmada olmazsın. Bazen karşındaki kişi kötü bir şey söylemiyordur ama negatif bir elektrik gelir. İletişimin bir yerinde seni düşünüyormuş gibi ama aba altından sopa gösteriyormuş gibi, biraz tehditkâr, biraz iğneleyici. Sevdiğin, saydığın insanların yanında ise güvende hissedersin, kendin olursun, tetikte olmazsın.

6. madde: Suçlamazlar. Onlar hakkında bir şey söylediğinde sonra "Bak sen öyle demiştin" diye seni suçlu hissettirmezler. Hep suçlayan insanların yanında çok olmak istemezsin, çünkü hep ihale senin üstüne kalır. Sevilen insanlar hayatlarının sorumluluğunu alan, kendi kendine yeten insanlardır. Destek verirler, gerektiğinde destek isterler ama bunu bir muhtaç gibi ya da seni kullanmak için yapmazlar.

Dürüstlük ile kibarlık arasındaki denge nedir?

5. madde: Birisi çok kibar olduğu zaman "Niye bu kadar kibar davranıyor?" diye düşünürsün. Seni rahatsız eden sinsi bir enerji gibi hissedersin. Ya da bazen çok aşırı serttir, "Dilinin kemiği yok" deriz. Beğenilen bir insan olmak için çok kaba olmak gerekmiyor. Taş atacaksan at ama yumuşatmak her zaman çok kıymetlidir. Esas meziyet dürüstlüğü kibarlıkla birleştirmektir. Ne aşırı kibarlık ne aşırı sertlik; bir denge vardır. Bu insanlar neyse odur, öyle davranır ve onu sen de hissedersin. "-mış gibi" davranmazlar.

4. madde: Beğenilen insanlar senin hakkındaki şeyleri milimetrik olarak merak etmezler. Sadece iyilik halini, sağlık durumunu merak ederler; iyi misin kötü müsün diye ilgilenirler. Senin çizdiğin sınıra saygı duyarlar ve o samimiyeti hissedersin. Birisi seninle ilgili aşırı meraklı olduğu zaman ters tepiyor. Bir arkadaşım "O kadar çok soruyor ki deli ediyor beni, sırf sussun diye bir şeyler söylüyorum" demişti.

Sevilen insanlar nasıl eleştirir ve nasıl destek olur?

3. madde: Sevilen insanlar yıkıcı ya da tehditkâr bir şekilde eleştirmez; sağlıklı bir şekilde eleştirir. Yani geri bildirim verirler. Kişisel yorumlarını değil, objektif bir geri bildirimi sana sunarlar. Bu da sana güven veriyor, o kişilerin yanında rahat hissettiriyor. Çünkü olumlu da söylese olumsuz da söylese bu bir kıskançlığın ya da fesat bir niyetin ürünü değil.

2. madde: Mutlaka yaşamışsındır. Birisi sana bir şey söyler ama karşılığında senden alacağını hemen ima eder. "Ben sana şunları yaptım, sen de bana yapacaksın" diye seni karşılıklı bir bağımlılıkta bırakır. Bu tarz ilişkilerde samimiyet kurulmaz. Saygı duysan bile arka planda çok sevmezsin. Gerçekten beğenilen ve sevilen insanlar ise sömürmez. Onlarda kazan-kazan prensibi geçerlidir. Sağlıklı bir özgüvenin temel göstergesi budur: Destek vardır, sömürme yoktur.

Gerçeklerin gücü sevilen insanı nasıl bir markaya dönüştürür?

Ve 1. madde: gerçeklerin gücü. Ben bunu hep söylerim, gerçeklerin gücü her şeyden önemli. Çünkü gerçek çok daha samimidir, çok daha yakındır, çok daha sıcaktır. Gerçekten sevebileceğin ve saygı duyduğun insanlar, olumsuz bile olsa hep gerçekleri kullanır. Bir şeyi yapamayacaksa yapamayacağını söyler. Şu anda morali bozuk olduğunu ya da korkusunu söyler. Yalana ihtiyaç duymaz, çarpıtmaz. Ağzından çıkan şeyler konusunda kişisel anlamda bir marka olmaya başlar ve sen de "Bu kadar söylüyorsa doğrudur" dersin.

Sevilen, değer katan, değer üreten bir insan olmak için bence bu 10 formül çok önemli.

Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ERDEM TAŞKINSU
 

Kendini Güncelle markasının kurucusu olan Erdem Taşkınsu, İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji, Anadolu Üniversitesi'nde ise Sosyal Hizmetler Danışmanı bölümlerinden mezun olmuştur.
Atılım Üniversitesi’ndeki Aile Danışmanlığı programını başarıyla tamamlayan Erdem, önemli isimlere iş ve ilişki danışmanlığı yapmanın yanı sıra, geniş kitlelere yönelik öğretici konuşmalar düzenlemektedir. Atılım Üniversitesinde "Temel Koçluk ve  Mentorlük " dersleri vermiştir. 

YouTube/@erdemtaskinsu kanalındaki videoları 43 milyondan fazla izlenmiş olup, Milliyet gazetesinde ilişkiler ve kişisel gelişim üzerine yazıları yayımlanmaktadır.

ERDEM HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ 
 

Ofis :

0 505 260 95 96

Takip

  • Instagram
  • Youtube
  • Facebook
  • X
  • TikTok
  • LinkedIn

Email 

bottom of page