top of page

Duruşunla Onu Çekeceksin: Aura Kendini Güzel Taşımaktır

2 gün önce
8 dakikada okunur

Yürüyüşünüzle bile çoğu kişiyi etkilersiniz ya da itersiniz arkadaşlar. Bugün duruşu ve duruşun ilişkilerdeki etkisini konuşacağız.

Duruş neden seni görünür kılar?

Arkadaşlar, duruşu olmayan birinin varlığı belirsizdir. Sana kötü davrandığında ortaya bir duruş koymalısın. Sana iyi davrandığında da bir duruş koymalısın. Trip atmalısın demiyorum, duruş koymalısın. Trip ve duruş farklı şeyler. Hayata karşı bir duruşun olmalı. Partnerinin iyi ve kötü davranışlarına, hal ve hareketlerine karşı bir duruşun olmalı. İş hayatında da öyle.

Duruş seni varlık yapar arkadaşım. Duruşun olmazsa insanlar senin varlığını göremez. Sonra da "Beni nasıl görmezden gelir, kendimi nasıl görünür kılarım?" diye araştırırsın. İşte duruşunla görünür kılarsın. Çünkü insanlar seni söylediğinle değil, nasıl durduğunla algılıyor.

Bugün duruşumuzu oluşturan en önemli şeylerden, yürüyüşünüzden, bakışınızdan ve pozlarınızdan bahsedeceğim. Davranış duruşu karakterinize göre şekillenir, ona ileriki haftalarda geçeceğiz. Babam bana hep "Oğlum, kozuna, dozuna, pozuna dikkat et" derdi. Bugün o pozu anlatacağım. Güçlü ve çekici bir duruş ilişkide bedeninle, pozunla nasıl verilir, bundan bahsedeceğim. Tabii bazen çekmek için değil, birileri sana yapışırsa itmek için de bir duruş sergilemelisin. Bunu sadece çekmek için bir duruş diye düşünmeyin.

Yürüyüşün senin hakkında ne anlatıyor?

Bu bende artık bir deformasyon mu oldu, ne dersiniz deyin. Birçok kişi bunu hissediyor ama bilinçli olarak farkındalığa dökmüyor. Ben birinin yürüyüşünden ne hissettiğini, karakteristik yapısını çok rahat çıkarabiliyorum. Bu videodan sonra siz de çıkarabileceksiniz. Kendinizde de fark edeceksiniz. Kendinizi zorla değil, farkındalıkla düzenleyeceksiniz.

Daha bir kelime bile söylemeden yürüyüşün çok şey anlatıyor. Neden biliyor musun? Beyin hareketlere dayanarak çok hızlı karar vermeye meyilli bir organ. İnsanlar karşısındakinin hareketine göre anında bir anlam veriyor, algılıyor, hemen yargılıyor. Burada ilk 3-4 saniye çok önemli. O aralıkta iyi bir vibe verdiysen sonrasında auran katlanarak artıyor.

Duruş deyince aklınıza ne geliyor arkadaşlar? Ünlülerin çağrıldığı kırmızı halı davetlerini düşünün. İncelemeyi çok seviyorum, siz de inceleyebilirsiniz, harika bir gözlem egzersizi oluyor. Bazıları gerçekten çok özgüvenle duruyor, iyi bir duruşları var. Bazılarının ise oradaki sıkıntısını anlıyorsun. Podyum mankenleri de öyle. Bazılarına hayranlıkla bakıyorsun. Mesele sadece fiziksel güzellik değil. Fiziksel güzelliğin duruşunu bilmiyorsan çok itici de olabilir. Bir ünlünün kırmızı halıdaki duruşuna ya da sahnedeki yürüyüşüne çok çabuk puan veriyoruz ama puan verdiğimizi fark etmiyoruz. Güçlü adımlarıyla fark edilen biriyle gergin görünen biri arasındaki farkı bilinçdışı fark ediyoruz.

Kendinden emin bir yürüyüş için bir CEO düşün. Gergin bir toplantı olmuş, adam odaya giriyor. Sakin ve otoriter duruşuyla gerilimi azaltıyor ve saygı uyandırıyor. Yürüyüşünüzde kendinden emin olma duygusu çok önemli. İnsanları etkiliyor, gerginliği azaltıyor ve yeni ilişkilerin olasılığını oluşturuyor.

Önce kendinle mi uyumlanmalısın?

Bunu nasıl üreteceğimizi anlatacağım ama benim videolarımda bildiğiniz gibi önce farkındalığımızın tozunu atıyoruz. Fiziksel varlığınızla bir aura yaratmak, gelişinizle bile dikkat çekmek için ünlülerin kendine özgü yürüyüşlerini düşünün. Hep yabancılardan örnek vereceğim, çünkü bizim sanatçılarımızdan örnek verdiğimde linç başlıyor, seveni sevmeyeni katılıyor.

Başkasıyla uyuma geçmeden önce kendinle uyumlu olman, sonra başkasıyla uyumlanman çok önemli arkadaşlar. Sadece başkasına uyarak duruş gösteremezsin. Önce kendi iç dünyanla uyumlu olmalısın. Sonra başkasına uyum sağladığında çok güçlü bir duruş sergilersin. Ama kendinden kopup başkasına tabi olduğunda duruşun bozulur. Kendin gibi uyumlanmak sana doğal olarak en kaliteli duruşu veriyor.

Kendinden emin bir duruş nasıl olur?

Omurganızın ve omuzlarınızın farkında olmak çok önemli. Omuzlarınızı ve omurganızı nasıl kullandığınızın farkında mısınız? Güzel kullanıldığında kadında asil bir aura, erkekte karizmatik, otoriter bir aura oluşturuyor. Lord of the Rings'te oynamıştı, hatırlıyorsunuz, Cate Blanchett'in kırmızı halılardaki duruşunu düşünün. Bu sadece kıyafetleriyle değil, kendini nasıl taşıdığıyla ilgili.

Güçlü duruş yürüyüşü amacı yansıtan, bilinçli ve yere sağlam basan adımlardır. Erkek arkadaşlarım için bir rol modeli söyleyeyim: Dwayne Johnson. Amaçlı, kontrollü adımlarını hayal edin. Her adım kasıtlı basılmış gibi hissettiriyor, değil mi? Duruşun gücü bu arkadaşlar. Attığın adımı bilerek atmak, belirsiz, şüpheli adımlar atmamak. Bu da başınızı, boynunuzu, omuzlarınızı ve omurganızı hizalamakla başlıyor.

Bunu pratikte nasıl daha iyi yapabilirsiniz? Birinci nokta: Önce bedeninizin nasıl durduğunu fark edin. Kambur bir duruşunuz mu var? Her ortamda duygusal bir bulaşma olduğu için bedeninizin duruşu da değişir. Bir yerde özgüvenli hissederken başka bir yerde özgüvensiz bir duruşa girmiş olabilirsin, gerginleşebilirsin. Gergin misin, gevşek misin? Aşırı hızlı ve kontrolsüz müsün, yoksa çok mu tutuksun, çok mu yavaşsın? "Alık alık bakıyor" derler ya, çok yavaş olmak da sıkıntılı. Çok hızlı olmak da zekâ belirtisi değil, gergin ve fevri olduğun anlamına geliyor. O da güven vermiyor. Ne olduğunu fark ettiğinde kendini rahat bırakman çok önemli. Bu kendini açmanı sağlar.

Mindfulness yürüyüşü nedir?

İkinci nokta: Bastığın zemini hissetmek, güçlü ve şuurlu adım atmak. Zemin ile ayak tabanların arasındaki mesafeyi, bastığın basıncı, o duyumu hissetmek çok önemli. Adımları kasıtlı ve şuurlu atmak. Teknik ismini söyleyeyim, araştırmak isteyenler araştırabilir: Buna mindfulness yürüyüşü, farkındalıklı yürüyüş deniyor. Egzersizi şöyle: Güvendiğiniz bir ortamda, bir koridorda ya da bir odadan diğerine görünmez bir ipin üzerinde yürüyormuş gibi yürüyün. Topuklarınızdan ayak uçlarınıza kadar zemini hissederek, tam ve şuurlu, zemine o basıncı doldura doldura basarak pratik yapın. Şiirlerde "Emin adımlarla yürüyordu" derler ya, tam olarak bu.

Bunu doğal olarak yapanlar var. Kim biliyor musunuz? Hayatta amacı olan insanlar. Geçen gün Sylvester Stallone'un bir açıklamasını izledim: "Benim hayatta hedefim yoktu." Biz de inandık. Sevdiği işi yaptı, doğru. Ama bu adamın bir hedefi de vardı. O filmi üretmek için kütüphanelerde yattı. O hedefi yazmaya ihtiyacı yoktu, çünkü hedef gözünün önündeydi. Bazı insanlar hedefi olduğunun farkında bile değil arkadaşlar. Bir amacının olması doğal olarak bir duruş kazanmanı sağlar.

Ölü balık tokalaşması nedir?

Duruşla ilgili bir şey daha anlatmak istiyorum. Geçen gün biriyle buluştuk, bir kız arkadaşımız benimle parmağının ucuyla tokalaştı. Bunu kadınlar daha çok yapıyor. Beden dilinde bunun bir ismi var: Ölü balık tokalaşması. "Hâlâ böyle tokalaşan kaldı mı?" demeyin, var, tanık oluyorum. Sizde böyle bir şey varsa dikkat edin, tokalaşırken kendinizi hemen güncelleyin. Karşı tarafa inanılmaz güvensiz bir vibe gönderiyorsun. Sağlam, dengeli bir tutuş her zaman çok daha önemli.

Postür olarak durduğunuz, beden dilinizi kullandığınız her an karşı tarafa bir his veriyorsunuz. O hissi nasıl vermek istediğin sana bağlı. Ölü balık tokalaşmasında olduğu gibi, bunu kendinde fark etmek çok önemli.

Karşındaki zihninde hangi üç çekmeceyi açıyor?

Karşı taraf zihninde üç çekmece açıyor. Birincisi güven çekmecesi. O çekmeceye güven duygusunu mu koydu, yoksa alarm, kaygı duygusunu mu? İkincisi statü çekmecesi. "Bunu zihnimde üste mi koyayım, alta mı?" Ya saygı duyuyor ya da kafasında saygıyı azaltıyor. Seni nereye koyduğuyla ilgili. Üçüncüsü ulaşılabilirlik çekmecesi. "Bana duvar mı örüyor, yoksa yaklaşılabilir mi?" Duruşun aşırı mesafeliyse duvar örüyorsun demektir. O yüzden flört ediyorsanız ve bir ilişkiniz olmuyorsa önce duruşunuzu değerlendirmeniz çok önemli arkadaşlar.

Kol ritmi ve alan hakimiyeti neden önemli?

Bir de işin kol sallama, ritim kısmı var. Bu, rahat mı gergin mi olduğunun sinyalini çok net verir. Rahatlığın ve kontrolün en büyük göstergelerinden biri kolların. Kolların nasıl hareket ediyor? Doğal mı, dengeli mi? Kendine güvenen bir sporcunun ya da akıcı bir konuşmacının kol hareketini düşün. Şu anda fark ediyorum, kollar deyince dikkatiniz benim elime, koluma gelmeye başladı. Biraz sonra unutursunuz, merak etmeyin. Dengeli kol ritmi özgüven algısına çok ciddi katkı sağlıyor.

Podyumdaki mankenleri düşünün. Mesela Bella Hadid'in kontrollü ve bilinçli adımları vardır. Ortama, alana hâkimdir. Mesele gösteriş değil. Duruştan kastettiğimiz gösteriş değil. Gösteriş için düşündüğünde tam aksine özgüvensiz bir duruş sergilersin. Mesele ne peki? Alan hâkimiyeti. Alanı nasıl kullanıyor, alanda nasıl duruyor, ne kadar rahat? İki üç kişi geldiğinde o alanda nasıl uyumlanıyor? Yoksa bir yere yaslanma gereği mi duyuyor, kollarını kapatarak mı duruyor? O bir güç arayışı. Böyle bir ihtiyacın yok. Kollarını kapatıp aşağı bakarak durursan kötü bir vibe yayarsın. Ama kollarını kapatıp yukarıdan baktığında farklı bir his yayarsın. Kollarını kapatmak her zaman kötü bir duruş değil, boyuna göre şekillenen bir şey. Burada kısmen beden diline girmiş oluyoruz ama bu videoda kastettiğim beden dili değil, duruşla ilgili genel bir farkındalık. Merak edenler beden dilinde araştırabilir.

Denzel Washington'ı düşünün. Will Smith'ın sahneye girip daha konuşmadan o sahneyi sahiplenmesini düşünün. Duruş sadece kendi bedeninin farkında olmak değil, bulunduğun alanı da sahiplenmek demektir. O alanın hâkimi, sahibi gibisindir. Ama dediğim gibi gösteriş, böbürlenme değil. Eskiden bir arkadaşımla bir koşu parkurunda koşuyordum. Bir adam yürüyor, eller böyle, "Buraların sahibi benim" der gibi. Öyle bir sahiplenme değil, o gereksiz bir ego. Orada ortamla, alanla, elinle, kolunla, bedeninle, sporcu kişiliğinle ne kadar uyumlanırsan o kadar iyi bir duruş sergilersin. Duruşta istediğimiz şey egonun gösterişi değil. Senin güçlü halini, kendinle barışık, kendinden emin halini, özgüvenini göstermek.

Bakışın ve başının pozisyonu ne mesaj veriyor?

Üçüncü nokta: Göz temasınız ve başınızın pozisyonu. Bu da çok önemli. Başı yere eğik durmak, yere bakarak ilerlemek çok sıkıntılı. İkili ilişkilerde en çok yapılan hatalardan biri duruşunuzda başınızın ve bakışınızın farkında olmamak.

Size bir soru sormak istiyorum: George Clooney'nin bakışları mı daha etkili, Brad Pitt'in mi? George Clooney'nin bakışlarına dikkat edin. Daha derin, daha yumuşak, daha güven veren, daha istikrarlı bir bakış. Onda daha yerleşik, güven veren bir etki oluşturuyor. Brad Pitt'in bakışları ise daha rahat, daha akışkan, zaman zaman dağınık, zaman zaman hovarda. İkisi de karizmatik ama verdikleri mesaj farklı. Biri "Buradayım, sakinim" diye güven veriyor. Diğeri "Rahatım ve seninle oynuyorum" diye oyuncu, flörtöz bir hava veriyor. Bu adamlar rol yapıyor ama sonuçta gerçek hayattan kesitleri oraya aktarmaya çalışıyorlar. NLP eğitimlerinde bunların egzersizlerini verirdik. Filmlerde göz hareketlerine, bakışlara bakın, inceleyin. En iyi egzersizi orada alıyorsunuz.

Senin bakışların çok mu mesafeli? Çok mu tepeden, çok mu sert bakıyorsun? Aynada hafif, yumuşak bakış egzersizleri yapmak işinize yarayabilir. En çok yapılan hatalardan biri de başı öne eğerek yürümek ya da kapıdan başı eğik girip çıkmak. Bunlar size güzel bir vibe kazandırmıyor, özgüven belirtisi olarak geçmiyor. Karşı tarafın bilinçdışına tereddüt, çekingenlik, ürkeklik mesajı veriyor.

Joker filmini hatırlarsınız. Arthur karakterini Phoenix oynamıştı. Joker olmadan önce kambur, sakar, başı öne eğik bir yürüyüşü vardı. Hepimiz orada çok özgüvensiz, ezik bir duygu algıladık, değil mi? Ama Joker kimliğiyle birleştiğinde o kamburluk, o eğiklik tamamen değişti. Yürüyüşü değişti, başı kalktı, bedeni genişledi. Kimlik değişimi bedene yansıdı. Kambur duruş eksiklik ve özgüvensizlik olarak algılanıyor.

Duruşunu her gün nasıl hizalarsın?

Postürünüzü her gün hizalayın arkadaşlar. Aynanın karşısına geçip elinizi diyaframınıza, göğsünüzün merkez noktasına koyabilirsiniz. Göbek bölgenizde bir sarkaç düşünün. O sarkacın ince uzun zincirini, bir sicim gibi hayal edin. Omuzlarınız kasıntı değil, yerine oturmuş olsun. Omuzlar ve kürek kemikleri yerine oturduğunda zaten kendi haline geliyor. Aynada duruş çalışması çok önemli. Hatırladıkça duruşunuzu iyileştirin, güncelleyin.

Bir ortamdasın, dikkat et. Hangi duygudasın? Kaygıya mı girdin, tereddütlü bir duyguda mısın? Hemen bedenine bak. Bedenini değiştirdiğinde o tereddütlü, kaygılı duygu güvene dönüşecektir. Ya duyguyu değiştirerek bedene gidersin ya da bedeni değiştirerek duyguyu optimize edersin. İkisi de gidebileceğin bir yol arkadaşım. Biriyle buluşmadan önce, bir iş toplantısından önce, biriyle konuşurken.

Video içinde kendi kendinize uygulayacağınız birçok egzersiz verdim. Biri ayna çalışması. Ama aynaya bakıp "Şöyle gülüyorum, bu bana yakışıyor" demek değil. O da faydalı olur ama benim dediğim, omuzlarının farkında olarak onları yerine oturtmak. Omuzların yeri neresi? Kasıntı durmazsın, böbürlenip göğsünü genişletmezsin. Omuzların neredeyse onu kabul edip öyle kullanmak. Sarkaç egzersiziyle duruşunuzu her zaman güncelleyebilirsiniz. Bir diğeri görünmez ip egzersizi, yani bahsettiğim mindfulness yürüyüşü: Bir odanın bir ucundan diğer ucuna zemini hissede hissede yürümek.

Üçüncüsü de başınızdan bir ipin sizi yukarı çektiğini düşünmek. Bu, meditasyonda duruşu iyileştirmek, hizalanmayı sağlamak için çok yapılan tekniklerden biri. Sarkaçla birleştirebilirsin. Sarkaç düz oldu, başındaki ip de aynı hizada gibi düşünüp kendini o dengeye getir ve o hayali ipin seni yukarı çektiğini düşün. Şu anda bak, hatırladıkça benim duruşum değişti. Bunu hatırladıkça ve gündemine getirdikçe yürürken de duruşun çok daha güçlenecek. Çene kalkık değil, paralel olacak. En ideali bu. Tabii kasıntı bir şekilde değil, doğal ve organik bir şekilde, hatırladıkça yapacaksın. Kendini rahat bırakacaksın.

Yürüyüşün neden karakterinin yansımasıdır?

Bilinçli olarak attığın adımı hissetmek çok önemli. Yürüyüşünün farkında olman bile seni kendine güvenen, kendinin lideri olmuş bir hale getirir arkadaşım. "Bu kadın nereye gittiğini biliyor, tereddüt etmiyor." "Bu adam adımını atıyor, tereddüt etmiyor." Düşünsenize, bir ileri bir geri gidiyorsun, tereddüt ediyorsun. Ama nereye gideceğini bilirsen önüne biri çıksa bile kontrollü bir şekilde alana hâkim olan sen olursun. Yürüyüşünüz karakterinizin bir bölümünün yansımasıdır arkadaşlar. Yürüyüşünüzü değiştirmeye başladığınızda çok şey değiştirmeye başlarsınız.

Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ERDEM TAŞKINSU
 

Kendini Güncelle markasının kurucusu olan Erdem Taşkınsu, İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji, Anadolu Üniversitesi'nde ise Sosyal Hizmetler Danışmanı bölümlerinden mezun olmuştur.
Atılım Üniversitesi’ndeki Aile Danışmanlığı programını başarıyla tamamlayan Erdem, önemli isimlere iş ve ilişki danışmanlığı yapmanın yanı sıra, geniş kitlelere yönelik öğretici konuşmalar düzenlemektedir. Atılım Üniversitesinde "Temel Koçluk ve  Mentorlük " dersleri vermiştir. 

YouTube/@erdemtaskinsu kanalındaki videoları 43 milyondan fazla izlenmiş olup, Milliyet gazetesinde ilişkiler ve kişisel gelişim üzerine yazıları yayımlanmaktadır.

ERDEM HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ 
 

Ofis :

0 505 260 95 96

Takip

  • Instagram
  • Youtube
  • Facebook
  • X
  • TikTok
  • LinkedIn

Email 

bottom of page