Özgüvenli Kadın Enerjisiyle Daha Çekici Ol: Değerini Yükselt, Kolay Olma
İyi kızlar değil bak, vahşi kadınlar adama istediğini yaptırıyor arkadaşım. Belki ilişkide hep anlayışlı taraftasın. "Çözülür" diyorsun ama zamanla bunlar birikiyor. O geç kalıyor, "Mutlaka işi çıkmıştır" diyorsun, açıklamasına inanıyorsun. Mesajlarına geç cevap veriyor, "Bu sefer üzerine gitmeyeyim" diyorsun. Ve günün sonunda şu cümleleri kuruyor olabilirsin: "Bu ilişkide bugüne kadar hep ben verdim. Neden bu adam bir şey yapmıyor? Niye hep ben yaralanıyorum? Bunu hak edecek ne yaptım?"
Bugün acı ama dürüst bir gerçeği konuşacağız arkadaşlarım. İyi kız rolü seni kurtarmıyor. Erkeklerde de uslu çocuk rolü kurtarmıyor. Tam tersine enerjini düşürüp seni arka plana itiyor. Karşı taraf bunu bir pasiflik olarak algılayabiliyor.
Bunun karşısına koyacağımız şey dili düşüncesiz, empatisi olmayan, hoyrat, kötü davranan bir kadın hali değil. Ben adını vahşi kadın modu koydum. Neden vahşi kadın? Vahşi kadın arketipi diye bir kavram vardır arkadaşlar, açıkçası oradan ilham aldım. Bazı kadınların erkeğe nasıl her istediğini yaptırdığını erkeklere her istediğini yaptıran kadınlar yazısında anlatmıştım. Bugün iyi kız rolünün ne olduğunu, neden seni otomatik olarak değersiz bir pozisyona indirdiğini ve vahşi kadın modunu hayatına nasıl taşıyacağını konuşacağız.
Vahşi kadın olmak kötü olmak mı demek?
Vahşi kadın olmak düşündüğünüz gibi kötü bir şey değil, kötü olmak anlamına gelmiyor. Tam aksine spiritüel bir kadın olmak anlamına geliyor. Spiritüellikten kastettiğim şey dindarlık değil.
Spiritüellik meditasyon yapmak da demek değil. Ben de gençken bir meditasyon kursuna gidecektim. O zamanlar bu kurslar çok pahalıydı, okul harçlığımla biriktirmiştim. Bir baktım annem küçük bir kaza geçirmiş, hasta. Ona bakmak yerine meditasyon kursuna gitmeyi tercih etmiştim. Sonra kendime kızdım: "Erdem, kadın hasta, sen niye gidiyorsun?" Gerçi 20 yaşındaydım ve o kurs benim için bir fırsattı. Ama işte bu spiritüellik değil.
İyi kız sendromu nedir?
İyi kız dediğimde kastettiğim şey iyi kalpli, empati sahibi ve nazik olmak değil. Bunları bırak demiyorum sana. Bu özelliklerin zaten varsa çok güzel. Bunlar senin esas meziyetlerin ve zamanla ortaya çıkacak. Kaleyi fethettikten sonra bunları bir sermaye gibi koruyacağız.
Benim iyi kız sendromu dediğim şey şu: Kendi sınırlarını, ihtiyaçlarını, öfkeni, içinde kalanları ve hayır deme hakkını feda ederek sevileceğini sanmak, hep iyi ve uslu olmak. Erkeklerde bu uslu çocuk sendromu diye geçer. "Kızlar kötü çocuklara daha çok âşık olur" diye bir olay var ya, o değersizlik duygusunu tetikliyor. Kız yaranmaya çalışıyor. Bu da ciddi anlamda kötü çocukların sizi manipüle etmesine neden olabiliyor. Yaranmaya çalışmanın seni nereye götürdüğünü yaranamazsın, seni hak etmesini sağla yazısında konuşmuştuk.
Rahatsız oluyorsun ama ses çıkarmıyorsun. Saygısızlık görüyorsun ama "Abartmayayım" diyorsun. Bir şey içini yiyor ama "Söylersem gider" diye korkup yutuyorsun. Bunu söylemek derken pasif agresif olmayı, susup duvar örmeyi ya da agresif bir şekilde patlamayı kastetmiyorum arkadaşlar. Bunların her birini üslupla söylemenin yolları vardır.
Ve zannediyorsun ki ne kadar anlayışlı, uyumlu, fedakâr olursan kıymetin o kadar bilinir. Oysa bu enerji dışarıya güçsüz bir frekans yayıyor. İyi niyetli ama kendini savunmayan, sınır koymayan, kolay vazgeçilebilecek biri gibi görünüyorsun. İlişkide bir gerçek var: Sınırını çizmeyen, kendi tarafını tutmayan kadına karşı taraf otomatik pilota alınmış gibi davranıyor. Erkek için de öyle. Er ya da geç arka plana atılabiliyor. İyi niyetle kendini susturmak arasındaki farkı cepte görünmekten kurtulmanın yolu yazısında ayrıca anlatmıştım.
Anlayış ne zaman saygısızlığı normalleştirmeye dönüşür?
Anlayış çok önemli. Ama birazdan sayacağım durumları anlayış diye normalleştirdiğinde yanlış adamda durmaya devam edersin. Anlayış diye patlarsın.
Adam sana azıcık bir mesaj gönderiyor, sen destan döküyorsun. Buna asimetrik enerji deniyor. Yüz yüzeyken sıcak bir adam ama yazışmalarınızda soğuk. "Yüz yüzeyken böyle değil bu adam" diyorsun. Burada bir sıkıntı var demektir. Seni saatlerce bekletiyor, "Özür dilerim, çok yoğundum" diyor. Bir kere değil, sürekli. Sürekli geç kalıyor, planları devamlı iptal etme eğiliminde. Saygısızlığı normalleştirmeyin arkadaşlar. Anlayıştan kastettiğim şey senin karakterini, duruşunu, değerlerini ihlal eden, seni parçalayan şeylere boyun eğmek değil. Bunu asla kastetmedim.
DM'lerde adamın uygunsuz, flörtöz davranışlarını görüyorsun. Başkalarına yazıyor, flört ediyor. Kariyerini küçümsüyor. Minimum çaba gösteriyor ama maksimum beklenti içinde. "Sen hep az şey yapıyorsun, benim yaptıklarımı görmüyorsun" diyor. Aslında sen çok şey yapıyorsun ama o seni küçültüyor. Senden devamlı ilgi bekliyor ama kendisi minimum çaba gösteriyor. Birisi seni gerçekten istiyorsa bahane değil, mutlaka bir yol bulur.
Bir de şu var: "Beni seviyorsan bunu yapmazsın." Ya da "Sen de çok alıngansın, çok hassassın" deyip kendi güldüğü şakalarla seni aşağılıyor.
Lastik bant gibi esnemek seni neden değersizleştirir?
Bir insan birine karşı ne kadar esnerse karşı taraf da onu o kadar esnetilebilir görüyor. Bir lastik bant düşün. O sürekli çekiyor, sen çekildikçe geliyorsun. Geldikçe daha çok çekiyor. Bir süre sonra seni istediği kadar çekebileceği bir nesne olarak görmeye başlıyor. İlişkide iyi kız rolü tam olarak bu arkadaşım.
Sınır koyman gereken konularda anlayış ve müsamaha gösterdiğinde adamın zihninde şu kayıt oluşuyor: "Ne yaparsam yapayım o burada. Zorlanmam gerekmiyor." Zorlanmayan kişi emek de vermiyor zaten. Çok net söyleyeceğim arkadaşlar: Bir insanın çabasını öldürdüğünde saygısını da öldürürsün. Saygı olmazsa yavaş yavaş sevgi de gidiyor. Saygı sevginin çerçevesidir, saksısıdır demiştim size. Çaba yoksa değer algısı düşüyor, o düştüğünde de bütün çekim düşmeye başlıyor.
İyi kız rolü auranda nasıl bir mesaj yayar?
İyi kız sendromu enerjisel olarak seni düşük bir frekansta tutuyor. Bir yandan da suçluluk var: "Hayır dersem kötü bir insan mı olurum? Çok mu üstüne geldim?" Reddetmişsin, sınır koymuşsun, sonra kendini suçluyorsun. Bu duyguların hepsi seni düşük bir frekansta, o uslu çocuk modunda tutuyor.
Her "Problem yok" dediğinde, her onun arkasını topladığında auranda şu mesaj yayılır arkadaşım: "Benim sınırım yok. Ben korunmaya değer değilim. Kendimden vazgeçmeye razıyım. Benden kolayca vazgeçebilirsin." Erkek bu cümleyi bilinçli olarak duymuyor ama enerjin bunu hissettiriyor. İşte bu yüzden zaman geçtikçe yanında durmuyor.
Vahşi kadın modu nedir?
İşte vahşi kadın modu tam bu noktada devreye giriyor. Deli değil yani. İçgüdüsü, sezgileri açık bir kadın. Aklına sakın diken diken saçlı, her şeye bağıran, trip atan, cadılaşan bir dram kraliçesi gelmesin. Hayır, bunlar değil arkadaşlar.
Sezgileri yüksek, içgüdüsü açık, kendini korumasını bilen, gerektiğinde kendi keyfini düşünen, hayatın keyfini çıkaran kadını kastediyorum. İçine bir duygu sıkıştığında bunu sırf karşı taraf onu sevsin diye görmezden gelmeyen kadın. "Bu adam bana iyi gelmiyor" hissini içinde görmezden gelmiyor, normalleştirmiyor. Bu adam ya da bu kadın sana iyi gelmiyorsa iyi gelmiyordur. O resmi pembe bir çerçeveye koyup sprey boyayla renklendirip kendini kandırma arkadaşım.
Vahşi kadın gerekirse hayır diyor. Etki alanında olmayan bir şey varsa kapıyı kapatıyor. Bu vahşilik yırtıcı olmak değil, kendi gücünü ve enerjisini korumak, yükseltmek demek.
Ormanda yaşayan bir dişi kurt tehlike kokusunu aldığında ne yapar? Orada durmaz, değil mi? Hemen pozisyon değiştirir. Gerekirse savaşır, gerekirse uzaklaşır.
Bizi uslu çocuk olarak kim yetiştirdi?
İnsanlar âleminde sorunumuz şu: Çocukluktan itibaren bizi uslu çocuk olarak yetiştirdiler. "Aman kızım sesini yükseltme, ayıp olur. Kabalık etme, idare et, ortamı bozma. Kızlar böyle yapar. Güzel yemek yap, kocanı mutlu et." Bunların içinde güzel şeyler de var ama bir sürü zehir de var. Kendimi feda ederek birini mutlu etmemem lazım, değil mi? Tamam, kabalık etmeyeyim ama ayıp olacak diye sesimi de kısmayayım. O zaman bana ayıp olmayacak mı?
Vahşi kadın arketipi aslında senin gerçek kadın özünü ortaya koymanı engelleyen, toplumun ve insanların öğrettiği kuralları iptal etmeye yarıyor. Birçok kadın bu toplumsal öğretiler yüzünden kadın olmayı unutuyor. Bunca yıl bu kurallar zihnine işlendi ve içindeki vahşi kadını, yani o sezgi radarını sustura sustura büyüttüler seni. Ben naçizane şunu söylüyorum: İlişkide değer görmek istiyorsan o vahşi kısmı yavaş yavaş geri çağırman gerekiyor.
İyi kız ile vahşi kadın aynı olaya nasıl tepki verir?
Sana iki senaryo söyleyeceğim, bunu daha somut algılamanı sağlayacak. Adam mesaja geç dönüyor. Birinci kızın içinden şunlar geçiyor: "Beni önemsemiyor. Başka biri mi var? Neden böyle yapıyor?" Bunları yaşıyor ama adamı tolere etmeye devam ediyor. Bir gün adam planı iptal ediyor: "Kusura bakma, çocukluk arkadaşım geldi, planlar karıştı." Bu senin canını yakıyor, kalbinde öfke ve hayal kırıklığı var. Ama tam olarak ne yapıyorsun?
Trip atmayı kastetmiyorum ama gevşemeyi de kastetmiyorum. Adam orada şunu düşünmemeli: "Bu kadınla sınırları zorlayabiliyorum, buna alıştı, çok güzel." Kolay lokma olmayı kastetmiyorum. Çünkü bu noktadan sonra her seferinde dozu biraz daha artıracak.
Vahşi kadın modundaki kadın ne yapar? Aynı olaylar yaşanıyor, aynı klasik iptaller. Ama o şunu yazıyor: "Böyle aralıklı iletişim kurmak bana iyi hissettirmiyor. İlgini bu seviyede sürdüreceksen ben bu oyunda olmak istemiyorum. Benim beklediğim ilişki bu değil." Ya da "Hayatında biri mi var? Hayatında biri varken seninle bu oyunu oynamak istemiyorum." Bak, burada kavga yok, bağırma yok, trip yok. Netlik ve kendini koruma var. Aralıklı ilgiyle seni belirsizlikte tutanları belirsiz bırakan erkekler ve kadınlar yazısında konuşmuştuk.
Planı son dakika iptal ettiğinde de şunu diyor: "Böyle ertelemeler benim için saygı ihlali. Olabilir ama birbirimize karşı dikkat edelim. Eğer önceliklendirilmiyorsam bunu bana net olarak söyle." O da "Sana öyle geliyor hayatım, seni nasıl önceliklendirmiyorum?" diyecek. Ama partnerine neyi öğretmiş oluyorsun? "Bu kadın esnemiyor. Onun hayatında istediğim kadar ileri gidemem. Onu hayatımda istiyorsam kendimi toparlamak zorundayım."
"Peki Erdem, toparlamazsa? O zaman gider." Arkadaşlar, bu da senin öğrenmen ve kabul etmen gereken bir şey. Bu adamın sana göre olmadığını belki bir yıl sonra anlayacaktın, şimdi anlamış olacaksın. Daha güzel değil mi? Bunu 10 yıl, 20 yıl sonra anlayanlar var.
Bu iki senaryonun farkı sadece cümlelerde değil, hayatın içinde yaydığınız enerjide. Birinde "Ne yaparsan yap ben buradayım, yeter ki gitme" diyen, hep alttan alan, hep sağlam liman olan bir kadın var. Diğerinde "Ben buradayım ama kendi kendimde de varım. Beni seçmiyorsan ben de kendimi seçerim" diyen bir kadın.
Vahşi kadın moduna nasıl geçilir?
Bazı arkadaşlarım merak etti: "Erdem, vahşi kadın moduna nasıl geçebiliriz?" Size pratik bazı adımlar söyleyeyim.
İlk adım bedenini dinlemek. Bu hafta boyunca bedenini taramayı öğren. Biriyle konuşurken, mesaj beklerken, bir buluşmaya hazırlanırken bedeninde neler oluyor, bunun farkında ol. Dikkat ederseniz zihin demedim, zihne daha gelmedik. Partnerin seni beklettiğinde ya da hoşuna gitmeyen bir şey olduğunda öfkeleniyoruz ve bunu önce bedende hissediyoruz. Bir ortama girdiğinde bazen gerginlik hissediyorsun, düşünceler sonra geliyor. Mesaj atmıyor, seni bekletiyor. İçindeki kaygı düşünceden daha hızlı oluşuyor. Ondan sonra "Şimdi ne yapıyor, ne ediyor?" düşünceleri başlıyor.
O yüzden dikkat et: Göğsünde, midende nasıl bir duygu var? Boğazında neler oluyor? Her seferinde kendine şunu sor: "Bedenim bana ne demeye çalışıyor?" Zihnin her zaman bahane bulacak, bunu normalleştirmeye çalışacak. Ama beden yalan söylemez arkadaşım. Bedenini okumayı öğrenirsen sana doğru olanı söyler.
İkinci adım küçük hayırlar. Bedenin sana hayır diyorsa vahşi moda geçmek bir anda rest çekmek değil. Önce küçük küçük hayırlarla başla. İstemediğin bir buluşmaya gitme. Yorgunken telefonda yarım saat onun derdini dinleme. Hoşuna gitmeyen bir şey varsa "Bu bana iyi gelmiyor" demeyi dene. Her küçük hayır auranda şu mesajı güçlendirir: "Benim de alanım var, ben de varım." Bu mesaj güçlendikçe enerjin de o kadar çekici hale gelir. Çünkü kendi tarafını tutan insan doğal olarak saygı uyandırır. Hayır demenin yolunu ilişkide sınır koymak yazısında adım adım anlatmıştım.
İyi kız hikâyeni nasıl yeniden yazarsın?
Kendi kendinize yapabileceğiniz üçüncü bir adım daha var: İyi kız hikâyeni ve vahşi kadın hikâyeni yaz. Bir defter al ve şu sorulara cevap ver: "Ben iyi kız olmayı nerede öğrendim? Annem, babam, ailem, kültürüm, okul, din, toplum bana neler söyledi?" Bu yazıyı okuyan erkek arkadaşlar da "Ben iyi çocuk olmayı nerede öğrendim?" diye sorgulasın. Çünkü bu anlamdaki "iyi" senin kapasiteni kısıtlıyor. İyi demek her zaman iyi değil.
"İyi kız olmazsam ne olur?" sorusunu da sor. Muhtemelen cevabın "Sevilmem, dışlanırım, yalnız kalırım" olacak. Bu tanımlar beni gerçekten iyi mi yapıyor, yoksa birinin kurbanı mı yapıyor? Duygularımı ifade edemememe mi neden oluyor? Sonra şunu sor: "Annemin, babamın, toplumun bu sözlerinden hangileri artık bana hizmet etmiyor? Hangileri hizmet ediyor?" Nazik ol: bunu al. Ayıp olmasın diye ses çıkarma: bunu alma.
Sonra sayfanın altına şunu yaz: "İyi kız olarak korundum, hayatta kaldım. Ama vahşi kadın olarak kendi özgürlüğümü deneyimleyeceğim." İyi kız rolü güvende hissettirir, bir fanusun içindeymişsin gibi. Ama vahşi kadın seni özgürleştirir.
Şunu kabul edelim: İyi kız olmak bir dönem seni korudu. Çocukken yüksek sesle konuşsan azar işitiyordun, itiraz etsen ceza alıyordun. Okulda isyan etsen kötü oluyordun. O yüzden bilinçaltın hayatta kalmak için şu stratejiyi seçti: "Sessiz olayım, uyumlu olayım, problem çıkarmayayım." Bu çocukken işe yaramış olabilir ama bugün yetişkin hayatında, ilişkilerinde seni özgürleştirmiyor.
Bugün artık şuna geçmen gerekiyor: "Ben duygularımı inkâr etmeyen, biri beni ihlal ettiğinde sınırlarımı çizen, gerekirse 'Bu bana göre değil' deyip kapıyı kapatmayı bilen birisiyim." Bu telkinler içinde oluşmaya başladıysa kendine "Hoş geldin vahşi kadın" diyebilirsin. Kendine değer vermeye başladığın an hayatındaki ilişkilerin kalitesi de otomatik olarak değişmeye başlayacak. Kimse hayatına girerek sana lütuf yapmıyor. Sen kendi enerjini yeniden değerlendiriyorsun, değer katıyorsun. İlişkide hep iyi kız rolündeysen bu yazı, vahşi kadını sahneye çağırman için bir davet olsun.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
