top of page

Belirsiz Bırakan Erkekler ve Kadınlar

3 gün önce
10 dakikada okunur

Belirsiz bırakan biri karşısında ne yapacağınızı hâlâ çok iyi bilmiyorsunuz arkadaşlarım. Bundan çok çekiyorsunuz, tahmin ediyorum. Bugün size bundan bahsedeceğim. Bir erkek neden belirsiz bırakır? Hayatında yeni biri varsa ve seni yedeklediyse belirsiz bırakır. Başka bir kadından umudu varsa belirsiz bırakır. Yeni ayrılmışsa, aşk acısını atlatamıyorsa ve seni yara bandı olarak kullanıyorsa belirsiz bırakabilir. Çok önemli bir karar bekliyorsa ve o karar belli değilse belirsiz bırakabilir. Bugün bu nedenler olmadığında hangi durumlarda belirsiz kaldığından ve sizin ne yapmanız gerektiğinden bahsedeceğim.

Çok ilginçtir, bazı erkekler bunu daha çok yapıyor. Hayatına giriyor ve senden ne istediğini öğreniyor. Nasıl bir adam istediğini senden öğreniyor ve tam da o ilişkideki kişi gibi davranıyor. Mesela "Ghosting'lerle uğraşamam" diyorsun. Seni ilk hafta hiç ghostlamıyor, bir ay ghostlamıyor. "İnsan olsun, vicdanlı olsun" diyorsun. Adam kediyi, böceği o kadar güzel seviyor ki. İnsanlar hakkında pozitif şeyler söylüyor, hatta kendi arkadaşlarını bile eleştiriyor. Sadakatten hoşlandığını biliyor. "Olgun biri olsun" diyorsun, seni dinliyor: "Ben de olgun insan severim." "Belirsizlik sevmem" diyorsun, "Ben de belirsizlik sevmem" diyor. Hatta bazen ilişkinin geleceğine dair güzel cümleler kurarken de görüyor olabilirsin onu.

Böyle anlarda siz de doğal olarak çok beklentiye giriyorsunuz kadınlar. Bu kadar beklentiye girmeyin. Kadın beyni hayal kurmayı seviyor, beklentiye girmeye de doğal bir eğiliminiz var arkadaşlar. Ama burada karşındaki kişi de öyle davranıyor ki sana beklenti veriyor. Tam istediğin gibi bir adam oluyor. "Onunla ciddi bir ilişki yaşayabilirim, beni anlıyor" dedirtebiliyor arkadaşım.

Sonra ne oluyor? İlişki sadece güzel vakit geçirmekten çıkıp biraz daha devamlılık, biraz daha sorumluluk, biraz daha ileriye gitme noktasına geldiğinde o kişi kaybolmaya başlıyor. Tam gitmiyor ama senden uzaklaşıyor. Sen de araştırıyorsun, bunu kaçıngan bağlanmayla eşleştirmeye çalışıyorsun. Bazen karşındaki kişi kaçıngan bağlanan biri de olmayabilir. Sadece sana yakın olmak için gelmiş olabilir. Sana merhametli, şefkatli bir adamı oynuyor. Kediye, böceğe, bütün canlılara çok şefkatli. Ama nedense senin zamanını alma konusunda hiç şefkatli değil, değil mi?

Hangisi gerçek, hangi hali gerçek? Bence mesele hangi halinin gerçek olduğu değil, hangi halini sürdürebildiği. Bu kelimenin altını çizelim: sürdürebildiği. İlişkin bir ay sürmüş olabilir, iki ay, üç ay. Üç aydan sonra zorluk yaşarlar. Altı ay sürdürebiliyorsa bravo, ama bazıları altı ay da sürdürebilir. Başlangıçtaki ilgisi gerçek olabilir ama gerçek bir ilgi tek başına ilişki kapasitesi demek değildir arkadaşım.

Tinder'daki flört eğilimlerinde öne çıkan çok sempatik bir isim daha var: Clear coding. Programlama dili gibi geliyor ama o değil arkadaşlar. Türkçesi şöyle: "Benim niyetim bu kardeşim. Benim sınırım bu. Benim ilişki anlayışım bu. Seninki ne?" Clear coding'de amaç karşındaki insanı daha iyi deşifre etmek değil. Tam tersine, deşifre etmeye çalıştığımız bu oyundan çıkıp kendini daha anlaşılır hale getirmek. Bugün size bunu aşama aşama anlatacağım.

İlk baştaki uyum neden yanıltır?

Doğrudan şu soruya gelmek istiyorum. İlk başta adam sana çok güzel geliyor. "Harika, tam da benim istediğim gibi biri" diyorsun, çünkü öyle davranıyor. Neden biliyor musun? İlk baştaki uyum yanıltır, buna dikkat edin arkadaşlar. Bir insan sizi tanırken doğal olarak size uyum sağlar. Hele ki erkekler kadının dünyasını fethetmek için ideal bir partneri oynamaya çok meyillidir. Kadınlar neye meyillidir? Beklentiye girmeye ve hayal kurmaya. İkisinin meyilli olduğu şeyler farklı arkadaşlar.

Sevdiğiniz şeyleri öğrenir, hassasiyetlerinizi fark eder, sizinle ortak bir dil kurmaya çalışır. Bunun kendisi kötü bir şey değil, yakınlık zaten biraz da böyle oluşuyor. Fakat uyum kurmakla ilişki kapasitesi aynı şey değildir arkadaşım. Burada eksik bıraktığımız şey karşımızdakinin kapasitesi. Bu adam kapasiteli mi, kapasitesiz mi? Bunu düşünmemiz gerekiyor.

Birisi nasıl bir partner istediğinizi anlayabilir. Bir kadın da o adamın dünyasını çok hızlı anlar. O role bir süre gayet iyi girer. Bunu bilinçli bir oyun olarak yapmayabilir de. Bazen seni kaybetmek istemediği için, heyecanlı olduğu için ya da olmak istediği kişiyi sana göstermek için yapıyor olabilir. Sana en iyi halini sunuyor olabilir. Ama problem şu: İlişki derinleştikçe rolün yerini kapasite almaya başlar. Bir şekilde dumanların tütmeye başladığını görürsün. Bir şeyler yerine getirilmiyordur, ona ulaşamıyorsundur, yakınlık onu rahatsız etmeye başlıyordur.

Sana yakın oluyordur. Yardımsever, şefkatli bir partner. Hastalandığında, bir problemin olduğunda yanına geliyordur. Zihnindeki o ideal adamı gerçekleştiriyordur. Ama ciddi bir noktaya geldiğinde bunu taşıyamıyordur, kaçıyordur arkadaşım. Bunu sadece kaçıngan bağlanmayla açıklayamayız. Bazı kişiler gerçekten niyetine göre şekil alabilir. Yedeklemeyle ilgili bir durum söz konusuysa bunu yapıyor olabilir. İlla yedekleyecek de değil. Bazen kişi seninle yakınlık ister ama bu yakınlığı sürdüremez. Sana neden yaklaştığını iyi anlaman lazım.

İlgiden daha önemli olan ne?

Bu yüzden sana gelen insanın ilgisinden daha önemli olan şey, kapasitesi. Çünkü artık yalnızca etkilemek yetmez. Sana verdiği hayali taşıması gerekir. Bir sorun çıktığında konuşması gerekir. Bazen istemediği bir konuşmada kalması, bazen de verdiği sözün sorumluluğunu alması gerekir. Bunların hepsi kapasiteyle ilgili şeyler.

Kendi canı istediğinde sana geliyorsa, ihtiyaç duyduğunda senin kaynaklarından yararlanıyorsa, diyelim ki senden borç istiyor. Ya da hiçbir şey istemiyor da sen gönüllü oluyorsun. Bunu yaşayan o kadar çok insan var ki. Neden biliyor musun? Sana o kadar düzgün bir figür çiziyor ki, sen de kafanın içinde "Tam aradığım adam, sadece belli bir noktaya gelmesi lazım, ben de yardım edeceğim" diye bir illüzyona kapılıyorsun. Bu illüzyona tek başına da kapılmıyorsun. Karşındaki kişinin verdiği sinyaller de buna inanmana neden oluyor.

Arkadaşlar kapasiteye bakın. Kapasitesi yoksa bir insana kapasite ekleyemezsiniz. İlk başta seni etkilemek için yaptığı şeyleri daha sonra ilişkinin doğal bir sorumluluğu olarak sürdüremiyorsa, bu zaten kendini belli eder. Bu yüzden gerçek bir ilişki istiyorsanız, bunu test etmeden, bu sürdürebilirliği görmeden yakınlaşmayın. Çok Türk filmi gibi, çok klişe olacak belki ama adam bu yüzden bile size gelmiş olabilir. İlişkiyi taşıyıp taşıyamayacağını anlamanız için belli bir zaman gerekiyor. Bu çok önemli arkadaşlarım.

Neden iki farklı insanla tanışmış gibi hissedersin?

Sonra iki ayrı insanla karşılaşmış gibi hissedersiniz. "Bu neydi, nasıl böyle oldu?" diye hayal kırıklığı yaşarsın. Oysa çoğu zaman iki ayrı insan yoktur. Aynı insanın iki ayrı seviyesi vardır. Bir şeyi isteme, seni arzulama, senden hoşlanma seviyesiyle onu taşıyabilme seviyesi farklıdır. Belirsizliği en çok bu ikinci seviyede yaşıyorsunuz arkadaşlar. Karşı taraf hiçbir şey hissetmiyor değil. Hissettiği şey bir ilişkiye dönüşecek kadar tutuşmuyor. Belki bir ilişkinin sorumluluğunu taşıyacak kapasitesi olmadığı için vazgeçebiliyor karşındaki kişi. Bunu demek istiyorum.

Bu ayrımı yapmadığınızda, başlangıçtaki halini gerçek kişi sandığınızda, bugünkü halini geçici bir sorun gibi görürsünüz. Onunla ilgili problemleri, sıkıntıları devamlı çözmeye gayret edersin. Bir süre sonra "Bu adam niye değişti?" diye senden uzaklaştıkça onu eski haline getirmeye uğraşırsın. Eski hali öyle olduğu için umut edersin, "Acaba o hale gelebilir mi?" diye hep araştırırsın. Ama arkadaşlar, bir ilişki bir insanın en etkileyici haliyle değil, tekrar eden varlığıyla, normal haliyle kurulur. O yüzden onun gerçek haline bakın. Bu ilişkiyi taşıyabilecek kapasitede olup olmadığını anlayana kadar bir durun, gözlemleyin arkadaşlar. Seni belirsiz bırakacak adamı ya da bırakmayacak adamı böyle anlarsın.

Neden geri çekildiğine odaklanmak seni nasıl yanıltır?

İkinci nokta: İlişkinin kendisine değil, onun neden geri çekildiğine odaklanıyorsun. Neden geri çekildiğine odaklandıkça bu adamın kapasitesi, ilişkiyi taşıyıp taşıyamadığı gözünden kaçıyor olabilir mi arkadaşım? "Bir şey mi oldu? Ben mi hızlı gittim? Korktu mu? Eski ilişkisi mi tetiklendi?" O geri çekildikçe onu daha çok düşünmeye, kendince daha çok açıklama üretmeye, onu daha çok kontrol etmeye ve ondan bilgi almaya çalışıyorsun. İlişkiyi daha çok taşıyan taraf sen oluyorsun. Sen ilişkiyi taşıdıkça onun net bir seçim yapmasına da gerek kalmıyor zaten. Karşındaki kişi bunu kullanıyor da olabilir.

Bazen o ilişkide fedakârlıklar yapıyor olabilirsin. Belki adamın en büyük yardımcısı olmuşsundur. Sen bunları yaptıkça seni bir partner, bir eş olarak düşünmesini gerektirecek sorumluluğu bile vermiyorsun ona belki de. Bazen sen uzaklaştığında seni kaybetmek istemiyor, tekrar sana yaklaşıyor. Sen de içinde pozitif bir şey hissediyorsun: "Tekrar bana mı geliyor?" Her şey tekrar resetleniyor. Sonra tekrar uyum, beklenti, senin derinlik ve duygusal ihtiyacın, onun geri çekilmesi. Tekrar bu döngüye girmiş oluyorsun arkadaşım.

Karşınızdaki insanın belirsizliğini anlamaya devam etmek yerine her zaman kendi niyetinizi söyleyin. Sen onun davranışlarını anlamaya çalıştıkça onun net cevap vermesi gerekmiyor. Adam niye uğraşsın ki? Belirsizlik canını acıtıyor ama ihtimal, tekrar geri gelme ihtimali, olgun bir ilişki olma ihtimali umudu canlı tutuyor. Bu yüzden tutunuyorsun. İnsan bazen cevabı bilmediği için değil, cevabın gerektireceği kararı vermemek için "Acaba gelir mi, nasıl getirebilirim, fedakârlık yapayım, acaba gelecek mi?" diye düşünüp duruyor. Düşündükçe aslında umuyorsun. Bu iş böyle netleşmez. Sen bunu yapacaklarınla, yaptıklarınla netleştiremezsin. Net adam sana en başından nettir, bu ilişkiyi net bir şekilde ilerletir. Fakat netleşmeyen bir düzende ne kadar kalacağına sen karar verirsin. Sen ne kadar net olursan karşındakinin de kaçacak yeri o kadar az olur.

İlgi, niyet ve kapasite arasındaki fark ne?

Üçüncü nokta çok önemli: Sana ilgisi olabilir ama ilgiden daha güçlü olan şey ilişkiye niyetinin olması, daha da önemlisi bu ilgiyi ve niyeti taşıyabilecek kapasitesinin olması. Belirsiz bir ilişkide kendinize üç soru sormanız gerekiyor arkadaşlar.

Birincisi: Bu insanın bana ilgisi gerçek mi, yoksa bir heves mi? Bana neden yakınlaşıyor? İkincisi: Benimle gerçek bir ilişki kurma niyeti mi var, yoksa sadece yakınlaşma anları mı yaşamak istiyor? Hayatında ciddi bir ilişkisi olmuş mu, olmamış mı? Böyle insanlar da çok var arkadaşlar, sana sadece yakınlaşmak için geliyor. Belirsiz bırakanların bir kısmı sana ideal partneri, ilişki yaşanacak adamı oynuyor. Yakınlaşmak için bunu yapan tipler var. Üçüncüsü: İstediği ilişkiyi sürdürebilecek kapasitesi var mı?

Arkadaşlar, bu üç filtreden geçirdiğinizde sizi belirsiz bırakacak bir insanı hayatınızda tutmazsınız. Hayatta her şey belirli değil elbette. Diyelim ki evlendin, iyi bir ilişkin oldu, ayrılmayacağının garantisi yok. Ama senin buradaki serzenişin şu: "Bu ilişki nereye gidiyor, ben neyim?" Sevgililik sıfatını taşıyor musun? Taşımıyorsun. Bu ilişki, ilişki sıfatını taşıyor mu? Taşımıyor. Sen bu çelişkiden muzdaripsin ve bunu çözmek istiyorsun. Bunu çözmek için de bu üç filtreden geçirmeniz lazım.

Sizi özlüyorsa ilişki istediğini düşünebilirsin. Ama çok önemli bir soru var: Bu adam bu ilişkiyi sürdürebilecek mi? Çünkü birçok kadın karşısındakinin ilgisini, hoşlantısını ya da istediği gibi davrandığını görünce bu ilişkiyi sürdürebileceğini de varsayıyor arkadaşlar. İlişkilerde sizi belirsizlikte bırakan, size hata yaptıran bu varsayım. Oysa bir insan seni özleyebilir ama seni hayatına yerleştirmeyebilir. İyi bir insan da olabilir.

Diyelim ki zor bir zamanındasın ve bazı şeylerden çok etkileniyorsun. Sen çok şey yapmışsındır ama adamın sana bir kere iyi bir şey yapması muazzam bir şeymiş gibi gelebilir. Arkadaşlar, gözünüzde biri bin yapmayın. Sen onu hayatına muazzam bir şekilde yerleştirirsin ama karşındaki kişi seninle ilişki kurmak isteyebilir, seni özleyebilir ama o yakınlığın, o ilişkinin sorumluluğunu taşıyamayabilir. Duygu olabilir, niyet olmayabilir. Niyet olabilir, kapasite olmayabilir. Üçünün de olması gerekir arkadaşlar: ilgi ve hoşlantı, niyet ve kararlılık, bir de bunları taşıyabilecek kapasite.

"Hazır değilim" demek neyin sinyali?

Clear coding aslında şu esprisine dayanıyor: "Temiz bir kodla, niyetinle bana gel, ben de niyetimi söyleyeyim, baştan konuşalım." Niyetleri konuşulur hale getiriyor, trend olmasının nedeni de bu. Bir ilişkiye başlayacaksak niyetlerimizi konuşalım. Bunu espri olarak da söyleyebilirsiniz: "Clear coding diye bir akım varmış, niyetimizi baştan söyleyelim."

Sen bunu söylediğinde adam ne diyor, burada dikkat et: "İlişkimizi etiketlere sığdırmayalım, sıkıştırmayalım. Aceleye getirmeyelim. Ben ilişkiye hazır değilim, bir denemem lazım." Bunların hepsi arkadaşım, kendini bilmeyen birinin açıklamalarıdır. Seni ilişkide belirsiz bırakacak, yarı yolda kalacak birinin "Benim kapasitem yok" söyleminin dışa vurumudur. Kapasitesi var mı yok mu, buradan anlayabilirsin. Bir insan sana "Bir deneyelim, daha yeni çıktım, hazır değilim" diyorsa, e o zaman hazır ol da gel, değil mi? Bunlar hep kapasite sinyalidir.

Bir de güzel cümleler ruhuna çok iyi gelebilir. Çok güzel davranıyor, çok güzel cümleler söylüyor olabilir. Ama videolarımda hep söylediğim gibi davranışın sürekliliğine bakacaksın. Bunu daha temiz hale getirmek için size bazı hamleler söyleyeceğim arkadaşlar.

Belirsizliği bitiren ilk adım ne?

Birinci hamlemiz ne biliyor musunuz? Önce söyle, sonra sor. Eskiden bizim zamanımızda da kadınlar sorardı, şimdi de soranlar var: "Biz neyiz şimdi? Bizim adımız ne? Adımız bile yok." Belki siz de diyorsunuzdur. Böyle sormayın. Bu soru yanlış değil ama işi kötü bir hale getiriyor. Çünkü ilişkide ne istediğini kendin söylemiyorsun, karşı tarafın inisiyatifine bırakıyorsun. Karşı taraf da dilediği gibi konuşuyor. O ne derse sen de ona göre şekillenmeye başlıyorsun. Artık seni manipüle ediyor olabilir.

Sen ilişkide kendi duruşunu göstermelisin. Nerede olmak istediğini en başta söylemelisin: "Seni tanımaktan memnunum ama ilişki gibi olmayan bir ilişkiye katlanmak istemiyorum. Ne olduğumu, nerede olduğumu bilmediğim, ciddi ve güzel bir şekilde ilerlemeyen, senin ihtiyaçlarının üzerine şekillenen bir ilişkinin içinde olmak istemiyorum. Belirsiz bir bağın içinde devam etmek istemiyorum. Sen bu ilişkiyi nereye götürmek istiyorsun?" Ya da daha kısa: "Sen bu ilişkiyi nereye götürmek istiyorsun?" Bu illa evlilik demek değil arkadaşlar. Evliliğe gidebilir ama mesele bu değil. Bunun anlamı şu: "Aramızdaki diyaloğu nereye götürmek istiyorsun?" Karşındaki kişi zaten bir ilişki istemiyorsa, bunu konuştuğunuz için kaçıyorsa, gidiyorsa gitsin arkadaş.

Bunu ne zaman söyleyeceksin biliyor musun? Flört aşaması geçtikten, birbirinizi tanıdıktan sonra. Ama bu süreç içerisinde asla yakınlaşma. Taşıyabilecek kapasitesi olup olmadığını keşfedene kadar yakınlaşmayın arkadaşlar, o noktaya kadar fedakârlık da yapmayın. Karşılıklı sevgi ve duygusal bağ oluşmadan fedakârlık yapmayın. Yoksa size bir dünya vatandaşına davranır gibi davranır, sevgililik bağı gelişmez. Sevgi oluşmadan bir insana emek verip fedakârlık yapınca böyle oluyor.

"Benim niyetim ciddi. Karşılıklı bir ilişki istiyorum. Senin niyetin benimkiyle aynı mı?" de ve gözlemle. Bu bir evlilik teklifi değil, "Evliliğe götüreceğiz" de değil. Bunu bir ay, iki ay sonra diyebilirsin. Karşındaki insandan o dakika bütün bir geleceği garanti etmesini istemiyorsun ki. Yalnızca sağlam, sağlıklı, ilerleyebilecek bir ilişkinin içinde olacak mı, olmayacak mı, bunu soruyorsun.

Soruyu sorduktan sonra ne yapmalısın?

Sonra sus, dinle. En zor yer burası. Bu cümleyi söyledikten sonra insan hemen "Yanlış bir şey mi yaptım?" diye düşünüyor. Sonra "Ben tabii sana baskı yapmak istemiyorum, acelemiz yok, yanlış anlama" gibi şeylerle yumuşatmaya çalışıyor. "Sadece merak ettim" de, başka bir cümle ekleme. Söylediğiniz şeyi sonra inkâr etmeyin, yumuşatmaya da çalışmayın.

Karşı taraf "Bilmiyorum" diyebilir. Üçüncü buluşmada bunu söyleyemeyebilir, anlarım. Ama aylar geçmiş, duygusal ve fiziksel yakınlık kurulmuş, ilişkinin bütün imkânlarından yararlanılmış. Artı senin katma değerlerinden, yaptığın fedakârlıklardan, enerjinden, emeğinden yararlanılmış. Sonra "Bilmiyorum" deniyorsa, bu artık kararsızlık değildir arkadaşım. Karşında senin ihtiyacınla uyuşmayan bir adam duruyor demektir.

Burada amaç onu ikna etmek değil. Söylediği cevabı değiştirmek için ikna etmeye de çalışmayın, çünkü niyet ikna edilerek değişmez. Bir kere açıkça söyleyin ve cevabını dinleyin. O cevabın davranışta bir karşılığı olacak mı, olmayacak mı? Buna bakıp ona göre şekil almak, belirsizlikte senin gücünü gösterecek.

Belirsiz bir ilişkide ne kadar beklemelisin?

Sonra yapacağın hamle şu: Bu işe bir süre koy. Kendine bir gözlem süresi koy. "Sana 10 gün veriyorum" gibi bir şey değil bu. Sen ihtiyacını zaten ilk adımda söyledin. Şimdi kendine şunu soruyorsun: "Düzen değişmeden, ilişki olmayan bu karmaşık ilişkinin içinde daha ne kadar kalırsam kendime haksızlık etmiş olurum?" Bu soru çok daha önemli. Yoksa hayatını altüst eden, düzenini bozan bir ilişkinin içinde kalırsın arkadaşım.

Konuştuğunuz konuya kendiliğinden dönebiliyor mu bu adam? Yoksa yalnızca seni kaybedeceğini hissettiğinde mi yaklaşıyor? Bazen öyledir. Hem ilişki istemez, sonra "Kafam karıştı" deyip tekrar gelir. Böyle tekrar gelişler yapıyorsa sana ihtiyacı olduğu için geliyor olabilir.

Bu yüzden kendinize daima şu soruyu sorun: Şu anki insanı mı bekliyorsunuz? Zaman geçtikçe sürdüremediği, taşıyamadığı, gerçek kapasitesini ortaya koyduğu haliyle tanışacaksın. Sen bu insanı mı bekliyorsun, bu insanla mı ilişki yaşayacaksın? Yoksa onun en başta gösterdiği o en iyi zamanını mı arıyorsun, onu mu geri getirmeye çalışıyorsun? O an gelmeyecek. O anlar sana ilk baştaki uyumun bir göstergesi olarak gelmişti. Belirsizliği yenmek istiyorsan devamlı onun kapasitesine odaklanmalısın arkadaşım. Hayatına da buna göre bir karar vermen gerekiyor. Umarım bu bilgiler belirsiz yaşadığınız ilişkilerde nasıl davranmanız gerektiği konusunda size bir rota sağlamıştır.

Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ERDEM TAŞKINSU
 

Kendini Güncelle markasının kurucusu olan Erdem Taşkınsu, İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji, Anadolu Üniversitesi'nde ise Sosyal Hizmetler Danışmanı bölümlerinden mezun olmuştur.
Atılım Üniversitesi’ndeki Aile Danışmanlığı programını başarıyla tamamlayan Erdem, önemli isimlere iş ve ilişki danışmanlığı yapmanın yanı sıra, geniş kitlelere yönelik öğretici konuşmalar düzenlemektedir. Atılım Üniversitesinde "Temel Koçluk ve  Mentorlük " dersleri vermiştir. 

YouTube/@erdemtaskinsu kanalındaki videoları 43 milyondan fazla izlenmiş olup, Milliyet gazetesinde ilişkiler ve kişisel gelişim üzerine yazıları yayımlanmaktadır.

ERDEM HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ 
 

Ofis :

0 505 260 95 96

Takip

  • Instagram
  • Youtube
  • Facebook
  • X
  • TikTok
  • LinkedIn

Email 

bottom of page