Kaçıngan Erkekten Vazgeçtin Ama Geri Dönmedi: Kaçıngan Biri Ne Zaman Pişman Olur?
Seni kaybettiğine pişman olmasını istiyorsun, değil mi? Şu anda seni düşünüyor mu, düşünmüyor mu, merak ediyorsunuz arkadaşlar. Eğer partnerin kaçıngan bağlanıyorsa bu adamlar öyle kısa sürede pişman olmaz. Kadınlar için de aynı şey geçerli. Gerçek şu ki kaçıngan bağlanan biri pişman olacaksa bile bunun etkisi muhtemelen 6 ila 12 ay, hatta 16 ay sonra ortaya çıkar. O zamana geldiğinde de büyük ihtimalle artık senin için hiçbir önemi kalmamış olabilir arkadaşım. Ama o süreye geldiğinde hâlâ bunu çok aktif hissediyorsan, kendi hayatını zaten bırakmışsın demektir.
Bir süredir iletişimi tamamen kesmiş kaçıngan eski partnerinin bir sabah uyanıp "Ben çok büyük bir hata yaptım" demesini bekliyorsan, anlaman gereken çok önemli bir şey var: Gerçekte yaşanan zaman ile senin zihnindeki zaman birbirinden tamamen farklı. Karşındaki adam ya da kadın zamanı senin zihnindekinden çok daha farklı yaşayacak, biliyor musun?
Bugün sana kaçıngan kişilerin seni kaybettiklerine ne zaman ve gerçekten pişman olup olmadıklarını aşama aşama anlatmaya çalışacağım. Her aşamada o kişinin içinde neler oluyor? Seni düşünüyor mu, düşünmüyor mu? Ne zaman düşünmeye başlayacak? Bunu anlayacaksın. Bunu anladığında "Ben bunu nasıl pişman ederim? Şimdi ne düşünüyor? Sessizliğimle bu adamı yola getirebilir miyim?" sorularının alakası olmadığını da göreceksin.
Kaçınganlarda pişmanlık neden gecikiyor?
Kaçınganlarda pişmanlık neden diğer insanlara göre gecikiyor, biliyor musunuz? Güvenli bağlanan ya da kaygılı bağlanan kişi, hele kaygılıysa, daha hızlı reaksiyon verir. Ama kaçınganlarda bu süreç çok gecikir. Yorumlarınızdan anlıyorum, birçoğunuz şunu yazıyor: "Sessiz kaldım, ondan vazgeçtiğimi hissettirmeye çalıştım ama hâlâ gelmedi." Arkadaşlar, bir insanın geri gelmesi bu kadar kolay olsaydı herkes birbirini vazgeçerek, sessiz kalarak geri getirebilirdi.
Bu zamanı bilmen önemli. "İşte şimdi gördü, pişman olacak, benim değerimi anlayacak" ya da "Kaybettiğine pişman olsun da ona gününü göstereyim" diye bu kadar beklemeyi göze alman için anlatmıyorum bunları. Bu beklentiyi bırakman için anlatıyorum. Bu kadar uzun bir sürenin olması, kendi hayatının üzerine düşmen için çok önemli bir neden olabilir. Çünkü seni kaybettiğine gerçekten pişman olduğunda, sen kendi gelişim sürecinde o kadar ilerlemiş, seviyeni o kadar yükseltmiş olmalısın ki onun pişman olup olmaması artık umurunda bile olmamalı.
Önce kaçınganların pişmanlığı kaygılı ya da güvenli bağlanan insanlardan neden farklı yaşadığını anlamamız gerekiyor arkadaşlar. Güvenli bağlanan biri bir ilişkiyi bitirdiğinde kaybı genellikle oldukça hızlı hisseder. Başlangıçta belki rahatlama yaşar ama üzüntü, özlem ve "Acaba doğru mu yaptım?" sorgulamaları oldukça erken ortaya çıkar. Kaçınganlarda ise "Acaba doğru mu yaptım?" sorusu genelde olmaz arkadaşlar.
Ayrılıktan sonra kaçıngan biri ne hisseder?
Bağlanma araştırmalarında ayrılık sonrası bir coşku ve rahatlama olduğu söyleniyor. Şimdi ismini hatırlamadığım bir kitap da kaçınganların ayrılık sonrası yaşadığı durumu oldukça iyi anlatıyor. Kaçınganlar bir ayrılıktan sonra bir rahatlama, bir coşku, bir konfor hissederler. Bir kaçıngan ilişkiyi bitirdiğinde ilk hissettiği şey genellikle rahatlamadır. "Oh be" olayıdır. Çünkü bağ kurma baskısı ortadan kalkıyor arkadaşlar. Yakınlık talepleri sona ermiştir. Özerkliklerine yönelik tehdit ortadan kalkmıştır. Sinir sistemleri sakinleşmeye başlar ve sonunda yeniden nefes alabildiklerini hissederler. Bu yüzden bir kaçınganı çok sıkıştırdıysanız onu rahat bırakmanız gerektiğini artık biliyorsunuzdur sanıyorum.
Kendilerini özgür hissederler. Bunun için ilişkiden nefret etmiş olmaları bile gerekmez. Sadece şunu hissederler: "Artık benden kimse bir şey istemiyor. Benden beklenti yok. Sadece kendim olabilirim." Bu konuda bazı ünlü kitaplar var ve orada kaçıngan insanların çoğu zaman kendine yeterliliği bağımsızlıkla karıştırdığı anlatılıyor. O yüzden senden ayrıldıklarında bir çeşit bekârlık balayı dönemine girerler, bekârlık hazzını yaşarlar. Bu yüzden çok kolay pişman olmazlar demek istiyorum. Ayrılık sonrasında kendilerini yüklerinden kurtulmuş, özgür ve rahatlamış hissederler.
Peki kendi zihinlerinde ne oluyor? İlişki sırasında bağlandıkları için aslında hep alarm seviyesindeler. Yakınlığı tehdit olarak algılamalarının, bazen soğuk olmalarının yanında bir yük daha hissediyorlar: Bir başkasını da düşünmek zorundalar, birinin ihtiyaçlarıyla da ilgilenmeleri gerekiyor. Ama bu ilgi de yetersiz kalıyor ve bu onlara ekstra baskı üretiyor. Yanlış bir şey yaparlarsa diğer kişinin kızacağından endişeleniyorlar. Ayrılık bütün bu tehdidi ortadan kaldırıyor. Bu yüzden zihinleri rahatlıyor ve kendilerini güvende hissetmeye başlıyorlar.
Burada fark etmeni istediğim şey şu arkadaşım: Kaçıngan biri tehdit modundayken kaybı hissetmez. Sen ona ne kadar yakın duruyorsan, ayrılık sonrasında vazgeçme rolü yaptığında bile senin tedirgin olduğunu, orada bir gözetmen gibi beklediğini hisseder, görür ve kaçar. Bu yüzden seni özlemesi ya da pişmanlık yaşayabilmesi için önce zihninin sakinleşmesi gerekiyor. Bu sakinleşme süresi bazen haftalar, aylar, hatta bir yıldan bile uzun sürebilir.
Videolarda görüyorsunuz ya: "30 gün iletişimsiz kalın, 20 gün iletişimsiz kalın, no contact yapın, sessiz kalın." Kaçıngan biri söz konusu olduğunda bunlar pek anlamlı değildir. "Ben sessizliğin kitabını yazdım, hep sessiz kaldım" diyen arkadaşlar, bunlar zaten taktiksel şeyler. Birinde işe yarar, çünkü o adamın, o kadının zaten geri gelme ihtimali vardır. Senin sessizliğinde vazgeçtiğini görmüştür, o da özlemiştir, olacağı vardır. Bu tarz taktikler çok da işe yaramaz arkadaşlar. Hele karşındaki kaçıngansa işe yaramamasının net nedeni budur. Bir ay, iki ay onlar için bir şey değil. Hâlâ rahatlama dönemindeler. Neyi kaybettiklerini anlamaya bile başlamamışlardır.
Ayrılıktan sonraki ilk ay seni düşünüyor mu?
Bu yüzden birinci aya dikkat edin. Ayrılıktan sonraki ilk ayda hissettikleri ilk duygu rahatlamadır. Seni düşünmüyor. Muhtemelen ne düşünüyor biliyor musun? Seninle ilgili kötü anılar geliyor aklına. Düşünüyor mu diye merak ediyorsunuz ya, karşındaki kaçıngansa muhtemelen böyle oluyor. Kaygılıysa sana daha hızlı yaklaşır.
İlişkinin baskısı ortadan kalkmıştır. Yeniden rahatladığını hissediyordur. Senin ihtiyaçlarını, duygularını, beklentilerini düşünmek zorunda kalmadığı için büyük bir rahatlama içindedir. Kendini suçlu da hissetmez. Bir başkasının ihtiyaçlarından ya da duygularından sorumlu olma hissinden kurtulduğu için tamamen kendi hayatına odaklanabilir. Bazen aynı odada başka bir insanla bulunmak bile onlar için bir yük gibi hissedilmiş olabilir. Şimdi bundan, birinin devamlı yakınında olmasından kurtuldu.
Araştırmacılar kaçıngan kişilerin ayrılık sonrasında partnerlerini şaşırtacak kadar yoğun bir rahatlama yaşadıklarını söylüyor arkadaşlar. Şimdi siz onun rahatlığına bakıp moralinizi bozup gemilerinizi batırmayın. Tam aksine, o gemiler yolculuğa çıksın. Onun gemisinin ne zaman batacağını beklersen, senin gemin beklerken paslanır arkadaşım. Bu yüzden yolculuğa çıkman lazım. Bu süre içerisinde gerçek anlamda kendini geliştirmen, seviyeni yükseltmen gerekiyor.
Bu aylarda zihinlerinden şunlar geçer: "Sonunda kendime odaklanabiliyorum. Artık onun ihtiyaçlarıyla uğraşmak zorunda kalmayacağım. Doğru kararı verdim. Daha özgür hissediyorum." Bu dönemde seni çok fazla düşünmeyecektir. Düşündüğünde bile çoğu zaman "İyi ki bitti" ya da "Belki onu aramalıyım ama tekrar o yükün içine girmek de istemiyorum" gibi düşünceler yaşayabilir. İşlerine gömülürler, hobilerine dönerler, sosyal aktivitelerine yönelirler. Onları eskisi gibi arkadaşlarıyla eğlenirken görürsün ve moralin bozulur: "Ne güzel eğleniyor. Acaba şu anda beni düşünüyor olabilir mi?" Hiç düşünmez bu anlarda. Bu anlar onun lale devridir, rahatlama dönemidir. Bu yüzden sosyal medyada eğlenirken gördüğünde moralini bozma. Dışarı çıkabilirler, hatta hızlıca başka biriyle flört etmeye, görüşmeye de başlayabilirler.
Senin o sıradaki kaygın onu geri getirmek. "Pişman olsun da geri gelsin" diye taktikler aradığını biliyorum. Bu bekleyiş, bu arayış gemini bir fırtınanın içine sürükleyecek. Çünkü beklediğini alamayabilirsin, kuvvetle muhtemel alamayacaksın ve hayatında daha da zor bir döneme gireceksin. Bu yüzden beklemeyi bırakmalısın. Bu çok önemli. Başka videolarda bunu duymazsınız, ben size doğrusunu söylemeye çalışıyorum.
O dönemde senin yapmayacağın şeyleri yapıyor gibi görünebilirler. Sen hep sadık olmaya çalışırsın. Onlar ilişki sırasında ihmal ettikleri arkadaşlarıyla yeniden görüşürler. Sen de ihmal ettin, sen de görüş onlarla. Yüzeysel flörtler yaşayabilirler. Sen de yüzeysel anlamda birileriyle tanış, arkadaşlığını, sosyal çevreni geliştir. Yeni seçeneklere bakabilirler. Ama bağımsızlık ve özerklik duygularını güçlendiren her şeye bağlanmadan yönelirler.
Hikayelerine bakıyorsa seni özlüyor mu?
Bu sırada düştüğün tuzak şu: İletişimi ondan kesmezsin ve kesmediğin için de onun özlemesini sağlayacak taktikler arayışında olursun. Ama büyük ihtimalle henüz özlemiyordur. Sen onun sosyal medyasına, story'lerine bakıyorsundur. Belki o da senin sosyal medyana bakıyordur ama öylesine, meraktan bakıyordur. Bunun çok da bir anlamı yok. "Acaba hikâyelerime bakıyor, kalp atıyor" diyorsun. Bakıyordur ama öylesine yapıyordur. Buna bir anlam yükleme.
Freud'un bir hikâyesi vardır, ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum. Gazeteciler sorar: "Mr. Freud, elinizde tuttuğunuz piponun anlattığınız dönemlerle alakası nedir?" Freud pipoya şöyle bir bakar, gazetecilere bakar ve der ki: "Her şeye bir anlam yüklemeyin. Bazen bir pipo sadece pipodur." O yüzden her şeye anlam yükleme. Hikâyelerine bakıyordur. Ama onun hikâyelerine bakınca etki altında kalıyorsan, sen onun hikâyelerine bakma. Engelle demiyorum, ama tetikleniyorsan tetikleyiciyi tetikleme.
Hikâyelerine bakıyorsa bunun nedeni mutlaka seni çok özlemesi değildir. Belki sadece ekranı kaydırırken profilin karşısına çıkmıştır. Sen "Acaba pişman oldu mu, şu anda beni düşünüyor mu?" diye düşünüyorsundur. Oysa o sırada pişmanlığın tam tersini yaşıyor olabilir. Bir gün sonra görürsün, arkadaşıyla eğleniyor ve kötü hissedersin. Böyle anlamlar, böyle varsayımlar yaratma. Kafandaki olasılıklara inanmayı bırak, çünkü bunlar gerçek değil. Düşündüğümüz her şey gerçek değil. Gerçeğe bak: Adam bugün hikâyene bakmış ama bir gün sonra ne yapıyor? Eğleniyor. Gerçek bu işte. İçinde ayrılmanın doğru bir karar olduğunu doğrulama hissi vardır.
İkinci ve üçüncü ayda kaçıngan biri ne düşünür?
Şimdi ikinci ve üçüncü ayda neler olur? Ayrılığı zihinlerinde haklı çıkarmaya çalışırlar. Issız Adam filmini hep örnek veriyoruz. Oradaki psikoloji çok güzel işlenmişti. Adam aslında çok büyük bir hafifleme hissetmişti, ta ki bir zamana kadar. Ona da geleceğim ama o ilk iki üç ayda kendince ayrılığı haklı çıkarıyordu.
Rahatlama döneminden sonra olayı mantıklı hale getirme dönemi başlar. Yaşadıkları deneyim üzerinden ayrılığı kendi kendilerine rasyonelleştirecek bir hikâye kurmaya başlarlar. Rasyonelleştirme de zihnin kendini hayatta tutma yöntemlerinden biri. Buradaki en önemli şey şu: Kaçınganlar uzaklaşma modundayken ilişkinin olumsuz taraflarına odaklanma konusunda gerçekten ciddi bir bilişsel yatkınlık gösterir arkadaşlar. Bazı çalışmalarda kaçınganların bunu bağlanma sistemini devre dışı bırakma stratejisi olarak kullandığı söyleniyor. İlişkinin olumsuz yönlerine odaklanıp odaklanıp kendilerini uzaklaştırıyorlar. Bunlar ilişkinin önemini küçülten, olumsuz taraflarını büyüten, bilinç dışı yapılan zihinsel süreçler.
Ben bunu kendi hayatımda kadınların da yaptığını gördüm. Bir erkekten uzaklaşmak ya da onu kolay unutmak için devamlı o tarafa bakıyorlar. Ama bunu gerçek duygularını bastırarak yapmak ileride zihinsel problemler yaşatabiliyor, unutkanlık gibi mesela. Bu yüzden kaçmaya çalıştığınız duygularla yüzleşmek, onları ve anlamlarını doğru yere oturtmak çok daha önemli. Neyse, bu başka bir konu.
Bu dönemde şöyle düşünmeye başlayabilirler: "Zaten çok beklentisi vardı. İlişki beni boğuyordu. Birbirimize uygun değildik. Tek başıma daha iyiyim. Benden çok fazla şey istiyordu. Eski partnerimle ciddi bile görmediğim tek bir konuşma yüzünden hep kıskançlık yaşatıyordu." Böyle şeyler gelir akıllarına. Bu dönemde ilişkinin onları rahatsız eden, onlara fazla gelen her şeyini çok iyi hatırlarlar. Zihinleri tetikleyici anıları öne çıkarır. İyi tarafları ise küçültür ya da üstünde hiç durmaz. Güzel bir şey yapmışsındır, oralı bile olmaz. "Beni düşünüyor mu?" diyorsun ya, senin iyi taraflarını üçüncü, dördüncü ayda hiç düşünmeyebilir.
Bu sırada hayatlarını yaşamaya devam ederler. Arkadaşları, aileleri "Doğru kararı verdin" diyebilir. Rahatlıkla flört eder. Yüzeysel ilişkilere tutunurlar. "Mutlu olmak için bir ilişkiye ihtiyacım yok" düşüncesini kanıtlamak ister gibi birileriyle tanışırlar. Seni düşündüklerinde bile genellikle şöyle hissederler: "İyi ki artık bununla uğraşmak zorunda değilim."
Burada birçok insanın kaçırdığı çok önemli bir şey var. Eğer bu dönemde onunla iletişime geçersen ya da iletişimsizlik kuralını 30 günden sonra bozarsan, onun sana karşı çok soğuk, mesafeli ve ayrılık kararını en fazla savunan haliyle karşılaşma ihtimalin yüksektir. Bir de tekrar başa sarar: "Ne güzel, doğru karar vermişim" der. Ben o adamı tanımıyorum sonuçta, ama genel anlamda kaçınganların zihni böyle çalışıyor. Çünkü tam o sırada doğru kararı verdiğine kendini ikna etmektedir.
Altıncı aydan sonra ne değişir?
Altı aydan sonra artık kendine gelmeye, düzene alışmaya başlar. Rahatlık dönemini aşmıştır, normal hayatına başlar. Özgürlük hissinin ilk heyecanı geçmiştir. Yavaş yavaş bir bağlanma arzusu kaşınmaya başlar. Yalnız yaşamaya da adapte olmuştur. Ne çok mutludur ne de çok mutsuz, ama bağımsız hayatını yaşamaya devam eder. Sakinleşmiştir, kendini rahat hisseder. O yüzden ilk ayda, hele ki ikinci ve üçüncü ayda asla iletişime geçmemelisin.
İlişkiyi yine çok fazla düşünmüyor olabilir. İlişki artık geçmişinin bir parçası olarak geride kalmıştır. Zihinsel olarak kafasında netleştirmiştir: "Olmadı, bitti." Rafa kaldırmıştır. Bu aşamada seni geride bıraktıklarına inanma ihtimalleri oldukça yüksektir, çünkü zihinsel olarak baktığımızda gerçekten de öyle hissediyorlar. Tehdit ortadan kalktı, hayat devam ediyor. Bu dönemde sosyalleşmeye, yüzeysel ilişkiler yaşamaya devam ederler. Kendi hedeflerine, ilgi alanlarına odaklanırlar. Seninle olan ilişki artık uzak bir anı gibidir, çok fazla hatırlamaz.
İletişimi kesen insanların en çok dayanamadığı dönemlerden biri de budur. "Beni artık kesin özlemiştir" diyerek bu noktada harekete geçersin arkadaşım. Mesaj atmaya, konuşmaya başlarsın. Aslında bahane üretirsin, bazen bu bahaneyi bilinç dışın üretir. Bir yere birlikte gitmişsinizdir, "Tekrar buraya geldiğimde seni hatırladım, seni özledim" dersin. Ve bu kişiyle olan süreçte büyük bir hata yaparsın. Çünkü adam dükkânı kapatmıştır. Karşılaştığında hayatına son derece devam etmiş, senin mesajından etkilenmemiş birini bulursun. Neden? Çünkü kaçıngan partner tam olarak koltuğuna oturmuştur. Acı çekmiyordur, özlem içinde de değildir. Sadece normaldir ve iyidir. Bir kaçıngan için "iyiyim" demek çoğu zaman "Hiçbir şeyi değiştirmeme gerek yok" anlamına gelebilir.
Altı ile on iki ay arasında seni özlemeye başlar mı?
İşte arkadaşlar, 6 ile 12. ay arası dönemde işler çok ilginçleşmeye başlıyor, tuhaf bir hal alıyor. 6 ile 12 ay arasında birçok kaçıngan kişinin, araştırmaların "phantom ex" dediği bir döneme girdiği görülüyor. Artık ciddi bir zaman geride kalmıştır. Zihinleri rahatlamıştır ve tamamen güvende hissetmektedirler. İşte tam bu noktada bir şey değişiyor. İlişkiyi idealize etmeye başlarlar.
Senin kötü taraflarını hep hatırladı ya, şimdi sinir sistemi rahatladı, tehdit gitti. Kaçınganların zihni böyledir. Onlar da sevgiyi hep tehditle almışlar. Küçükken ebeveyni uzaklaştığı için, tehdit hissettiği için, güvenliği bozulduğu için, bazen domine edildiği, baskı uygulandığı için sevgiyi tehditle almış, güvende hissetmemiş. Bunlar oradan geliyor. Bu bir karakter kusuru değil, kişinin yaşadığı bağlanmayla ilgili bir durum. Bu sefer senin iyi taraflarını hatırlar. Neden ayrıldıklarını unutmaya başlayabilirler. Bu, kaçıngan bağlanma araştırmalarında sık bahsedilen bir örüntü arkadaşlar. Araştırmalar kaçınganların özellikle geçmiş ilişkileri idealize edebildiğini anlatıyor. Kaçıngan bağlanan kişi "Bak, o beni anlamıştı" der.
İşte o filme geliyoruz. Issız Adam filminin sonunda adam ilişkinin değerini anlıyordu. Bir yıl geçmiş, çok yüzeysel ilişkiler yaşamış ama onunla yaşadığı o duyguyu hiçbir zaman bulamamıştı. O duyguyu aradığını, eski sevgilisini ve o ilişkiyi idealize ettiğini görüyorduk o filmde, değil mi? Adam sonra çok ciddi bir sıkıntı yaşıyordu. Çünkü artık o ilişki geçmişti ve mesafe olumlu duyguları güvenli hale getiriyordu. Artık mesafe yok, tehdit yok, sular duruldu. Bu sefer olumlu duygular ortaya çıkıyor.
Elbette her kaçıngan zamanı farklı yaşar, hepimizin zihninde zaman farklı işlediği gibi. Senin bir ayınla benim bir ayım, senin bir gününle benim bir günüm farklı olabilir. Ama genel olarak kalıp benzerdir. Bu dönemde zihinlerinde nostaljik bir film oynar. Siyah beyaz filmlerde olur ya, aynen öyle. İlişkinin bazı tarafları özlenmeye başlanır, özlem çekerler. "Ne zaman beni düşünmeye başlıyor?" diyorsunuz ya, arkadaşlar en uygun dönem 8. ve 9. aylar. Kaçıngana yazacaksan bu dönemde yazacaksın.
Ama dikkat et: Çoğu zaman ilişkinin günlük gerçekliğini değil, öne çıkan güzel anılarını özlerler. İyi tarafları, güzel tatilleri, belki baş başa geçirdiğiniz çok özel vakitleri, birlikte geçirilen eğlenceli zamanları, sohbetleri. Ama yakınlığın onlarda yarattığı baskıyı hatırlamazlar. Erdem olarak anlatayım: Çok eskiden hayatıma kaçıngan biri girmişti. Bir yıl sonra bana döndü ve "Hayatımın en mutlu zamanları o zamanlardı. O duyguları öyle yaşamamıştım" dediğini hatırlıyorum. Tam anlamıyla nostaljik bir duygu içindeydi.
Bu dönemde şunu düşünmeye başlayabilirler: "Belki hata yaptım. Belki aslında o kadar da kötü değildi. Acaba şimdi nasıl? Gelişti mi, farklı oldu mu? Aslında güzel zamanlarımız vardı. O kadar da kötü bir ilişki değildi. Ben de biraz doğru durmadım, belki biraz sert davrandım. Acaba mesaj atsam mı?"
Mesaj atıyorsa geri dönmek mi istiyor?
Fakat kritik nokta şu: Bu düşünceler çoğu zaman eyleme dönüşmez arkadaşlar. Kaçıngan biri düşüncelerinin gerçek dünyadaki sonuçlarını yaşamaya hazır değildir. Bunu anlaman önemli. Eyleme dönüştüğünde de çoğu zaman breadcrumbing, yani küçük kırıntılar atma şeklinde olabilir. Özellikle 12. aydan önceki gelişlerde rastgele bir mesaj, sosyal medyada bir beğeni, "Seni düşündüm" gibi hiçbir yere gitmeyen bir mesaj. Bunlara anlamlar yüklemeyin.
Kaçınganların eski partnere ulaşma ihtimalinin en yüksek olduğu dönemlerden biri bu 12 aylık dönemdir. Ama neden ulaştıklarına dikkat et. Çoğu zaman senin onları hâlâ önemseyip önemsemediğini görmek isterler. Güvenli bir mesafeden kendilerini duygusal olarak düzenlemeye çalışırlar. Seni arayabilir ama hep belli, güvenli bir mesafe vardır. Birlikte geçmişten konuşabilir, nostaljik bir an yaşayabilirler. Ama bunun karşılığında bir şey yapmak zorunda hissetmezler, zorunda da değillerdir. İlişki için emek vermeleri gerekmez. Gerçek bir ilişkinin zorluklarıyla uğraşmak istemezler. O sırada sadece ihtiyaç duydukları duygusal doğrulamayı alıp günlerine devam edebilirler. Sen ise "Belki tekrar olabilir" diye heyecanlanırsın. Onların çoğu zaman "İstesem onu hâlâ geri alabilirim" duygusunu doğrulamış olursun.
Bak, o yüzden başından beri kendi hayatınızın üstüne düşün diyorum. Bu kadar uzun zamanı bilmen bu zamanı beklemen için değil, beklemeyi bırakman için arkadaşlar. Sana ulaşmalarının nedeni mutlaka ilişkiyi yeniden kurmak değildir. Uzaktan uzağa güvende hissetmeye çalışırlar. Birçok insan bu phantom ex dönemini "Sonunda beni kaybettiğini anladı" diye yorumlar. Herkes öyle düşünebilir ama size açıkça şunu söyleyeyim: Sen sıcak ve ulaşılabilir şekilde cevap verdiğin anda onların sistemi yeniden tetiklenir ve tekrar geri çekilirler. Bu çok sık olur. O yüzden o anda bile onlara çok yakın olmamanız çok önemli. Çünkü senin ulaşılabilir olman yakınlığı tekrar gerçek hale getirir ve tehdit sistemi yeniden aktive olur, tetiklenir.
Onlar için duygusal olarak birine ihtiyaç duymak streslidir arkadaşlar. Senden yeniden sıcaklık gördüklerinde sadece özledikleri güzel anılar ortaya çıkmaz. "Bir dakika, bunun yanında başka şeyler de geliyor. Sorumluluk geliyor, ilişki geliyor" diye diğerlerini de hatırlamaya başlarlar. O duygusal yükten, ilişkinin yükünden tekrar tekrar kaçmak isterler. Bu yüzden ilişkinin başından beri karşındakinin kaçıngan biri olduğunu anlarsanız, duygusal baskı ve yük oluşturmadığınız müddetçe bu kişilerle ilişki kurulabilir. Kişi ilişkide bir baskı, bir yük hissetmemeli.
Ama her uzaklaşan kişi de kaçıngan değildir, bu da yanlış anlaşılıyor. Flörtöz olabilir, avcı tipi olabilir. Bu kişiler geldiklerinde o anda ihtiyaç duydukları şeyi senden alırlar ama baskıyı hissettiklerinde yeniden ortadan kaybolurlar.
Kaçıngan biri gerçekten ne zaman pişman olur?
Arkadaşlar, ne zaman pişman olur diye merak ediyorsanız, gerçek pişmanlık ihtimali bir yıl geçtikten sonra, 12 ile 18 ay arasında olabilir. Çoğu insanın duymak istemediği kısım da burasıdır. Eğer bir kaçıngan seni kaybettiğine gerçekten pişman olacaksa, bu pişmanlık çoğu zaman ayrılıktan 12 ila 18 ay sonra, bazen daha da geç ortaya çıkabilir. "30 gün sonra onu pişman et" diye bir şey yok arkadaşlar.
Neden bu kadar uzun sürüyor? Çünkü gerçek pişmanlığın ortaya çıkabilmesi için birkaç şartın oluşması lazım. Birincisi, yeterince zaman geçmiş olmalı ve zihinleri tamamen güvende hissetmeli, sakinleşmeliler. İkincisi, başka ilişkiler ya da hayat deneyimleri yaşamış olmalılar ve bunlar onlara ne kaybettiklerini göstermeli. Seninle yaşadığı değeri bir başkasıyla yaşayamadığında o değerin özlemini çekmesi gerekiyor. Üçüncüsü, hayatlarında onları bağlantıya daha açık hale getiren bir şey değişmiş olmalı. Kendi bağlanma biçimi üzerinde kişisel bir çalışma yapmış, belki bir şeyleri anlamıştır. Ama dürüst olmak gerekirse bu kendi kendine pek sık olmaz. Genellikle zemini ciddi şekilde değiştiren bir şey yaşamaları gerekir. Belki seni kaybetmek onu çok ciddi anlamda sarsmıştır.
Bu yüzden arkadaşlar, bu bağlanma sorunlarını fark etmek önemli. Aynı zamanda senin baskı yapmaman ve sendeki değişim de çok önemli. O baskıyı artık almadığını gördüğünde tekrar gelebilir.
Pişman olması değiştiği anlamına mı gelir?
Pişmanlık ne anlama gelmez, biliyor musun arkadaşım? İnsanların tekrar yaralanabileceği yer burası. Bir kaçınganın pişman olması şu anlama gelmez: Artık senin duygularına çok hassas olacak, bağlanmayla ilgili problemlerini aştı, yakınlıkla ilgili problemi bitti, bir daha uzaklaşmayacak, hayatında tutarlı bir partner olarak duracak, ilişki bu sefer farklı olacak. Bunların hiçbiri pişmanlıkla otomatik olarak gelmez.
Peki pişmanlık çoğu zaman ne anlama gelir? İlişkinin bazı taraflarını, genellikle kırılganlık gerektirmeyen taraflarını özlüyor olabilir. Sohbet etmek gibi. Artık güvenli bir mesafeden seni idealize ediyor olabilir, o yüzden pişman olabilir. Belki yalnızdır, belki hayatı istediği gibi gitmiyordur. Bu yüzden seni özlüyor olabilir. Belki hayatına kötü biri çıkmıştır ve ilişkinizin güzel taraflarını görmeye başlamıştır. O güzel tarafları tekrar geri istiyor olabilir ve senin hâlâ ulaşılabilir olup olmadığını merak ediyor olabilir.
Bazı bağlanma çalışmalarında kaçıngan insanların aynı anda hem birini özleyebileceği hem de onunla yakınlık istemeyebileceği anlatılıyor arkadaşlar. Bu iki şey onların sisteminde aynı anda bulunabilir. Bunları göz önünde bulundurmanız çok önemli. Seni düşünmesini bekliyorsan, bu 12 ile 18 ay arasında seni düşünmeye başlayabilir. Bu kısımları düşünerek hareket planını yapman senin için çok daha iyi olacak.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
