Dişil Enerjin Düşüyor, Çünkü Erkeği Kaçıran Şu Hataları Yapıyorsun
Toksik dişil enerji uzaklaştırır. Gerçek dişil enerji ise çekiminizi yükseltir arkadaşlar. Gerçek dişil enerji limonlu, tuzlu su banyoları yapmak değil. Kremler, özel kokular, parfümler önemlidir, evet. Bedeninle yapacağın şeyler önemlidir. Ama nasıl gözlük takarak entelektüel olamıyorsan, dişil enerjiyi de sadece aşırı bir makyajla, daha açık giyinerek sağlayamazsın. Hatta yüksek dişil enerji, düşük dişil enerjiden daha iyi de değildir. Önemli olan ne biliyor musun? Dengeli olması.
Dişil enerjide neden denge önemli?
Erkeklerin de dişil enerjiye ihtiyacı var. Kadınların da eril enerjiye ihtiyaç duyduğu anlar vardır. Biyolojimiz de böyledir. Kadınlarda östrojen hormonu var ama testosteron da vardır. Zaman geçtikçe kadında östrojen düşer, testosteron artar. Kadınların sesi kalınlaşır, erkeklerin sesi incelir. Tam tersi olur, denge bozulmaya başlar. Yaş aldıkça insanın biyolojisiyle de ilgilenmesi gerekiyor. Ama dişil ve eril enerji için yaş almana gerek yok. Her yaşta üzerinde çalışabilirsin, çünkü çekimini yükseltiyor. Burada deliler gibi koyu maço bir eril enerjiyi kastetmiyoruz. Denge önemli arkadaşım. Bugün sana bu dengeyi nasıl sağlayacağını anlatacağım.
İlişkide kriz çıkıyor, hemen sen çözmeye çalışıyorsun. Planları sen yapıyorsun, tatil programını sen yapıyorsun. Bunlarla ilgili sana sonunda çözüm önerileri vereceğim. Ama şunu diyeceksin: "E yapmıyor Erdem, ne yapacağız? Mecbur ben hallediyorum." Seni çok iyi anlıyorum. Bu yazının amacı asla kendini suçlu hissetmen değil. Bazı yanlışları söyleyeceğim, o kadar.
Tabii ki eril enerjisi baskın bir adam senin dişil enerjini de artırabilir. Yorumlarda "O da bizim dişil enerjimizi yükseltsin" diyeceksiniz, biliyorum. Ama karşındaki bunu yapmıyorsa ve sen ilişkiden de ayrılmıyorsan tek bir seçenek kalıyor: Bazı davranışlar yaparak adamın eril enerjisini tetiklemek. Ama sen bazı davranışları yaptığında adamın eril enerjisi tetiklenmiyor, tam aksine gevşiyor. Sağlayıcılık, sahiplenme, aksiyona geçme konularında sen atılgan oldukça karşındaki erkek bir şeyleri yapmayı değil, yapmamayı öğreniyor. Evet, yanlış duymadın. Şikayet ettiğin, inisiyatif almayan, gerektiğinde sorumluluk almayan adamın eril enerjisini kendi ellerinle dişileştiriyor olabilir misin acaba?
İnternette "Kırmızı ruj sür, sesini incelt, sürekli kıkır kıkır gül" gibi sahte dişil enerji taktikleri satılıyor. Kendinde olmayan bir elbiseyi üzerine almak yerine, zaten varoluşunda olan dişil enerjiyi serbest bırakmak çok daha etkilidir. Giyeceğin elbise, takı, kullanacağın renk işin süsü, kaymağı olur. Ama ana yemeği yapmazsan üstüne nasıl bir kaymak koyduğunun pek önemi yok. Bugün size o ana yemeği nasıl yapacağınızı anlatacağım.
Dişil enerji ne değildir?
Önce şu bilgi kirliliğini temizleyelim. Dişil enerji abartılı makyaj yapmak, kadınsı özelliklerini olabildiğince abartarak göstermeye çabalamak değildir. Dişil enerji bir köşeye geçip kurban psikolojisiyle "Ben kadınım, her şeyi o yapsın" diyerek karşı taraftan sürekli erillik beklemek de değildir. İki eril enerji aynı evde barınamaz. Sen kendi içindeki dişil enerjiyi dengelediğinde erkeğin eril enerjisi otomatik olarak artacak.
Her şeyi sen halledince ne oluyor?
Peki pratikte ne yapıyoruz? Dişil enerjiyle psikolojiyi birleştireceğiz şimdi, çünkü inanın spiritüel bazı kavramlar psikolojiyle çok ilgili. Aile sistemleri kuramında aşırı işlevsellik diye bir kavram vardır. Bu ilişkilerde bir tuzaktır. Bir ilişkide sen aşırı işlevsel olursan, her krizde öne atılırsan, problemleri sen çözmeye çalışırsan, her şeyi üstüne alırsan, halledici olursan, sistemin dengesi gereği karşındaki erkek mecburen düşük işlevsel konuma geçer. Bir adam bir şeyi yapmıyorsa evet, bu adamla ilgilidir ama seninle de ilgilidir.
Çocuk eğitiminde de böyledir. Çocuğun odasını sürekli sen toplarsan çocuk da toplamamaya alışır. İletişim dediğimiz şey içimizdeki çocuklara bir şey öğretmekten başka bir şey değil. Her davranış karşı tarafa bir şey öğretiyor, ya da sen bir şey öğreniyorsun, ya da tolere ediyorsun.
Elbette beş on yıldır beraber olduğunuz, oturmuş, olgun bir ilişkiniz olabilir. O an garsonu sen de çağırabilirsin, bazen hesabı sen de ödeyebilirsin, bunun konusu olmaz. Bunlar insani esnekliklerdir. Ama sahiplenme, sağlayıcılık, çözüm üretme aksiyonları devamlı sende kalırsa, vazifeleşirse, karşı taraf inanılmaz bir rahatlık alanında kalır. Sen onun rahatlık alanını korudukça o ilişkiyle ilgili eril enerjisini kaybetmeye başlar.
İlk zamanları hatırlayın. Adam nasıldı? Elbette yüz kaplan gücündeydi, hormonlar maksimumdu. Ama düşünsene, yaptıkların adamın rahatlık alanını büyütmüş olabilir mi? Sürekli daha fazla özveride, fedakarlıkta bulunman seni garanti yapmış ve adamın eril enerjisini geri plana itmiş olabilir mi? Erkeğe bilinç dışı seviyede şu mesajı veriyorsun: "Senin çabana ihtiyacım yok, ben zaten hallediyorum, olay benim kontrolümde." Böylece adamın eyleme geçme motivasyonunu felç edersin.
Şimdi bir şey diyeceğim, linçlemeye başlayacaklar ama söyleyeyim: Kadın haklarının en büyük savunucusu bile özünde sağlayıcı bir erkekten etkilenir. Adamın eyleme geçme motivasyonunu desteklemezsek erkek o maskülen, sağlayıcı alandan çekilir, pasifleşir. Dişil enerjisi yükselmeye başlar, bırakmaya başlar.
"Niye o bizim dişil enerjimizi yükseltmiyor?" diyorsunuz. Bu farkındalık sende var. Bir değişimi başlatacaksak, ikinizin de aynı şeyi dinlemesi ve değişime aynı ölçüde yatkın olması lazım. Bu yolculuğu ilişkinde tek başına yapıyorsan, sevgilinin bunlardan haberi yoksa ve sen ilişkide kalmak istiyorsan, bu işi senin yapman gerekiyor. Sen bunları yaparsan onun da yükseltme olasılığı artabilir diyelim.
Sonra ne oluyor? Birçok kadın "Bu adam niye kanat germiyor?" diye isyan ediyor. Çünkü o kanadı açmasına hiç ihtiyaç duymadın arkadaşım. Ben hep diyorum, kendi kanatlarınız olsun. Ama kendi kanatlarınla adamı pençende taşıma, o da uçsun. Demek istediğim bu.
Alıcı olmak gerçekte ne demek?
İkinci nokta. Dişil enerjiyle birleşmiş bir kavram vardır: alıcı olmak. Alıcı olmanın derin bir psikolojisi vardır ve bu tarz içerikleri takip edenlerde çok yanlış anlaşılıyor. Bunu dişil enerjiye meraklı arkadaşlarınıza gönderin. İzlensin diye söylemiyorum, gerçekten burada bir yanlış anlaşılma var.
Sosyal medyada kadınların alıcılığı öyle anlatıldı ki şöyle algılanmaya başladı: "Taktikler yapayım, adamı bir cüzdan gibi göreyim, bana sürekli hediyeler alsın, beni desteklemek adına devamlı bir şeyler yapsın." Arkadaşlar, dişil enerji böyle bir şey değil. Bunu anlatan uzmanlar da var, onların kafası nasıl bilmiyorum. Ama alıcılığı sadece nesne ve madde üzerine kurarsanız kurduğunuz bağın adı aşk olmaz, sevgi olmaz. Bunu dişil enerji diye piyasada satmak çok saçma. Bunun adı ticaret, fayda odaklı menfaat ilişkisidir. Yanılıyorsam düzeltin lütfen.
Hayatın çok net bir kuralı vardır. İlişkide elbette birbirinizi bir anlamda kullanırsınız. Temas etmek, sonuçta birbirinin bedenini kullanmaktır. Ama bu ikisinin de mutlu olduğu, ilişkiyi ve seni besleyen bir şeydir. İlişki sadece bir menfaat ilişkisine döndüğünde benim gördüğüm şu: Erkeklerde bir tükenmişlik oluyor. Kadınların içinde de duygusal, varoluşsal bir boşluk oluyor. Zaman geçtikçe almak istediği, beklediği o duyguyu hiçbir zaman bulamıyor.
"Dişil enerji alıcıdır" ifadesinin gerçek anlamı nedir biliyor musunuz? Erkeğin yeterliliğini bencilce kullanan ya da sömüren bir enerji değildir. Aksine erkeğe, yeterliliğine ihtiyaç duyulduğunu hissettiren bir enerjidir. Kullanmak için değildir. Alıcılığı gerçekten benimseyen kadın adamın yaptığı ince nüansları kaçırmaz. Onları kalbiyle alır. Tebessümünü, şefkatini o da esirgemeden verir.
Mesela John Gottman'ın onarım girişimleri diye bir kavramı vardır. Diyelim ki erkek arkadaşınla bir tartışma yaşadın, aranızda soğuk rüzgarlar esiyor. Erkekler doğası gereği hata yaptığında, tabii o hata kabul edilebilir bir hataysa, senin haklarını çiğnemediyse, onarmak için bir şeyler yapmak ister. Çok alakasız, saçma sapan bir espri yapar. Seninle bağ kurmaya çabalar. Belki elinde bir çay, belki seninle bir kahve içmek ister, yanına gelip sohbete girişir. Eğer ilişkiyi onarmak ve sürdürmek istiyorsan dişil ve alıcı tarafın tam burada devreye girmeli. Alıcılıktan kastedilen, kadının adamın o onarma çabasını görebilmesi, o çaya, o sohbete iştirak etmesidir.
"Kapında süründür onu" gibi şeyleri benimserseniz ilişkinizin değerini kaybedersiniz. "Onun burnundan getireceğim" dersin, adam orada eril enerjiyi buram buram hisseder. Kılıçlarını çekersen, onarmak için sana gelen erkeğin sorun çözme motivasyonunu da parçalamış olursun.
Alıcı olmak sadece maddeyle, nesneyle sınırlı değil. Duygulardan güzel nüanslara, davranışlara kadar her şey. Adam güzel bir jest yapar, seni çok şık bir yere götürür. Sana çok basit gelebilir ama o çok önemli bir şey yaptığını düşünmüştür. Küçük bir şey bile olsa bunun farkına varmazsan karşı taraf burada dişil enerjiyi değil, eril enerjiyi hisseder. Ona dominant bir sinyal gelir. "Dişil enerji alıcıdır" demek sadece büyük şeyleri almak demek değildir. Küçük bir hediye de 1000 puandır, büyük bir hediye de 1000 puandır. İlişki için her güzel şey 1000 puandır. Alıcı olmak bunları, ilişkiyi besleyen güzel duyguları alabilmektir. Bundan sonra "Dişil enerji alıcıdır" denip bu, adamı yorarak, süründürerek kullanmak diye açıklandığında, şu an edindiğin farkındalığın karşısında bu açıklamalar çok basit kalacak.
Beklentilerinle adama baskı mı yapıyorsun?
Üçüncüsü, dişil enerjini düşüren şey: beklentilerinde mobbing yapmak. Ne demek istiyorum? Keyfini, mutluluğunu sürekli bir erkeğe bağlarsan ve o senin beklentilerine göre hareket etmediğinde ona psikolojik mobbing yaparsan... "Niye bunu benimle yapmıyorsun? Niye birlikte oraya gitmiyoruz? Niye tatile gitmiyoruz?" Adamı şiddetli bir şekilde eleştirirsin: "Ne kadar inisiyatifsizsin, hiç ilişkiyle ilgilenmiyorsun, hiçbir şey yapmıyorsun." Bir erkeğe zorla bir şey yaptırdığında, bunu trip atarak dikte ettiğinde ona verdiğin şey dişil enerji değil arkadaşım. Kusura bakmayın, elçiye zeval olmaz. Bu domine eden, baskı kuran, pres yapan, baskın bir eril enerji görünümüdür. Bir erkek kendisini domine etmeye çalışan bir enerjiyle ya savaşır ya da ondan kaçar, uzaklaşır.
Başka bir dişil enerjiye kayar demiyorum. Çünkü bunun karakterle ilgisi var. O adam başka bir dişil enerjiye kayıyorsa bu onunla ilgili. "O kayıyor, ben de başka birine kayayım" demen de senin karakterinle ilgili. Bunlar hoş şeyler değil. Burada yapman gereken onu akışına bırakmak.
"E ben bunu onun için yapıyorum" diyeceksin. Peki onun bundan haberi var mı? O zaman haberinin olmasını sağlaman lazım. Neden kendi mutluluğunu devamlı ona endeksliyorsun? Neden bir hisse senedi gibi hep onunla değer kazanıp kaybediyorsun? Ben ilişkiyi bir borsaya benzetiyorum. Yaptığımız davranışlar bize değer katıyor. Ama sen kendi değerini, mutluluğunu neden onun hisseleriyle düşürüyorsun? Bu değeri kendine bağlasan nasıl olur?
Hep sevdiğim bir örnek var. Evdesin, çok güzel bir parça çalıyor ve birlikte söylemek istiyorsun. Adam koltukta oturuyorsa onu koltuktan zorla tutup mikrofona sürüklemek yerine git, kendi odanda güzelce kendi şarkını söyle. Adam dişil enerjini yükseltmiyorsa dişil enerjini adama bağlama. Adamı değiştirmek için onun yapmadığı şeyleri yaparak kendi eril enerjini de yükseltme. Dişil enerjine sahip çık ve onu koru.
Bir yere mi gitmek istiyorsun, gelmedi mi? Kendin git. Konsere mi gitmek istiyorsun, gelmedi mi? Arkadaşlarınla git. O zaman ne olacak biliyor musun? Enerjin çok daha artmaya başlayacak. Katılmak isterse davet et, ona alan aç. Ama asla zorlama. Zorlayarak bu iş olmaz. Gerçek dişil enerjinin ruhu bir mıknatıs gibi çalışır. Sürüklemez, karşısındakini kendi merkezine çeker. Bu yüzden kendi kendine yetmeyi ve ışıldamayı öğrenmelisin. Ama bunu küserek, pasif agresif olarak değil, gerçekten rahat ve sakin bir şekilde yapmalısın.
Bu da olmuyorsa belki karşındaki kişi sana göre değildir. O zaman ilişkiyi sorgulaman gerekir. Ben size "Ayrılın, yol verin" demiyorum, sorgulamak gerekir diyorum. Belki de o senin ideal partnerindir. Bunu analiz etmeden bilemezsin.
Erkeği nasıl doğru yönlendirirsin?
"E yapmıyor, ne yapacağım?" Erkek aslında yapar da, onu doğru yönlendirmek çok önemli. Baskıyla, zorlayarak ya da geçmişte biriktirdiklerinle cevap verirsen ilişki yine error verebilir. Mesela trafikte yol istediğimde bu karşı tarafın inisiyatifine bağlı, bazıları görüp yol veriyor. Ama hoş bir kadın yol istediğinde erkek genelde yol veriyor. Şunu demek istiyorum: Erkekler yapısı gereği dişil enerji karşısında kolaylaştırıcı şeyler yapmaya meyillidir, karşısındaki kadının işini kolaylaştırmak ister. Adamın eril enerjisini tetiklemek istiyorsan, onun iyi ve yeterli olduğu konularda ondan destek isteyerek bağ geliştirebilirsin.
Diyelim ki seninle tatil planı, organizasyon yapmıyor. O zaman yapmıyor diye onu sürüklemeyi bırakacaksın. Kendi tatiline kendin gideceksin. Kız arkadaşlarınla buluşacaksın, belki tek başına gideceksin. Kendi keyfini çıkardığında, senin o ışıltını, enerjini gördüğünde "Bir şeyler oluyor, ben de hareketleneyim" diyecek. Belki senin yanında olmak isteyecek. Belki o ışıltını gördüğünde eril enerjisi bir anda tetiklenecek.
Ama kadınlar çoğu zaman "Aman aramız bozulmasın, aman bensiz bir şeye alışmasın, aman ben yokken bir şey olmasın, aman gitmesin" korkusuyla, kendi korkuları yüzünden kontrol etmek için bırakamıyor. Bu başka bir konu, güvenle ilgili. Güvenmiyorsan bu şekilde kontrol ederek nereye kadar götüreceksin? Mezara kadar, yetmiş doksan yaşına kadar böyle kontrol ederek mi yürüteceksin? O zaman yaşamamış bir hayatı yaşamış olacaksın. Kendini hayatsız bırakıyorsun.
Anaç moddan nasıl çıkarsın?
Hayatının merkezinden onu çıkar. Koltuğa kendin otur arkadaşım. "Ben bu hafta sonu şuraya gidiyorum. Sen de gelirsen bana eşlik etmen beni çok mutlu eder" diyebilmelisin. Seçimi ona bırak. O sorumluluğu ona yık ama keyfini sen yaşa.
Erkek, her şeyi onun için halleden bir yardımcı gibi bir anne modeli gördüğünde elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz. Ona karşı o yüksek anaç moddan çıkabilmelisin. Kendi hayatının neşesini eline almış, kendi değeri olan, bağımsız, duygularıyla mutlu bir kadın tek başına bir şey yaptığında, o adamın avcı ve sağlayıcı eril doğası tam da orada uyanmaya başlayabilir. Çünkü erkek için en çekici şey, mutluluğu ona bağlı olmayan bir kadının dünyasına girebilme ihtimalidir. Adam geçmişte bir gün senden hoşlandıysa, böyle davranarak onu tekrar tetiklersin. Tetiklenmiyorsa o zaman kendin bir karar vermen gerekiyor.
Özetle arkadaşım, harika bir kadın olmaya, iyi bir kadın olmaya çalışma. Her şeye yeten, her şeyi düşünen, her planı yapan yorgun bir yönetici gibi davranmayı bırak. Yavaşça bırak, bu seni de yoruyor. Bazı şeyler eksik kalsın. Bırak o plan yapılmasın. Direksiyonu sürekli sen tutarsan yan koltuktaki adam hayat arkadaşın değil, yolcun olur. Erkeğe bazen öyle bir boşluk ver ki kendi eril enerjisiyle oraya adım atabilsin. Ona yapabilme fırsatını geri ver. Sen yaptıkça o yapmamaya devam edecek, yapmamayı öğrenecek. Onun da yapmayı öğrenmesini istiyorsan onun adına yapma. Kendi hayatının keyfini çıkarmaya başla. O zaman onun da yapmak için motivasyonu olabilir.
Umarım bu yazı omuzlarındaki o ağır yükü biraz olsun hafifletecek bir esneklik kazandırmıştır. "Bunu nasıl yapacağım?" diyorsanız, dişil enerji ve aura birbirine çok yakın konular. Aurayı yükseltmekle ilgili yazıma da bakabilirsiniz. Kendinize iyi bakın.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
