Pişman Ettirme Taktikleri Neden Başarısız Olur: Peşinden Koşmayı Bırakırsan Ne Olur?
"Her an, her dakika cevap verdiğim için bu hale geldi. Kendimi bir geri çekeyim de yokluğumu anlasın. Bakalım, pişman olacak, kapıma gelecek." Anlayacak mı peki? İlişkide arkadaşlar, karşı tarafı pişman etmek, cezalandırmak istiyoruz, değil mi? Pişman etme videolarındaki amaç da aslında bu. Bu kanalın amacı size günü kurtaran taktikler vermek değil. Bir strateji vermek ama esas olarak sizi sarsıp gerçeği ortaya çıkarmayı hep amaçlıyorum.
Geçenlerde bir arkadaşımız videonun altına şöyle yazmış: "Eğer kendime odaklanırsam, enerjimi kendime verirsem pişman olur mu?" Piyasada o kadar çok AI tabanlı içerik var ki. Jung'lardan tutun Freud'lara kadar psikologların demediği sözleri AI'a yazdırıyorlar. Yazık, adamlar hayatı boyunca belki öyle cümleler etmediler, o kadar ucuz taktikler söylemediler bile. Ama bunları dinleyerek bazı şeyleri ilişkide güç sanabiliyor ve yanlış uygulayabiliyoruz. Alacağı cevap şu olacak: "Onu pişman mı etmek istiyorsun? Hemen kendini geri çek. Sessiz kal, iletişimi kes. Bak o zaman ne hale gelecek."
Bu arkadaşımıza çok net bir cevap vermek istiyorum. Eğer onu pişman etmek için kendine odaklanıyorsan aslında hiç kendine odaklanamamışsın demektir. Kendine enerjini verirken motivasyonun yine seni inciten adamdan geliyorsa sistem seni güçlendirmez. Yine onu güçlendirerek çalışır. Çünkü motivasyonunun kaynağı sen değilsin. Hayallerin, hedeflerin sen değilsin. Hala o var.
Sekonder kazanç nedir?
Peki neden böyle? Bugün sizi belki ilişki programlarında, videolarda duymadığınız önemli bir kavramla tanıştıracağım. Bırakmak isteyip de bırakamadığımız, hatta çaktırmadan sürdürmeye çalıştığımız eylemlerin altında her zaman bir sekonder kazancımız, yani ikincil kazancımız vardır.
Bir ilişkide yaptığım bir hareket gizlice karşı tarafı nasıl güçlendirebilir ki? Sekonder kazanç, ilişkideki gizli beklentinizdir. Elde etmeyi umduğunuz gizli çıkarınız, gizli faydanızdır. Çoğu kişi sekonder kazancının farkında değildir ve bu kazanç olduğu için bir türlü o kötü alışkanlıktan kurtulamaz. Kötü alışkanlık nedir mesela? Sigara içiyorsundur ya da gece geç vakitte yemek yiyorsundur. Zararlı olduğunu bildiğin halde bırakamıyorsundur.
Ona yazmaman gerektiğini biliyorsun, yazmak istemiyorsun ve irade gösteriyorsun. Ama irade göstermekte zorlanıyorsun, aklın yine onda kalıyor. Çünkü ona yazmamakta ikincil bir kazancın var. Uzak durmandaki asıl amaç, onun pişman olup geri gelmesi, tekrar güzel bir ilişkiye başlaması, senin değerini anlaması. İlişkilerde böyle ikincil kazançlarımız olabilir ve bu gizli faydalarla yüzleşmeniz lazım.
"Onu pişman etmek için geri çekiliyorum, bütün bağlantımı kesiyorum." Telefona bakmıyorsun, yazmıyorsun, aramıyorsun ama zihnin deliler gibi onu düşünüyor. "Şimdi ne yapıyor? Hala yazmadı. Bensiz mutlu mu?" İçinizi yemiyor mu? Bu hiç de huzurlu bir durum değil bence. Sen susarak, geri çekilerek bir taktik uyguladığını sanırken aslında tüm enerjini ve yaşam odağını yine o kişiye akıtıyorsun.
Karşı taraf sahte sessizliğini neden hisseder?
Bilmen gereken çok net bir psikolojik gerçek var arkadaşım. Karşı taraf bu geri çekilmeni, bu sahte sessizliğini hissediyor. Çünkü sana birazcık yazdığında, tekrar geri geldiğinde işlerin düzeleceğini o da biliyor. Beyni bunu senin daha önceki davranışlarından kontrol ediyor. Sessizliğinizin altındaki o aportta bekleyen halinizi, o onaylanma arzunuzu hissediyor, fark ediyor.
Sen durduğunda, harekete geçmediğinde, uzaklaştığında onun paniğe kapılacağını, peşinden koşacağını zannediyorsunuz. Burada asıl önemli olan ilişkinizin miadının dolup dolmadığıdır. Bazı ilişkilerin miadı dolar, bazılarınınki hala dolmamıştır. Miat zaman geçince dolan bir şey değil. İnsanların yaptığı hatalarla, yanlışlarla dolan bir şey. Belki sen onun hatalarını sürekli görmezden geldin. Kendi hatalarını büyüttün ya da yok saydın. Onun hatalarını abarttın. Sınırlarını belki vaktinde iyi çizmedin. Belki çok hevesliydin, çok üstüne gittin, ona aşırı taviz verdin. Bir şekilde ilişkide birbirinize olan tolerans ve saygı bitmiş olabilir.
O saygı bittiyse, o vakit dolduysa senin susman, uzaklaşman karşı tarafta "Eyvah, hayatımın aşkını kaybediyorum" paniği oluşturmaz, bir kaybetme korkusu yaratıp üstünüze düşmesini sağlamaz. Tam aksine, özellikle kaygılı bağlanan kişilerin partnerleri "Oh be, sonunda yakamdan düştü" diyebilir. İnternette duyduğunuz "İletişimi kesiyorum, sürünerek bana dönecek" gibi laflar teoride umut verir, iyi hissettiriyormuş gibi gözükür ama pratikte öyle çalışmaz. Aranızdaki değer ve denge bozulduysa senin geri çekilmen, susman, iletişimi kesmen onu cezalandırmaz. Ona tam da istediği o kaçış boşluğunu güzelliklerle sunar.
Yapay zeka sana doğru kararı verebilir mi?
Karşı tarafı taktikle yenmek istiyorsunuz ama ondan önce içinizdeki sekonder kazancı fark etmeniz gerekiyor. Bunu AI'a sorsanız size "Sekonder kazancın var" demez. Bunlar niş bilgilerdir. Geçen gün bir arkadaşımız ayrılıp ayrılmama kararını sormuş. AI tabii ki ayrılmasının ne kadar mantıklı olduğuyla ilgili gerekçeler sunmuş. Yapay zekada böyle bir şey vardır. Yanlış kararı sana o kadar akla uygun hale getiriyor ki doğru sanıyorsun. Bizim arkadaş da zeki tabii, "Hemen vazgeçtim, devam edeceğim, ayrılmamam daha iyi" demiş. Nereye götürürsen yapay zeka oraya gidiyor. Sonra ona dedim ki: "Hayır, sen daha ayrılığa hazır değilsin. Daha kötüye düşersin. Önce güçlenmen lazım."
Sekonder kazancınız varsa kendine odaklanmak, mesafe koymak, susmak, adına ne derseniz deyin, sadece pasif agresif bir tepki olarak kalabilir. Kalabilir diyorum. Eğer içinde onu geri döndürmekle, bana tekrar gelsin diye gizli bir kazancım varsa.
"Sevdik bir kere, ne yapacağız?" diyenlere ne söylenebilir?
Geçen gün bir takipçimiz YouTube'da şöyle isyan etmiş, yorumunu okuyayım ki ona cevap verdiğimi anlasın: "Erdem Bey, sizde çözüm hep bu adamı bırakın oluyor. 'Elmadan armut olmasını beklemeyin' diyorsunuz ama piyasada maalesef hep bu tipler var. Sürekli vazgeçmemizi, baştan böyle adamları sevmememizi öneriyorsunuz. Ama sevdik bir kere, ne yapacağız şimdi?"
Arkadaşlar, ben asla birinden vazgeçmenizi söylemem. Bu arkadaşımız meseleyi biraz çarpıtarak söylemiş. Hayatımıza bazen doğru insanları, bazen yanlış insanları alırız. Birinin yanlış olduğunu fark ettiğimizde, romantik bir ilişkiyse ve sana toksisite veriyorsa bağlantıyı koparmayı biliriz. "Sevdik bir kere" bahanesinin arkasına sığınıp kurban rolü oynamayı bırakacaksınız. Birini sevmiş olmanız o kişinin size değersiz, kötü hissettirmesini, sınırlarınızı ihlal etmesini ya da bir elma ağacından zorla armut koparmaya çalışmanızı meşrulaştırmaz.
Sevgi toksik bir hale geldiyse, o sistemde sen zehirleniyorsan, orada kalmak için uydurduğun her şey kendi kendine tehlikeli bir anestezi vermek gibi. Kendini kandırıyorsun. "Ama seviyorum" insanın kendine söylediği, en masum gözüken, en kolay yalanlardan biri. Bu aslında "Ben bu acı çekme döngüsüne alıştım. Konfor alanımdan çıkıp gerçeğin soğuk yüzüyle karşılaşmaya cesaretim yok" demektir. Kötü bir yatırım yaptın. Bunu kabul etmen daha önemli. Duygusal olarak tekrar toparlanmaya odaklanacaksın. Sen ona bağımlı kaldıkça o faturayı her gün sen ödüyorsun.
Geçen videolarda koleksiyoncu adamları söylemiştim. Onlarla düzgün bir ilişki yaşayamazsın. Ama şunu kabul edersen yaşarsın: Onların hayatında ikinci, üçüncü olmayı kabul edeceksin. Birincisi olmuşsan da ikincilerini, üçüncülerini kabul edeceksin. O zaman olur. Bu da bir seçimdir, ben videolarda "Bu da sizin seçiminiz" diyorum. Hiçbir şekilde "Vazgeçmelisin" demiyorum. Ama koleksiyoncu bir adamı romantik bir Romeo'ya dönüştüremezsin. Ya bunu kabul edeceksin ya da o gerçeklerle yüzleşmeye cesaretli olacaksın. Yoksa hayatın hep umut ederek, ucuz taktikler deneyerek geçer.
Seçim yine senin. Ya o illüzyonun içinde kalıp "Seviyorum" diye sızlanmaya devam edersin. Ya da, belki hata sendedir, sende de olabilir, hatalarını telafi edip daha iyisini yapmaya odaklanırsın. Ya da fişi çekip kendi gerçeğine uyanırsın. Ben videolarda öyle hemen "Bu adamı bırakın" demiyorum. Bu benim tarzım değildir.
Aşk sandığımız şey neden haz bağımlılığı olabilir?
Mesela Masumiyet Müzesi'nde insanlar Kemal'in sevgisini aşk sandı ve "Ne güzel aşk" demeye başladı. O adamın duyduğu şey aşk falan değil. Kadını tamamen nesneleştirmiş ve hazzı devam ettirmek için devamlı onun eşyalarını topluyor. O hazzın bağımlısı. Bunun adı aşk değil. Tam olarak narsist bir adam da değil ama haz bağımlısı biri.
Bu olaylar bana hep Matrix'teki bir karakteri hatırlatıyor. Kel kafalı, gözlük takan bir adam vardı. "Ben bu gerçeği sevmedim, beni Matrix'e geri gönderin" diyordu. O illüzyon dünyasına geri dönmek istiyordu çünkü gerçekler çok acıydı, "Buna hazır değilim" diyordu. Sen de aynı şekilde illüzyonu seçiyorsan sonuçlarına da katlanacaksın.
Bazen de kişi koleksiyoncu değildir, kaçan bir adamdır. Geçen videoda bunları anlatmıştım. O adamın alana ihtiyacı vardır. Onun yularını serbest bırakmalısın, o zaman sana daha çok bağlanır.
Sistemden çıkmak ne demek?
NLP'de muazzam bir kural vardır: Bir sistemin içindeki kalıbı kırmak istiyorsan o sistemin sana dayattığı rolü oynamayı bırakmalısın. O yüzden toksik bir ilişkinin içindeysen taktik yerine o sistemden çıkmalısın. Sadece susar, geri çekilirsen o oyunu oynamaya devam edersin.
Sistemden çıkmak için önce sekonder kazancını, yani gizli beklentilerini fark et. Sadece bunu fark etmen bile kendi hayatına gerçekten odaklanacak gücü bulman için sana yüzde 50 oranında büyük bir ivme kazandırır. Sistemden tamamen çıkmak, ilişkideki o kişiyi kontrol etme arzusunu bırakmak demek. Kendini merkeze almayı daha önce söylemiştim. Ama bunu onu geri getirme niyetiyle yapıyorsanız iş yine senin aleyhine çalışmaya devam eder. Yeniden aşık etme çabası, kendini ispat etme dürtüsü, ondan hala onay alma çabası varsa bunları fark etmen çok önemli.
"Hiç konuşmayacağım, hikayesine de bakmayacağım ki merak edip bana mesaj atsın" değil. Soru şu: Bir insanın bana sunduğu iletişim şekli, belirsizlik, bana hissettirdiği değersizlik benim hayat standartlarıma, değerlerime, kriterlerime uyuyor mu? Şu da çok önemli: Benim değerlerim ve standartlarım ilişkiyle ve onunla ne kadar uyumlu? "Bu bozuk ilişkiyi şu an itibariyle kesiyorum" diyebilmek çok önemli. Ya da "Bu insana karşı çok katı oldum. Kriterlerim, standartlarım çok yoğundu, hiç esnek olamadım. Çok üstüne gittim, onu boğdum, çok fazla tepki verdim. Evet, hatamı fark ettim." Bu durumu düzeltmek için de geri çekilmen değil, tamamen iletişime geçmen gerekir.
İşte aradaki devasa fark bu. Biri taktikle karşı tarafı gizlice yönetmeye, manipüle etmeye çalışıyor ve ilerleyemiyor, hayatında aynı çukuru kazmaya devam ediyor. Sana önerdiğim yol ise bir yetişkin gibi sorumluluk almak. Ya kendini koruyorsun ya da kendi hatanla yüzleşiyorsun ve telafi etmek için gerekiyorsa cesurca iletişime geçiyorsun. Ne istediğini ve neye layık olduğunu bilirsen telefonun başında "Arayacak mı, çevrimiçi mi?" diye nöbet tutmana gerek kalmaz. Çünkü senin derdin onun ne yapacağı değil, kendi hayatına ne katacağın.
Sessizlikte asıl kiminle yüzleşmelisin?
Geri adım attığında o sessizlikte asıl yüzleşmen gereken kişi o değil, sensin. İçinde yükselen o kaygı mı, korku mu? "Ya beni tamamen unutursa, ya başkasına giderse?" Seni değersizleştiren o iç ses var ya, o senin sesin. Senin çalışma yapacağın yer orada başlıyor. Odaklanman gereken şey onun nerede, kiminle olduğu değil. Sessizlik, kendi yaralarını sarıp kendine, kendi tahtına geri dönmen için kendine tanıdığın bir loading süresi, bir oluşum süresi. Tekrar parçalarını toplaman için gereken alan. Ama dikkat et, birçok kişi daha önceki videolarda söylediklerimi belki yanlış anladı. Sekonder kazancın onu geri getirmekse tüm bunlar sıfırlanır. Çünkü yine onun için yapıyorsun ve olmadığında kendini tekrar kötü hissedersin.
Sana hayatın boyunca kullanabileceğin bir duruş veriyorum: Benim sevgim, ilgim, iletişimim bir ayrıcalıktır. Buna inanman önemli. Kendi hatalarınla da yüzleşerek tabii. Hatalarıyla yüzleşmeyen, egoist, ben merkezli bir yapıyı kastetmiyorum. İlişkide egosu daha düşük olan arkadaşlar bu cümleyi daha sık tekrarlasın. Bu sizin yeni mottonuz olabilir.
Hala içinde "Ama ne kadar üzüldüğümü anlasın, bensiz kalınca kahrolsun" diyorsan, sana duymaktan kaçtığın o sert cümleyi tekrar edeyim: Kendi zamanını, enerjini, değerini seni anlamamakta ısrar eden biri için bedavaya harcadığın için asıl sen rahatsız olmalısın. Gerçekten değişmen için rahat etmemen lazım. Çünkü rahat eder, kendini kandırırsan asla değişmezsin. Hep onun geri gelmesini umut edersin.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
