top of page

Imaginationship Nedir? Kafanda Birini Fazla Büyütürsen Çekimin Düşüyor (Limerence)

2 gün önce
7 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 10 saat önce

Bazen birini tanımadan bağlanıyorsunuz. Tanıştınız, onun da sizden hoşlandığını sanıyorsunuz ve daha elini tutmadan onu hayatınıza almaya başlıyorsunuz. Onu değil, onunla ilişki yaşama ihtimalini düşünüyorsun. Bir bakmışsın, henüz adamla bir ilişkin yok. Belki henüz bir iletişimin bile yok. Ama sen onu kafanda taşımaya başlamışsın. Bir mesaj atar, bir mesaj gelir ya da story'sine bakarsın ve o güzel zihninin içinde film oynamaya başlar arkadaşım. Bir bakmışsın onunla kahve içiyorsun. Kendini ona sevdiğin şeyleri anlatırken buluyorsun. "Birbirimizi harika tamamlarız" diyorsun. Tatile gidiyorsun, onu düşünüyorsun. O seni seçiyor, çünkü onun için ideal partner adayı sensin. Ama gerçek hayatta hiçbir şey yok.

Arkadaşlarım, bu bir aşk değil. Çoğu kadın arkadaşım bu problemi yaşıyor olabilir. Erkekler bunu daha az yaşıyor, çünkü biz erkekler biraz daha sonuca ve olana odaklıyız. Daha önceki videolarda kadının hayal etmeye daha çok inandığı için kolay inanabildiğini söylemiştim. Bu da o inancın bir ürünü, zihnin boşluğu doldurma biçimi.

Imaginationship nedir?

Bunun bir ismi var arkadaşlar. YouTube camiasında isimlendiren olmadı, bugün ilk bayrağı dikelim. Buna imaginationship deniyor. Bir bakmışsın, yaşamadığın aşkı hayalinde devamlı yaşamaya başlıyorsun. Bazen karşındakinin bir paylaşımıyla, bazen bir teşekkürüyle, bazen masum bakışlarıyla başlayabiliyor. Bir potansiyel, bir ihtimal görüyorsun. Onun kim olduğunu değil, ona yüklediğiniz anlamı sevmeye başlıyorsunuz.

En tehlikelisi, kötü davransa bile onu idealize etmeye başlıyorsun, vazgeçmiyorsun. Mesajlarına soğuk davranıyor, 4-5 gün sonra dönüyor. Selamı, merhabası soğuk. Sen mesafeyi "cool" olarak düşünüyorsun. Tutarsızlığı derinlik olarak algılıyorsun. Belirsizliği çekim, aşk diye yorumluyorsun. Ama mesele şu arkadaşlar: Zihnin birini büyütmeye ihtiyaç duyuyor. Neden gerçek olana odaklanmıyorsun? Gerçekte yokken zihninde bir ilişki başlıyor.

Birçok kişi bunu yaşıyor, tanışırken de yaşıyor. İş arkadaşı olabilir, okul, üniversite arkadaşı olabilir. Bir iletişim başlamış ama kişinin zihninde aşk başlıyor. Lise çağlarında hepimiz buna platonik aşk derdik. Şimdi hayalde devam ettirildiği için imaginationship deniyor. Ve seni en çok yoran ilişki olmaya başlıyor. Bugün bu imaginationship'ten nasıl kurtulacağınızı anlatacağım.

Gerçek sevgi gerçek insanla kurulur arkadaşlar. Hayal edilenle, idealleştirdiğin kişiyle değil. Imaginationship, gerçek bir ilişki başlamadan önce zihnin o ilişkiyi başlatması demek. Karşı tarafın davranışlarıyla değil, senin yorumunla ilerleyen, senin bağınla bağlanan bir durum. Gerçekte bir veri yok ama zihninde bir senaryo var. Adam sana sağlam bir ilişki beklentisi sunmuyor olabilir. Flört ediyor olabilir ama bir bakmışsın herkesle flört ediyordur, sana özel olmayabilir. Ama sen içinde umut besliyorsun. İçindeki o boşluğu onunla daha fazla dolduruyor, onu daha da fazla idealleştiriyorsun.

Zihnin sana hangi oyunları oynuyor?

Geçen videoda da söylemiştim, boşluğunuzu başkalarına yüklediğiniz farazi anlamlarla doldurmayın. Zihniniz size oyun oynayabilir. "Onu kurtarabilirim. Aslında çok iyi bir adam, ben onu değiştirebilirim." "Benimle bir karşılaşsa ona çok faydam dokunacak." Kendini kurtarıcı rolüne girerken bulabilirsin. "Birbirimize çok faydamız dokunabilir" diye kendi kendine varsayımlar kuruyor olabilirsin. Sen onun kim olduğunu ve nasıl davrandığını gözlemlemiyorsun. Onun kim olabileceğini, seninle nasıl bir eş olabileceğini yazıyorsun. Ve o yazdığın versiyona bağlanıyorsun. Imaginationship tam olarak bu: Potansiyel ilişki adayıyla ilişki yaşamak.

Bu neden bu kadar güçlü biliyor musun? Çünkü gerçek insan kusurludur. Onu tanıdıkça belki sana hiç de göre olmadığını görürsün. Belki özgür ruhlu, düzensiz, dağınık, ilişkinin sorumluluğunu almayacak biridir. Ama hayal ettiğin insan pürüzsüzdür. Onunla ilgili hep güzellikleri görürsün. İlk sevgililik anlarını, ilişkinin başladığı dönemleri düşünün. İlk başta her şey pürüzsüzdür. Gerçek bağda pürüzler olur. Mükemmel ilişki diye bir şey yok ama mükemmel bağlar var arkadaşlar.

İşin ironik tarafı, bu tür bağlar çoğu zaman gerçek ilişkiden daha yoğun hissediliyor. Bu yüzden çoğu kişi etkisinden çıkmakta zorlanıyor. Çünkü bu belirsizlik ve senin boşluğu doldurma halin dopaminini yükseltiyor. Kendi kendine dopaminini yükseltiyorsun. Arkadaşlar, dopamininizi entelektüel bir uğraşla, bir hobiyle, size fayda katacak bir faaliyetle yükseltin. Geçen gün bir testere aldım. Hiç elime almazdım. Stüdyonun arkasındaki suntaları kestim, biçtim, silikon tabancasıyla birleştirdim. Kadının hobisi gezmek, dolaşmak, bakım, süs olabilir. Dopamininizi başkasına anlam vererek doldurmayın. Kendi bakımınızı yükselterek artırın.

Netlik görebilmeni sağlar. Belirsizlikte heyecan gelir ama ortada bir şey yok. Çoğu insan bu belirsizliği ilişkiyle karıştırıyor. Arkadaşlar, ilişki demek netlik demektir, belirsizlik demek değildir.

Bu bağın özünde hangi üç şey var?

Imaginationship'i anladık. Kafanda idealleştiriyor, ilişkiye aday olabilecek bir insanla ilişki yaşıyorsun. Bu arada bu popüler psikolojide geçen bir kavram, bir bozukluk değil. Çünkü kafanda kurduğunun, hayal ettiğinin farkındasın. Şu soruya dikkat edin: Bu gerçekten karşılıklı bir sevgi mi, yoksa senin zihninde ürettiğin bir bağ mı? Imaginationship'in özünde üç şey var. Bunu neden anlatıyorum? Çünkü farkına vardıkça özgürleşeceksin.

Birincisi idealleştirme. Konuştuğum kişiler genelde şunu söylüyor, seninki farklı olabilir: "Aslında birbirimize göre değiliz ama nedense ona çekiliyorum. O özel biri." Birbirine göre olmadığı halde karşı tarafı idealleştirme var. İkincisi belirsizlik. Adam günlerce yok, sonra bir kere öylesine yazıyor. Özensizlik var. Üçüncüsü karşılık fantezisi. Karşı taraftan bir karşılık geleceği umudu. Sonra hayal kırıklığı yaşıyor ve kendi kendine yaşamadığı bir ilişkinin tepkisini veriyor. Bu çok ciddi bir şey. Hayatında böyle bir durum varsa dikkat edin. Bu üçlü bir araya geldiğinde zihnin seni gerçeklikten çok daha güçlü bir duyguya ikna edebiliyor. Hayatının içinde paylaşımların, cümlelerin ona göre olmaya başlıyor.

Limerence nedir?

Bununla ilgili çok eskiden bir kitap yazıldı. Limerence diye geçiyor. Teknik ismine hiç takılmayın ama size şunu sormak istiyorum: Birini gerçekten tanıdığın için mi seviyorsun? Onun özelliklerini, onunla yaşanmışlığında ona özgü tarafları tanıdığın için mi? Yoksa onu düşünmekten kendini alamadığın için mi? Limerence tam burada başlıyor. Aslında imaginationship'ten önce gelen şey limerence. Aşk gibi hissediliyor ama karşılık alma ihtiyacına saplanmış bir zihinsel durum. Devamlı karşılık bekliyorsun, almaya çalışıyorsun ama karşılık yok.

Bu romantik bir kavram değil. Imaginationship bunun popüler psikolojideki ismi, ilişki terminolojisindeki lovebombing gibi düşünün. Ama işin temeli limerence. Limerence, karşındaki insana değil, karşılık alma ihtimaline bağımlı olmak demek. Mesele "Onu seviyorum" değil. Mesele "Beni seçecek, beni seçerse tamamlanacağım ve bu çok güzel olacak." Bu duygu zihnini işgal ediyor. O kişi gününün yüzde 30'unu, 40'ını kaplıyor. Zihinsel meşguliyet açısından çok ciddi bir oran. Ve onunla temas etmedikçe kafanda büyüyor.

Bu yüzden bunun içinden çıkamıyorsan olayı neticelendirin. Bir problem olmayacaksa o kişiyle bir kahve için, gerekiyorsa gidip konuşun. Çünkü belirsizlik bu işi büyütür. Adam sana cevap yazmıyorsa, 3-4 gün sonra dönüyorsa ondan daha fazla bir şey bekleme. Bu da bir cevaptır. Seninle kopuk bir iletişimi varsa bu da bir cevaptır. Onunla akışkan bir iletişim bekleme. Beklediğinde imaginationship devam ediyor.

Küçük sinyaller neden dev adımlara dönüşür?

Bunu yaşayan kişiler küçük sinyalleri dev adımlara çevirir. Ben lisedeyken çok yaşıyordum: "Benden hoşlandı, bana öyle baktı, benimle gülerek konuştu, sakalıma dikkat etti, kesin bana aşık." Kafa küçük mesajları, nezaket davranışlarını dev adımlara dönüştürüyor. Biri öylesine bir mesaj atıyor, sen gülümsüyorsun: "Beni düşünüyor, düşünmese yazmazdı. Yoğun ama aklı bende. İş dünyası karmaşık, belli ki sıkıntısı var." Bir de iyimser olup aşırı empati gösteriyorsun ama aşırı empatinin de içi boş olabiliyor. "İç dünyası karışık, aslında açılamıyor." Alakası olmayabilir. O yüzden yüzleş, netliği gör. Bu durumdaki kişiler karşıdakinin verdiği bilgiyi, gerçekçi davranışlarını okuyamayabiliyor. Biri on yapmıyoruz, büyütmüyoruz. Olmayan bir şeyi de var etmiyoruz.

Asıl bağımlılık neden bekleyişte?

Üçüncü nokta çok önemli, asıl dopamininiz buradan geliyor: Karşılık alma ihtimali. Mesaj attığı zaman değil, mesaj atma ihtimalini bekledikçe yükselirsin. Bir mesaj atarsın, birkaç gün beklersin. Atmadı, düşersin. Hiç atmadı, daha kötü düşersin. Birazcık ilgi seni zirveye çıkarır, biraz mesafe çökmüş hissettirir. Bu inişler ve çıkışlar aşk değil, ilişki değil. Senin hayatının dengesini altüst eden ritimler. Adamın bir günahı var mı? Yok. Senin bir suçun var mı? Senin de yok. Ama içinde bulunduğun o çemberden çıkman lazım arkadaşım.

İçten içe "Bu kadar yoğun hissediyorsam demek ki seviyorum" diyorsanız bu yanlış bir mantık. Yoğunluk sevgi göstergesi değildir. Yoğunluk çoğu zaman kaygı göstergesidir. Bunu ayırmak lazım. Bakın bakalım bu sizde var mı? Gerçek kişiyi tanımadan onunla duygusal bir bağ kurdunuz mu? O bağ gerçek bir bağdan daha güçlü hissettiriyor mu? İyi bir iletişiminiz olmuş olabilir ama o kişinin senin duygusal bağ kurduğundan haberi yoktur ve sen bağ kurmaya devam ediyorsundur. Platonikten farkı şu: Platonikte kişi hoşlanır ama bu kişiler ilişki yaşama beklentisiyle devam ediyor. Sıkıntı burada. O yüzden kopamıyorlar.

Değer duygun bu bağı nasıl besliyor?

Çok kişiyle çalışıyorum ve gözlemleme fırsatım oluyor. Imaginationship'i yaşamak esas olarak değer duygusuyla çok bağlantılı. Dönüp dolaşıp yine buraya geliyoruz: "Beni seçtiğinde değerli hissedeceğim." Kişi kendi değerini karşı tarafın seçimine bağlıyor. Bu da çok trajik bir sonuç üretiyor. Ne oluyor biliyor musun? Aşırı istekli, aşırı hevesli oluyorsun. İş hayatında ya da özel görüşmede o kişiyle iletişimdeysen bakışlarında, davranışlarında üzerine fazla gittiğini gösteriyorsun. Sana az yazıyor, sen destan döküyorsun. "Beni anlasın" diye aşırı açıklama yapıyorsun. Karşı tarafa aşırı hassas olmaya başlıyorsun. Bunlar ne yapıyor biliyor musun? Imaginationship'i bırak, olacağı varsa bile senin bu durumun ritmi bozuyor.

Senin değerin karşı tarafın seçimine bağlı değil. Sen sen olduğun için, çayı içişinden yürüyüşüne, seçimlerinden sevdiğin renklere kadar kendine özgü her halinle özelsin. Bu özelliğinin özel olduğuna kendi içinde inanmak sana iyi hissettirir, değerini artırır.

Manifest etmek seni ihtimallere mi bağlıyor?

İhtimallere tutunmayı bırakın. "Manifest edin, bana aşk geliyor." Bu tarz seremoniler iyi ama bunlar da insanların imaginationship'e kaymasına neden oluyor olabilir mi acaba? Düşünsene, kafanda ilişkiyi yaşıyorsun ama onu gerçekten tanıyor musun? Gerçek bir ilişki yaşamadığınız için seni bir kere bile hayal kırıklığına uğratmadı. Yazmadı, etmedi ama o belirsizlik seni daha çok bağlıyor. Onunla pürüzsüz bir ilişki yaşama ihtimalin duruyor. Yoksa sen bu ihtimali mi seviyorsun? "Manifest et" dendiğinde insanlar bu ihtimallerin peşinden gidiyor.

Ben her zaman gerçeklerin peşinden gitme niyetindeyim. Attığım tohumları büyütmenin peşindeyim. Benim olaya bakışım bu. Toprağa domates tohumu atıp elma çıkmasını beklemezsin. Suladıkça büyüyeceğini, sana güzel mahsul vereceğini bilirsin ama ne attığını da bilirsin. Gerçekler her zaman daha iyi arkadaşlar.

Bu durumu nasıl aşarsın?

"Erdem, bu dediklerini çoğu zaman yaşıyoruz. Peki bunu nasıl aşarız?" Önce o kişiyi kendi kendinize savunmayı, korumayı bırakın. Onu değil, kendi kurduğunuz hayali, kendi varsayımınızı, kendi ürettiğiniz o kahramanı koruyorsunuz. Bunun farkında olun. Bu hissi daha büyümeden fark etmek çok önemli. İdealleştirdiğiniz, ihtimaller üzerine düşündüğünüz anda kendinizi yakalayın. İdealleştirme nedir? Birini olduğundan daha özel, daha kıymetli, daha anlamlı hale getirmek. Kendini onunla çift olarak eşleştirmek. Ortada henüz bir şey yokken kendinizi eşleştirmeyin. Olmayan bir şeye tepki verirken kendinizi bulduğunuzda durun ve sorun: "Ben ne bekliyorum? İlişkinin derecesi ne? Romantik bir bağ mı, romantik bir ilişki mi?"

Adam sana herkese attığı gibi bir mesaj atıyor. Bu, onunla romantik bir bağın olmadığını gösteriyor. Beklediğini alamadığın için sinirleniyorsun ama kurduğun şey romantik bir bağ değil. Bunun ayırdına varmak, kendini ayrıştırmak için simbiyotik bir yapıdan ayrışmayı düşünün. Imaginationship, Venom gibi üstüne yapışıyor. Kendini ondan ayır. Aranızdaki bu bağı anlamlandırmaya, üzerine yorumlar yapmaya çalışmayı bırakın. Neyse o. Yazmıyor, bakmıyor. Bunlar sağlıklı bir ilişkinin verileri değil.

Güzel bir ilişkide ne olur? Bilgi olur, sorumluluk olur. Kontrol demiyorum, sorumluluk. Paylaşım olur, etkileşim olur, samimiyet olur. Bu değerler yoksa adını doğru koymak gerekiyor. Yakın arkadaşlık mı, orta seviye arkadaşlık mı? Bu ayrımı yapmak çok önemli. Imaginationship kavramının farkına varmanız, böyle bir döngünün içinde olduğunuzu bilmeniz bile bu döngüden çıkmanız için çok büyük bir destek olacak.

Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ERDEM TAŞKINSU
 

Kendini Güncelle markasının kurucusu olan Erdem Taşkınsu, İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji, Anadolu Üniversitesi'nde ise Sosyal Hizmetler Danışmanı bölümlerinden mezun olmuştur.
Atılım Üniversitesi’ndeki Aile Danışmanlığı programını başarıyla tamamlayan Erdem, önemli isimlere iş ve ilişki danışmanlığı yapmanın yanı sıra, geniş kitlelere yönelik öğretici konuşmalar düzenlemektedir. Atılım Üniversitesinde "Temel Koçluk ve  Mentorlük " dersleri vermiştir. 

YouTube/@erdemtaskinsu kanalındaki videoları 43 milyondan fazla izlenmiş olup, Milliyet gazetesinde ilişkiler ve kişisel gelişim üzerine yazıları yayımlanmaktadır.

ERDEM HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ 
 

Ofis :

0 505 260 95 96

Takip

  • Instagram
  • Youtube
  • Facebook
  • X
  • TikTok
  • LinkedIn

Email 

bottom of page