Güçlü ve Kırılmayan Kadın Olmanın 4 Yolu
Çoğu kadın erkek arkadaşıyla yaşadığı ilişkide daha güçlü hissetmek istiyor. Erkek arkadaşının bazen ilgisizliği, bazen duyarsızlığı, bazen empati göstermemesi karşısında daha az kırılmak, hayal kırıklıklarını hızlıca aşabilmek, daha güçlü ve iyi hissedebilmek istiyor. Ama kendini çok fazla yıprattığın, moralini bozduğun, hatta depresif ve kaygılı hissettiğin zamanlar da oluyor. Aslında erkeklerin de buna çok ihtiyacı var ama burada özellikle kadınlara yönelik konuşacağız ve güçlü kadını tanımlayacağız. Güçlü kadın sence kimdir? Bu durumlar karşısında sağlamlığına, etkilenmezliğine kaç puan verirsin?
İlişkide kırılganlığın neden bu kadar yüksek?
Mesela kırılganlık oranına 80 puan verebilirsin. Sağlamlık oranına, yıpranmazlığına da 20 diyebilirsin. İlişkide çok daha hassas, alıngan, daha çok sevgi bekleyen, hatta ondan sevgi almak için hoşuna gitmeyen, kendi benliğinin onaylamadığı bazı davranışları yaparken kendini bulan kadınlar da oluyor. Bunların her birini nasıl aşabiliriz? İşte bunları aşabilmek için duygusal anlamda güçlü olmak gerekiyor.
Güçlü kadın kimdir?
Burada güçlü kadın derken iş hayatında erkek arkadaşından daha başarılı olanı, sosyal hayatında daha popüler olanı ya da finansal yönden daha zengin olan kadını kastetmiyoruz. Güçlü kadından kastettiğimiz, kendi dengesini koruyan, savrulmadan stresini yönetebilen, erkek arkadaşının yaptığı ya da yapmadığı şeyler, bazen ilgisizlikleri, bazen duyarsızlıkları karşısında kendini güçlü hissetmeyi bilen, dengesini koruyan, doğru kararı verebilen ve işaretleri görebilen kadın.
Bunu nasıl sağlarsın? Dört maddede özetlemeye çalışacağım. Çünkü hem çalışma yaptığım kişilerle görüşmelerde hem de çevremde çok tanık oluyorum. "Hocam beni aramıyor, beni sevmiyor mu acaba? Neden aramıyor? Beni arayıp sorması, bir merhaba demesi ya da 'Ne yapıyorsun hayatım' demesi bu kadar zor mu? Çok şey mi bekliyorum hocam?" diyenler oluyor. "WhatsApp mesajlarına çok geç cevap veriyor, çok ilgisiz cevap veriyor. Şöyle yapıyorum, böyle yapıyorum, çok umursamıyor." Bu örnekleri artırabiliriz. Bazen "15-20 gün çok güzel bir birlikteliğimiz oldu, harika paylaşımlar yaşadık ama şimdi... Bir şeye mi kızdı, neden bu kadar hızlı soğudu?" gibi durumları çok fazla takıyorsun, çok fazla yıpranıyorsun ve duygusal anlamda kendini güçlü hissetmediğin anlar oluyor.
İlişkiyi gerçekten kim yönetir?
Bu durumları nasıl aşabiliriz? Onları söylemeden önce Erich Fromm'un çok güzel bir sözü var. Katılıyor musun çok merak ediyorum. Diyor ki: Bir ilişkiyi en az seven yönetir. Çünkü çok seven, kaybetme korkusu olduğu için her şeye "olur" der. Bir ilişkide güçlü olan az sevendir, o yüzden onun dediği olur diye de dönüştürebiliriz.
Sen onun hayatında kaçıncı sıradasın?
Aslında bu, sevgilini, eşini ya da erkek arkadaşını öncelik sıralamasında kaçıncı sırada tuttuğuna göre değişiyor. Onu üçüncü sırada tutuyorsan enerjin ona göre, birinci sırada tutuyorsan enerjin ona göre olur. Eğer erkek arkadaşın seni öncelik sıralamasında üçüncü ya da dördüncü sırada tutuyorsa ve sen onu birinci sırada tutuyorsan, sana ilgiyi ve enerjiyi senin 10 ya da 8 verdiğin kıvamda vermeyecektir. 2-3 civarında bir ilgi verecektir ve bu da senin beklentini tatmin etmeyecektir.
Sevgi, ilgi, bilgi, sorumluluk, sadakat. Bunlara temas iletileri diyoruz. "Bunları alamıyorum, bu beni rahatsız ediyor." Ama onu değiştirmeyi sorgulamak, onu değiştirmeye çabalamak yerine, bunları alamıyorsan şunu düşünmen gerekiyor: "O beni bu kadar alt sıraya yerleştirmişken, üçüncü, dördüncü sırada tutuyorken, ben neden onu birinci sıraya yerleştirdim?" İşte bunu düşünmen gerekiyor. Sevgi ve ilgi konusunda sen 10 birim veriyorsan ve karşı taraftan daha azını alıyorsan, bunu düşündüğünde alma verme dengesini de sağlamış oluyorsun. Bir anlamda aydınlanmış oluyorsun.
Önceliğin sevgilin, erkek arkadaşın da olabilir. Ona öncelik verebilirsin. Ama o da seni kendi önceliğinde tutuyorsa ve onun için bir şeyler yapıyorsan, özverilerde bulunuyorsan, bunu onu kaybetme korkundan, ona bağımlılığından ya da ona ihtiyacından değil, sadece onu sevdiğin için yapıyorsan bu güzel bir şeydir. Onun da seni önceliğinde tuttuğu ilişkilerde bu güzeldir. İşte bunu kaçırıyorlar. O yüzden ilişkide "Ben kendimde dengede miyim? O beni kaçıncı sırada tutuyor, ben onu kaçıncı sırada tutuyorum?" buna dikkat etmemiz gerekiyor.
Ben ve biz dengesi neden önemli?
İkinci durum da çok önemli: ben ve biz dengesi. İlişkide iki kişi bir araya geliyor, A ve B. A'nın korkuları, kaygıları, stresleri, travmaları var. B'nin de korkuları, kaygıları, stresleri, doğruları, yanlışları var. Bütün bunlar birleşerek bir C oluşturuyor. Yani sıfır kilometre başlamıyor hiç kimse. Dolayısıyla bu dinamiği sağlamak çok zor bir şey. Bazı şeyleri kabullenmek, bazı şeyleri görmezden gelmek, bazı şeylere tepkisel olmadan yaklaşmak gerekiyor.
Şu çok önemli: O "biz"in içinde senin benliğin küçülüyor mu? Küçülüyorsa partnerin, erkek arkadaşın bencillik yapıyor olabilir. Sen onun yaptıklarına ne kadar "olur" diyorsun? Kendi isteklerine rağmen, kendine rağmen, hatta bazen istemediğin halde ona "Okey" diyorsun. Gerçekten kendi benliğini besliyor musun? Senin de farklılıkların olacak, onun da. Ama benzerlikleriniz de olacak. Farklılıklarınızdan beslenip benzerliklerinizle uyumu yakalıyor musunuz? Önemli olan nokta bu. İkinizin de benliği o ilişkinin içinde beslenip aynı dengede büyüyor mu? Yoksa seninki küçülüyor mu?
Eğer küçülürse savrulmaya başlarsın. Bu bir döngüdür. Küçülen küçüldükçe, büyüyen daha da büyümeye başlar. Bir süre sonra dişil cazibeni de kaybetmeye başlarsın. Kendi benliğinde sana değer katan hobilerin, ilgi alanların, faaliyetlerin, sizi siz yapan değerler... Bunları korumak senin benliğini korumanı ve benliğine saygı duymanı sağlayacaktır.
Tepkisel misin, etkisel mi?
Üçüncü kural: İlişkide tepkisel misin, etkisel misin? Bak, tepkisel olursan haklı olduğun yerde bile haksız duruma düşebilirsin. "Ben şöyleyim, ben aslında böyleyim, sen benim kıymetimi bilmiyorsun, değerimi bilmiyorsun" diye kendini ön plana çıkarma çaban. Ya da "Bak bu durumda yanlış yapıyorsun, şöyle yapmalısın, böyle yapmalısın, bu yaptığın çok yanlış" diye haklı olmaya çalışman, onu değiştirmeye çabalaman hep senin aleyhine sonuçlanacaktır. Erkek arkadaşını da değiştiremeyeceksin.
"Onunla neden buluştun, onu neden aradın, neden böyle yapıyorsun, niye bana bilgi vermiyorsun?" gibi tepkisel çıkışlar olayı daha da tırmandıracaktır. Belki de haklı olduğun davada haksız duruma düşeceksin. Tepkisel olduğunda halk arasında, erkekler arasında hoş olmayan bir tabir var, dırdırcı diye kodlanmış olursun, yersiz yere. O yüzden burada etkisel olmak çok daha verimli olacaktır.
Etkisel olmak nasıl bir şey?
Etkisellik tepki vermek demek değil, tepkisiz kalmak da değil. Hissettiklerini ve duygularını, onun da empati kurmasını sağlayacak şekilde, bazen sorularla, bazen kendini ifade eden açıklamalarla, onun düşünmesini sağlamak. Bunu nasıl yaparsın?
Diyelim ki erkek arkadaşın dışarı çıkıyor ve bazen sana bilgi vermiyor. İş toplantısına gidiyor, dışarıya gidiyor, az bilgi veriyor ya da bazı bilgileri eksik verdiğini düşünüyorsun. Belki saklamasına gerek olmayan bir şey bile olsa, sende sanki bir şeyler saklıyormuş hissi oluşuyor. Bu durumda kendini ifade etmen çok önemli. "Şöyle yapıyorsun, böyle yapıyorsun" diye yargılamak yerine şöyle bir açıklama yapabilirsin: "Beni aramadığında, kiminle dışarıda olduğun ve nereye gittiğin konusunda bana bilgi vermediğinde, bir şey saklamasan bile sanki bir şeyler saklıyormuşsun gibi geliyor. Sana güven duyuyorum ama bu durumlar güvenimi bazen biraz sarsıyor. Ben sana detayları ve açıklamaları nasıl net bir şekilde söylüyorsam, senden de aynı netliği bekliyorum. Bu şekilde birbirimize karşı güveni daha fazla tesis edebiliriz."
Çiftlerde şu da çok oluyor. Bir dönemden sonra "Çorabını buraya atıyorsun, bak ne kadar yoruluyorum, görmüyor musun? Yine koltuğa dökmüşsün, dökme diyorum sana" gibi çıkışlar. Bu tarz tepkisel çıkışlar bir süre sonra durumu kalıplaştırıyor. Bunun yerine şöyle etkisel yaklaşmak daha çok işine yarayacaktır: "Hayatım, gördüğün gibi bunları döktük. Etrafı ben temizliyorum, yoruluyorum ve şu anda yine kirleniyor. Bu durumda yapabileceğimiz başka bir seçeneğimiz var mı sence?" Ya da: "Etrafı toplarken, temizlerken ne kadar yorulduğumu, ne kadar tükendiğimi görüyorsun. Bu konuda bana yardımcı olabilir misin? Etrafı dağıtmayarak aslında bana destek olabilirsin."
Bunu da anlamıyorsa, bunu başka birinin söylemesi gerekebilir. Çünkü bu noktadan sonra senin yapacağın bir şey yoktur. İlişkini sürdürmek istiyorsan ve buna değer görüyorsan, ikiniz dışında üçüncü bir kişinin, bir uzmanın bunu eşine onun anlayacağı, uygun bir dilde söylemesi ilişkinin sürdürülebilir ve daha huzurlu olması için daha iyi olacaktır.
Değiştirmeye çabalamamak diyoruz ama bazen partnerin değişmesi de gerekir. Bazen erkek arkadaşının değişmesi gerekir, bazen de senin değişmen gereken noktalar olabilir. İki taraf da geçmişten belli öğrenmeler getiriyor, bu öğrenmeler çatışacak, tırmanacak. Tabii ki iki tarafın da bazen değişmesi gerekebiliyor. Bu durumlarda tepkisel çıkışlar işi daha da çok tırmandırıyor.
Öz sevgi seni nasıl güçlendirir?
Dördüncü durum: Lütfen kendi benliğine, kendi özüne saygı duy. Önce sen saygı duy. Öz sevgi, bu kavramı çok seviyorum: Kendini, özünü her şeyiyle olduğu gibi kabul etmek ve sevmek. İlişkinden önce seni sen yapan değerler, sana faydalı gelen, sana iyi gelen, sana enerji veren, seni gerçek anlamda güçlendiren ne varsa, spor olabilir ya da her ne yapıyorsan, o kendi benlik alanlarını korumak senin benliğini tekrar korumanı, tekrar üretime geçmeni, kendini tekrar çoğaltmaya başlamanı sağlayacaktır. Bunlara dikkat etmek seni ilişkinin içinde daha güçlü, daha savrulmaz, daha dengeli yapacaktır.
Bana "Erdem, bu anlattıkların içinden en çok hangisini hatırlayalım?" diye soracak olursan şunu derdim: Seni önceliğine koyanı sen de önceliğine koy. Sen onun hayatında kaçıncı sırada geliyorsun? Peki o senin hayatında kaçıncı sırada geliyor? Bunun dengesi senin alma verme dengeni düzenleyecek. Bu bir alışveriş değil. Özden öze, kendiliğinden bir temas. Bunu almak ve doğru bir şekilde vermek huzurlu ilişkiyi sağlıyor.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
