top of page

Hazır Cevap Olmak: Laf Çarpıldığında Ne Diyeceğini Bilmenin 9 Yolu

1sa.
5 dakikada okunur

Hazır cevap mısın, yoksa cevabı sonradan hazırlayanlardan mısın? Hazır cevap olmak iletişimde ve ilişkilerinde çok önemli bir beceri. Bana hep "Erdem, bu durumda ne demem lazım?" diye soruyorsun, hazır bir hap istiyoruz. Benim amacım sana hazır balıktan ziyade o balığı nasıl tutabileceğini öğretmek. Yani bu cevapları nasıl hazırlayabilirsin, partnerine, eşine, iş hayatında arkadaşlarına ya da tanımadığın insanlara karşı nasıl hazır cevap olabilirsin?

Bazen kilitlenip kalırız. Neden? Çünkü karşı tarafta bir tehdit, bir tehlike, yanlış bir şeyler olduğunu fark edersin. O cevabı veremediğinde de "Keşke şöyle deseydim, keşke böyle deseydim" demeye başlarsın.

Neden bazı sözler bizi kilitler?

Bir arkadaşın sana güzel cümleler söylediğinde, iltifat ettiğinde hoşuna gider, değil mi? Çünkü egomuz bypass olur. Ama kendimizi aşağıda hissettirecek durumlarla karşılaştığımızda, partnerimizden sevgi, tanımadıklarımızdan saygı alamadığımızda bir huzursuzluk hissetmeye başlarız. Cevap veremediğimizde sıkıntı başlıyor. Daha aşağıda, daha ezik ya da önemsiz hissetmeye başlıyorsun.

Bunun farkında olmak şu yüzden önemli: Hiç bu oyuna gelme. Onun ne yaptığı senin ne kadar önemli, değerli, yeterli, güçlü olduğunun bir kanıtı değildir. Bunu ana felsefemiz olarak benimsiyoruz. Bu durumdan kendini ayırman soğukkanlı olabilmek için çok önemli.

Manipülasyon ne zaman kötü? Manipülasyonla ilgili anlattıklarımda bahsetmiştim: Kendi çıkarını maksimize edip karşı tarafı minimize ediyorsan kötüdür, etik değildir. Ama kendini korumak için ya da birine gerçekten yardım etmek için yapıyorsan kötü değildir. Bu yüzden bazı teknikler biraz manipülatif olabilir.

Kişisel algılamamak hazır cevaplılığı nasıl etkiler?

Birinci kural: Kişisel algılamayacağız. Kendini yeterli, değerli, iyi ve güçlü hisseden insanlar daha az kişisel algılıyor ve en iyi hazır cevabı onlar veriyor. Bilinç dışı yapıyorlar ama stratejik olarak bazı davranışları var. Değerli ve yeterli hissetmek uzun yol, onların stratejik davranışları ise kısa yol.

Sana hakaret ettiğinde, kötü bir söz söylediğinde, sevgilin ya da eşin seninle dalga geçip seni aşağıda hissettirdiğinde... Çünkü bir şaka senin hoşuna gitmiyorsa, birlikte gülmüyorsanız orada bir sıkıntı var demektir. Böyle durumlarda o huzursuzluktan, öfkeden, kızgınlıktan kendini ayırman gerekir. Çünkü kızgınken çok yaratıcı olamayız. Hazır cevap olmak için yaratıcı zekaya, üretken ve kıvrak zekaya ihtiyacımız var.

Karşı tarafın ne yaptığı benimle ilgili değil. O kişinin davranışları onun karakterinin bir yansıması. Hayatında ben olmasam, bir başkası olsa da onun kemikleşmiş karakteri öyle davranacaktı. Tanımadığın biri çok cahilce davranabilir, edepsiz, hakaret edici sözler söyleyebilir. Aslında o kendi bilincinin frekansında yayın yapıyor. 10-11 yaşındaki bir bilinç seviyesindeki biriyle sen de inip çatışırsan bu seni etkili yapmaz.

Duygularını kontrol etmek mi, fark etmek mi?

Peki duygularınla aran nasıl? Hazır cevapla ilgili kitaplarda genelde "Duygularını kontrol et" denir. Ama duygularını kontrol etmek pratik bir şey değil. Duygu devredeyse bilincin zaten devre dışı kalır. Ne yapmak lazım? Duygularının farkında olmak. Öfkeliysen öfkelisin, kızgınsan kızgınsın. Bunun farkında olmak ve faydalı bir ruh haline girmek önemli. Sinirlenirsen dürtüsel, tepkisel olursun. Önemli olan seni güçlendiren duyguların tarafına geçmek, daha huzurlu, daha relaks olmak. Atasözünde olduğu gibi, keskin sirke küpüne zarar.

Stratejik cehalet nedir, nasıl uygulanır?

3-4 yıl önce yaşadığım bir olayı anlatayım. Burada yaptığım doğru olmayabilir, sadece bu maddeleri nasıl kullandığımı gösteriyorum. Kız arkadaşımla küçük, hareketli, dönerinin güzel olduğu bir yere gitmiştik. Yemeği yedik, hesabı ödemeye gittim. Masaya döndüğümde çalışan kıs kıs gülerek "Bence doymadı, bir porsiyon daha desene" dedi. Bazen insanlar böyle hadsiz davranabiliyor ve şaka yaptıklarını söylüyorlar.

Burada stratejik cehalet tekniğini uyguladım. "Anlamadım" dedim. Tekrar gülerek söyledi. "Anlamadım" dedim yine. Sonra yüzü düşmeye başladı. Tekrar söyledi, "Anlamıyorum, bir daha söyler misin?" dedim. Bu sefer çok gergin bir şekilde söyledi. "Anlamıyorum, neden böyle bir şey söylediğini anlamıyorum" dedim.

Stratejik cehalette sanki bilmiyormuşsun gibi davranırsın. Karşı tarafın dediği hoşuna gitmemiştir, canını sıkmıştır ve o anda aklına bir şey gelmemiştir. "Anlamadım, anlamıyorum" dediğinde karşı taraf açıklama yapmak zorunda kalır, kendi yaptığıyla yüzleşir. Burada nasıl söylediğin çok önemli. "Bir daha anlatır mısın lütfen" gibi değil; rahatsız olduğunu beden dilinle ifade ederek, bilerek ve kasıtlı bir bilmezlik yapıyorsun.

Tartışmayı tırmandırmak neden işe yaramaz?

Üçüncü nokta çok önemli: Tırmandırma. Gerersen, daha yukarı çıkarırsan hazır cevap olamayacağın bir noktaya gider. Sakin olmaya çalışmak da işe yaramaz. O zaman pasif agresif bir şekilde sakin olursun: "Hayır, hayır, sinirli değilim, söyle." Bu tutum da hazır cevap olmana engel olur. Onun yerine karşı tarafın etkisini ona püskürteceğiz.

Mizah ve ironi hazır cevapta nasıl kullanılır?

Dördüncüsü mizah. Çok güzel espriler yapıp kahkaha atmayı kastetmiyorum, meseleye mizahla yaklaşmayı kastediyorum. Özellikle sosyal medyada, yazılı mesajlaşmada çok önemli. Mizahla yaklaştığında "Senin bu yaptığından etkilenmiyorum, seninle çatışmıyorum, çok rahatım, beni kızdıramıyorsun" mesajını vermiş olursun.

Beşincisi ironi. Olayı abartarak yaptığı şeyin ne kadar saçma, geçersiz, sebepsiz olduğunu belli ettirmek. Birisi sana "Sen çok hayırsızsın var ya" dediğinde "Evet, doğru bildin, fark ettiğin için minnettarım. Hatta bununla ilgili ödül bile alabilirim" diyebilirsin. Biraz mizah, biraz ironi. Yargılayıcı ve saldırgan davranan birini önce kabul edip sonra daha da abartıyorsun. Böylece yaptığı şeyi abartarak küçültüyorsun.

Saptırma ve yanlış yönlendirme nedir?

Altıncısı bir manipülasyon tekniği aslında: Saptırma ve yanlış yönlendirme. Sana kötü bir şey söylediğinde onu saptırarak seninle ilgili olumlu bir şeye yönlendirmek. Tabii bu teknikler her cümlede çalışmaz, hangisini uygulayacağını sen seçmelisin.

"Beni hiç dinlemiyorsun, hep kendi işinle meşgulsün." Her şekilde karşı tarafın haklılığını kabul edersen elin zayıflar. "Evet, ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Aslında dinleme konusunda çok yetenekliyimdir, hangi konudan bahsetmek istiyorsun?" diyebilirsin.

Ya da partnerinle iletişim azalmaya başladı. "Her şey yolunda mı?" diye yazıyorsun, "Hayatım, çok meşgulüm, bugün işler çok yoğun" diye cevap geliyor. Bu seninle görüşmek istemediğinin bir işareti olabilir de olmayabilir de, iyi irdelemek gerekir. Şunu diyebilirsin: "İşinin çok olduğunu ve çok çalıştığını biliyorum, sen zaten başarı odaklı birisin." Burada güzelce alkışlıyorsun, ego bypass oluyor. Sonra ekliyorsun: "İkimiz de meşgul olsak bile bağlantıda kalmanın bir yolunu bulabiliriz. İstersen bu akşam güzel bir yemek yiyebiliriz." Olumsuz bir şeyi alıp olumluya dönüştürüp istediğin noktaya yönlendiriyorsun.

Ama ilişkilerde manipülasyon çok işlemez. "Neden aramıyorsun, siz erkekler hep böylesiniz" gibi yargılayıcı ifadeler sana tam tersine geri döner. Bir ilişkide manipülasyon varsa o ilişkide sıkıntı vardır; o sevgi, o güven, o iletişim kazanılmadıysa onları kazanmaya yönelik adımlar atmak gerekir. Benim kişisel görüşüm, ilişkilerde manipülasyonu çok tercih etme.

Kimseyi gözünde büyütmemek neden önemlidir?

Ne kadar rahat olursan o kadar hazır cevap olursun. Yanında rahat olduğun, ne desen pek de umurunda olmayan ilişkileri düşün. O kişilerin yanında muhtemelen hazır cevapsındır. Hazır cevap olmak karşındaki kişiyi nereye koyduğunla da çok alakalı. Kimseyi gözünde büyütmemek çok önemli. Hatta bir tık daha özgüvenli olmak diyeyim. Stand-up'çılar sahnede neden çok daha rahat? Onlar biraz karşı tarafı aşağıda görüyor. Ben sana hazır cevap olmak için karşı tarafı aşağıda gör demiyorum ama kimseyi kendinin üstünde tutmama farkındalığı önemli.

Yanıtsız bir yanıt nasıl verilir?

Dokuzuncusu yanıtsız bir yanıt vermek. Yanıt vereceksin ama karşı taraf kendi algısında ne düşünüyorsa onunla baş başa kalacak. Hoşuna gitmeyen bir şey söyledi: "Bu konuda herkes farklı düşünüyor, bu da senin düşüncen." Bir yanıt verdin ama onu kendi düşüncesine bıraktın. Karşı tarafın düşüncesini onaylamadığını, etkilenmediğini hissettirmek aslında çok etkilidir. Amaç canını yakmak değil ama bir cevap vermen gerekiyorsa "Keşke şöyle deseydim" demek yerine bu çok daha iyi.

En iyi hazır cevap neye dayanır?

Efsane boksör Muhammed Ali'nin 11 Eylül saldırılarından sonra bir gazeteciye verdiği cevap çok iyiydi. "Bu saldırıyı yapanlarla aynı dini paylaşmaktan dolayı ne hissediyorsunuz?" diye sorulduğunda "Siz Hitler'le aynı dini paylaşmaktan ne hissediyorsanız ben de onu hissediyorum" demişti. Burada empati kurdurmuştu, ama bunu gerçekleri göstererek ve karşıt kanıt kullanarak yapmıştı. Bir kişiye hazır cevap olmak istiyorsan önce büyük resmi, gerçeği objektif bir şekilde sen görmelisin. Sonra o kişinin de yaşadığı bir kanıt sunarsan en iyi hazır cevabı vermiş olursun. Hazır cevap olmak biraz bilgiyle, biraz o anda olmakla, rahat ve soğukkanlı olmakla ilgili. Bu yüzden kişisel algılamamak önemli.

Bir hata yaptın, karşındakinin beklentisini karşılamadın ve üzgünsün. Kuru kuru özür dileyebilirsin ya da şöyle bir açıklama yapabilirsin: "Bazen en olgun insan bile ufak hatalar yapabilir. Ben de hata yaptım ama benim en önemli yeteneğim hatalarımı düzeltme kabiliyetimdir."

Sana bir uygulama vermek istiyorum. Geçmişte "keşke" dediğin anları düşün. Burada anlattıklarımla o meseleye baksaydın nasıl cevap verebilirdin? Bu sana iyi bir pratik olabilir.

Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ERDEM TAŞKINSU
 

Kendini Güncelle markasının kurucusu olan Erdem Taşkınsu, İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji, Anadolu Üniversitesi'nde ise Sosyal Hizmetler Danışmanı bölümlerinden mezun olmuştur.
Atılım Üniversitesi’ndeki Aile Danışmanlığı programını başarıyla tamamlayan Erdem, önemli isimlere iş ve ilişki danışmanlığı yapmanın yanı sıra, geniş kitlelere yönelik öğretici konuşmalar düzenlemektedir. Atılım Üniversitesinde "Temel Koçluk ve  Mentorlük " dersleri vermiştir. 

YouTube/@erdemtaskinsu kanalındaki videoları 43 milyondan fazla izlenmiş olup, Milliyet gazetesinde ilişkiler ve kişisel gelişim üzerine yazıları yayımlanmaktadır.

ERDEM HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ 
 

Ofis :

0 505 260 95 96

Takip

  • Instagram
  • Youtube
  • Facebook
  • X
  • TikTok
  • LinkedIn

Email 

bottom of page