Yıkıcı Eleştiri ve Sözlü Saldırıları Etkisizleştirmenin 3 Yolu
Anlatılan bir hikayeye göre Sokrates bir gün pazar yerinde her zamanki uyandırıcı, ilham verici konuşmasını yaparken birileri ona ciddi anlamda sözlü saldırıda bulunmuş: "Seni işe yaramaz, in aşağı! İnsanları kandırıyorsun, cahil adam!" Sokrates hiçbirine cevap vermemiş, sadece gülümsemiş.
Buna tanık olan zengin bir aristokrat yanına gelmiş: "Sokrates, tüm bunlara nasıl katlanıyorsun? Sana kendini kötü hissettirmiyor mu?" Sokrates gülmüş, "Beni takip et" demiş. Onu eski, tozlu bir depoya götürmüş, bir meşale yakmış ve işe yaramaz, paçavra bir pelerin bulana kadar aramış. Bulunca adama uzatmış: "Bunu takar mısın? Sana uyar sanırım."
Adam pelerine bakmış ve kızmış: "Sokrates, ne yapıyorsun? Bu kirli, işe yaramaz, yırtık pırtık pelerini bana mı vereceksin?" Sokrates de demiş ki: "Gördün mü? Bu işe yaramaz, kirli ve eski pelerini takmayı reddettin. Ben de aynı şekilde bu insanların eski, kirli, işe yaramaz tavırlarını ve fikirlerini takmıyorum."
Sana söylenen kötü sözler kimde kalır?
Birisi sana istemediğin şeyler söylediğinde onları almazsan bu sözler kimde kalır? Tabii ki sahibinde kalır.
Başkalarının sana hakaret eden sözleri, pasif agresif tavırları, canını sıkmak için söylediği cümleler, belki kıskançlıktan, belki çekemediği için söylediği söylemler, ya da eleştiri adı altında laf atmaları, sataşmaları... Bunlara kızman ve öfkelenmen o eski püskü, işe yaramaz pelerini takman gibidir. O pelerini takmak zorunda değilsin. Bunu böyle metaforik olarak düşündüğünde işin çok daha kolaylaşacak. Bazı arkadaşlar bana "Saldırgan insanlara siz nasıl davranıyorsunuz?" diye soruyor. Çok basit: Sokrates gibi bakıyorum.
Saldırıya karşı sert mi davranmalı, esnek mi?
Birisi sana saldırdığında iki ekol var. Birincisi onu cezalandıracaksın, gücünü göstereceksin, sert ve kaba davranıp bastıracaksın. İkinci ekol ise, ki benim tarzım, daha esnek ve yumuşak davranacaksın ama onun gücünü aslında tekrar ona yönelteceksin. Bence ikincisi çok daha etkili. Çünkü esnek olan sistemi kontrol eder. Şiddetli bir rüzgarda güçlü görünen katı ağaçlar kırılırken sazlıklar esnek olup kırılmıyor, daha dayanıklı. Bu yüzden su gibi olmamız gerekir. Su gibi olan tüm darbelerden akar, yolunu bulur.
Kişisel algılamamak sözlü saldırıyı nasıl etkisizleştirir?
Bu tarz saldırılarla mücadele etmenin en güzel yolu, birincisi, Sokrates'in hikayesinde olduğu gibi kişisel algılamamak. Kişisel algılamamak birçok tartışmada başarılı olmanın yollarından biri. Bence hiçbir tartışma kazanılmaz, çünkü iki tarafın egosu çarpışma halindedir. Egonu işin içine karıştırma. Bu süreç onunla ilgili. Senin egonu aktif hale getirip saldırmasına, seni kırmasına izin verme. Öyle ortamlar olur ki haklıyken haksız duruma düşebilirsin. Bazen de, özellikle başkaları da izliyorsa, bir cevap vermen gereken noktalar olabilir.
Geçen gün arkadaşımla trafikteyiz. Birisi üstüne kırdığımızı düşündü ve arabayı ben sürdüğüm için bana küfürler yağdırmaya başladı. Ben de Sokrates'e bastım, hiç umursamadım, yoluma devam ettim. Sonra arkadaşım "Ya o kadar küfür etti, el kol hareketi yaptı, neden hiçbir şey yapmadın?" dedi. Ben de dedim ki: "Bu benimle ilgili bir durum değil, onunla ilgili bir süreç. Onun yaptığı onun karakteri, onun tarzı. Ben olmasam da o böyle davranacak. Ben değiştiremem, niye kendimi yorayım ki?"
Saldırgan sözler nasıl yeniden yapılandırılır?
İkincisi, birileri sözleriyle saldırdığında o sözcükleri yeniden yapılandır. Sana kişisel olarak saldırdığında konuyu problemin kendisine getir. Böylece saldırıyı kendi üzerine almamış olursun.
Diyelim ki komşulardan biri site yönetimine "Çok gürültü yapıyorlar, rahatsız ediyorlar" diye şikayet etti ve yönetici gelip seni suçlamaya başladı. "Duvar izolasyonları çok kötü, bence bu hepimizin dikkat etmesi gereken bir konu" gibi bir açıklamayla problemi asıl yerine getirebilirsin. Buradaki gürültünün aslında normalden çok yüksek olmadığını, gerçek sorunun bir izolasyon sorunu olduğunu, onun duyarlılığıyla ilgili olduğunu belirtebilirsin. Bak, burada saldıran kişinin o agresif enerjisini almıyorsun. Meseleyi gerçek boyutuyla değerlendiriyor ve direkt probleme odaklanıyorsun. Karşılık verirken egonun kırıntısı yok. Ne kadar su gibi olursan tartışmayı da saldırganlığı da o kadar iyi yönetirsin. Biraz da mizahı kullanarak, gerçekleri görerek ve probleme odaklanarak çok daha etkili olursun.
İnsanlar neden sözlü olarak saldırır?
Üçüncü madde neden çok önemli biliyor musun? İnsanların sana neden saldırdığını anlarsan gerçekten daha rahat olursun. İnsanlar neden saldırgan, agresif, bazen haddini aşacak şekilde edepsizce davranıyor, laf atıyor, sataşıyor ve bunun bir eleştiri olduğunu iddia edip bir taraftan da manipüle etmeye çalışıyor? Çünkü korkuyorlar ve sana saldırarak bu korkuyla baş edebileceklerini sanıyorlar.
İnsanın en temel fabrika ayarlarında saldırmak, kaçmak ya da donakalmak vardır. Bir deprem olduğunda ya da vahşi bir hayvan sana doğru saldırdığında kaçarsın, bazı durumlarda da saldırıp mücadele edersin. Bu atalarımızdan gelen en temel fabrika ayarı. Hayvanlara bak; bazı hayvanlar çaresiz kaldıklarında ölü taklidi yapar, donakalır. Çünkü bilir ki donakaldığında zararsız görünecek ve karşıdaki hayvanın ona bir şey yapmama ihtimali olacak.
Bu tepkiler hayatı tehdit eden durumlarda işe yarar. Hayatını tehdit etmeyen durumlarda bu tepkileri veriyorsan o kişiyi o kadar çok tehdit olarak algılıyorsun demektir. Korkan insan öfkelenir, saldırgan olur. Özünde korkan ve öfkeyle, en temel fabrika ayarlarıyla sana saldıran bir insana aynı seviyeden cevap verdiğinde kendini onun seviyesine çekmiş olursun. Daha üst seviyeden, daha akılcı, dengeli ve enerjik cevap verdiğinde durumları çok daha rahat değerlendirir, daha etkili olursun. Sokrates'in yaptığı da bu.
Birisi sana böyle davrandığında onların saldırgan, hadsiz sözlerini o yırtık, paçavra, işe yaramaz pelerin gibi takmana gerek yok. Su gibi ol. Bunları düşündüğünde anlattığım şeyler de aklına gelecektir.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
