Erkekler Gitmeden Önce Böyle Davranır: Çoğu Kadının Geç Fark Ettiği Erkek Psikolojisi
Bir şeyler değişti. Daha gitmedi, henüz hâlâ orada. Belki hâlâ aynı yatakta uyuyorsunuz, aynı sofraya oturuyorsunuz. Ama bir şey değişti ve sen bunu hissediyorsun. Bakışı farklı. Telefonu eline alışı farklı. Sana iyi geceler deyişi, günaydın demesi bile farklı. Ses tonu bir tık daha düştü. Sanki ilişki bir anda diplomatik bir seviyeye geldi. Ve içinden belki defalarca o soruyu soruyorsun: "Gidiyor mu, yoksa ben kafamda mı kuruyorum?"
Kafanda kurmuyor olabilirsin. Çünkü bir erkek de bir kadın da gitmeden önce davranışlarında bazı izler bırakır. Bugün sana o izleri tek tek göstereceğim arkadaşım. Ne zaman gider, neyi belli eder, hepsini göreceksin ki hazırlıklı olabilesin.
Bir ilişkiden taşınmak nasıl olur?
Her şey burada başlıyor, burası çok önemli. Bir ev hiçbir zaman bir anda boşaltılmaz. Diyelim taşınıyorsun. Kamyon kapıya geldiğinde, haftalar öncesinden bazı şeyleri kutulara koymuşsundur. Bir köşede yavaş yavaş kutular dolmaya başlar. İlişkilerde de böyle. Gitmeye hazır bir kadını mutlu edemezsin. Adam da evdedir ama akşamları artık orada yaşamıyor gibidir. Bedeni oradadır, zihni bambaşka bir yerde. Peki bu ilişkiden taşınma nasıl oluyor? Bir erkeğin ya da bir kadının gideceğini nasıl anlarsın?
Gürültüyle giden neden geri dönebilir?
Gürültüyle, yıkarak gidenler vardır. Bazı erkekler, akıllı erkekler aslında yaparak gider, güzel şeyleri yıkmadan gider. Akıllı kadınlar da güzel şeyleri yıkmadan gider. Ama bazıları dürtüseldir ve gürültüyle gider. Bu tip en kolay okunandır, çünkü gidişini bağırır. Bir gün sana patlar: "Bitiriyorum bu işi. Ben yoruldum artık, yapamayacağım." Kapıyı çarpar, çıkar. Sana her şey bir anda olmuş gibi gelir. "Daha dün her şey iyiydi, ne oldu, niye böyle?" der ve bir açıklama istersin.
Kadınlar hep bir açıklama ister. Sizi anlıyorum. Ama bazen açıklanacak bir şey yoktur. "Neden bıraktı?" Kendine göre bir bahanesi vardır. O açıklama seni hiçbir zaman tatmin etmeyecek arkadaşım. O açıklamayla çözeceğin, "Tamir ederiz" diyeceğin bir şey de değil. Tamir edecek bir insan zaten bu işle uğraşır.
Ama burada çoğu kişinin düştüğü bir yanılgı var. İnsanlar ani çıkan adamın soğukkanlı, duygusuz, umursamaz biri olduğunu sanıyor. Aslında tam tersi. Bu tipler daha çok duygusal tepki veren, biraz dürtüsele kaçabilen insanlardır. Duygusunu yönetemeyen, biraz daha olgunlaşmamış, "Söyleyeyim de rahatlayayım" diyen biri. Yıkar, sonra tekrar gelmeye çalışabilir.
Hep soruyorsunuz ya, hangi tip erkek nasıl geri döner? Erkek nasıl geri döner diye genel bir formül yok. Ama böyle kapıyı çarpıp bir anda çıkıp gidenlerin pişman olma eğilimi daha yüksektir. Bağlanma diliyle konuşursak bunlar daha çok kaygılı bağlanan ya da kaygıyla kaçınganlığın karıştığı bir bağlanma stiline sahip olanlardır. Aslında çok bağlanmış, çok ihtiyaç duymuş ama bu ihtiyacı taşıyamadığı için bir anda sigortası atmış, duygusunu yönetemeyen adam kendini böyle belli eder. Ani çıkışlar yapar. Bu tip adamlar pişman oluyor arkadaşlar. Çıkar, bir süre sonra geri döner ve "Ben aslında öyle demek istememiştim" diye başlar. Sonra yine gider. Bu yüzden bu adamda en yorucu olan şey gitmesi değil, gidip gidip geri gelmesi.
Astrolojiye meraklıysanız, çoğunuzun meraklı olduğunu biliyorum, o yüzden aralarda değineceğim. Bu çıkış tarzı genelde ateş grubunda, koç, aslan, yayda daha çok görülür. Ben bir astrolog değilim, işi biraz parlatmak için söylüyorum. Her patlayan adam gidiyor demek de değildir. Bazen patlama bir veda değil, bir tartışmadır. Önemli olan kavgayı doğru yapabilmek. Doğru yaptığın kavga yıkmaz, yaparak yapılan bir kavgadır. Bu çok önemli ama kimse "Partnerimle doğru bir şekilde nasıl tartışabilirim?" diye merak etmiyor. Oysa kavga ilişkiyi yıkar da yapar da. İlişkinin en çok güçlendiği ya da zayıfladığı noktalar olabilir. Böyle hızlı patlayan adamlar gidiyor gibi görünür ama geri dönme ihtimali olan tiplerdir, pişman olmuşlardır. Duygusal çıkışlar o yüzden pek iyi değil.
Kadın gitmeden önce nasıl hazırlanır?
Sana kendi hayatımdan da bir şey söyleyeyim. Geçmişte kız arkadaşlarımla yaşadığım ilişkilerde benim hayatımda da böyle gidenler oldu. Bazı kadınlarda hep şunu gözlemledim. Bunu erkekler de yapıyor ama kadınlarda daha fazla var. Özellikle toprak burçlarında, oğlak, başakta. Bunlar sağlamcı tiplerdir, kendini önce sağlama alır. Üç ay öncesinden kendini senin yokluğuna alıştırır. Birazdan anlatacağım plancı tiplerdir bunlar. Şöyle anlarsın: Tepkilerinde bir tebessüm olur ama boş bir tebessümdür. Bir poker face görürsün. Ben çok genç vakitlerimde bu durumları çok yaşamıştım. Erkek arkadaşlar bunu yaşıyor olabilir.
İlişkilerde bu oluyor. Bir bakmışsın karşındaki ayrılık kararı vermiş ama sen fark etmeden üç dört ay öncesinden kendini hazırlamış. Bunu nasıl anlayabilirsin? Elektrik gider. İlişkide ilk önce bedensel yakınlık, cinsellik gitmeye başlar. Kadının uzaklaşmasında ilk gitme olasılığı yüksek olan cinselliktir. Erkeğin uzaklaşmasında ilk giden şey ise ilgidir, dikkattir. Bunlar hep gizli işaretler.
Kafadan kopmuş adam ne söyler?
Devam edelim. İkinci işaret, kafadan gitmiş olanlar, zihinsel kopuş yaşayanlar. Bunlar gürültü yapmaz. Bu adam kafada zaten kopmuştur. Her şeyi mantığa büründürmeye, rasyonelleştirmeye başlamıştır. "Biz aslında seninle çok iyi arkadaşız. Biz aslında birlikte olmamalıydık. Ben ilişki istemiyormuşum aslında, ilişkiye uygun bir adam değilmişim." Kardeşim, ilişkiye uygun biri değildin de bunu beş altı ay sonra mı, bir yıl sonra mı fark ettin?
Bunu söyleyen biri ilişkiye nasıl gelir biliyor musunuz? "Bir deneyelim" diye. "Bir deneyelim" diye başlayan biriyle ilişki başlar, flört edersiniz, date'e çıkarsınız. Üç dört hafta böyle arkadaş modunda takılırsınız, sonra dönüşür ya da dönüşmez. "Beş altı ay, ya da iki üç ay sürdürelim, bakalım olacak mı" diyen adamın senden faydalanma gayesi olabilir arkadaşım. O yüzden bu adam zaten gidecektir. Bu tarz cümlelere dikkat edin. Cümleleri gayet olgun, sakin, mantıklı gelebilir. Sonra "Böylesi ikimiz için de iyi değil, ben yapamıyormuşum" der. Bu noktaya gelmeden bu adamı yakalamanın anahtarı "Bir deneyelim" kelimesidir. "Önce arkadaş olarak başlayalım." O sırada sana da çok mantıklı gelir, işine geliyor gibi gelir. Ama beklentilerine gelince hep açıkta kalırsın. Duygu eksiktir. Bedeni karşındadır ama zihin olarak orada yoktur. Bu, bu tarzın birinci modeli.
İkinci modelde konuşmalar yüzeyselleşmeye başlar. Eskiden saatlerce konuştuğunuz şeyler artık iki üç kelimeyle geçiştirilir. Kadın ise sessiz kalarak ilgisini geri çekmeye başlar. Tabii genelleme yapmayalım, adamın stresi de olabilir. Her şeyi oradaki pozisyonuna, zeminine, durumuna göre değerlendirmek lazım. Bu videoların belki de en büyük draması bu, yapay zekanın da en büyük hatası. Çünkü senin ilişki konumunu yanlış algılayabiliyor. Sen kendini yanlış anlatırsan o da nereye götürürsen oraya gidebiliyor. O ilişkinin zemini ve o zemini doğru algılamak çok önemli.
Kaçıngan biri neden her şey iyiyken soğur?
Kaçıngan birinin en kafa karıştırıcı yanı şudur: Tam her şey iyi giderken bir anda senden soğur. Bunu anlamlandıramazsın. "Harika gidiyorduk, çok yakındık, ne oldu?" İşte sorun tam orada. İyi gitmesi onu korkutmuştur. Issız Adam filminde vardı ya, adam bir anda "Ben ayrılmak istiyorum" dedi. Bu da bağlanma stiliyle ilgili. İlişki evlilik, çocuk, ortak hayat gibi katmanlara evrildikçe adamın soğuduğunu görürsün. Kaçıngan bağlanan hemen mesafe koyar.
Açıklama istiyorsun ya, bazen açıklama değil, hazırlık yapman gerekir. Açıklama beklerken kendini arafta bulmamak için hazırlığını, uyarılarını, algılarını antrenmanlı hale getirmen daha önemli olabilir. Bunu kaçıngan bağlanma videolarımda derinlemesine anlattım. Ama burada bilmen gereken şu: Bu adamın soğuması seninle ilgili değil. Bazı kadınlar bunu üzerine alır: "Benimle ilgili bir sıkıntı var." Hayır. O kurduğu yakınlık ona boğucu gelmiştir.
Yine biraz astrolojiye kaydıralım, işi cilalayalım. Duyguyu kelimelere boğan tarz genelde hava grubunda, ikizler, terazi, kovada görülür. Yine söylüyorum, bu bir kural değil, bir eğilim. Asıl bakacağın şey adamın duygudan kaçıp kaçmadığı.
Meşgul olan adamla çekilen adam nasıl ayrılır?
Bu uyarıları sevmiyoruz biliyorum ama bir erkeğin meşgul olması, kafasının dolu olması, bir süre içine kapanması her zaman gidiyor demek değildir. Kadının içine kapanması, sessizleşmesi daha çok gitmesinin alametidir. Erkekler stres altında doğal olarak mağaralarına çekilebilir. Meşgul olmakla çekilmek arasındaki fark şu: Meşgul adam döndüğünde sıcaklığıyla geri gelir. Toparlamaya, onarmaya çalışır. "Kusura bakma, boğulmuştum" falan der. Çekilen adam ise döndüğünde yine soğuktur. Mesafe kalıcıdır.
Gitmeden önce genel anlamda işaretler var. Paylaşım azalır, duygusal soğukluk başlar. Cümlelerdeki sıcak sevgi sözcükleri, belki birbirinize taktığınız lakaplar kaybolur. Tabii aranızda tartışma olduğunda bunlar düşebilir, burada süre önemlidir. Devamlı oluyor mu? Birbirinize bilgi vermeniz zaten azalır. Karşı taraf iyi gidiyormuş gibi davranıyor ama sen bunu içinde hissetmiyorsan bir şey var demektir. Burada sezgilerin sana kılavuz olur. Mimiklerinde anlamsız bir gülüş vardır, içtenlik görmezsin. Daha önce aldığın içtenliği alabiliyor musun? Söylediklerinden çok bunu tart. Yoksa kadın çoktan kararını vermiştir. Erkek de doğru zamanı bekliyordur. Kadın da doğru zamanı bekliyor olabilir.
Senin gitmeni bekleyen adam nasıl davranır?
Üçüncü işaret: çekilme ve küsüş. En sessiz ve en tehlikeli tip budur. Bu adam ne patlar, ne mantıklı konuşmalar yapar, ne yüzeysel konuşur. "Hayır"ın içi doludur arkadaşım. Bir şeyler olduğunu bilirsin ama bu tip söylemez. En zorlayıcı versiyonu şudur: Seni kadın olarak etkileyici görmez ama başka kadınlara ilgi duyuyordur. Ondan libidosunun düştüğüne dair bir sinyal alırsın. Sen de orada "Adamın libidosu düştü" sanarsın. Bunu söyler, çünkü iyi bir adamsa seni kırmaz. Burada adamın kalitesini görürsün. Kötü bir adamsa kırıcı bir şekilde zorbalar, kötü davranır. Ama bazı adamlar o kadar ilgisizleşir, o kadar uzaklaşır ki seni kırmaz ama uzaktır. Temas olarak da, sana ayırdığı vakit olarak da.
Burada senin kendi ayağınla gitmeni isteyen bir grup da vardır. "Ben bıraktım" deyip çıkmanı bekler. Kendisi bırakmaz. Çünkü ayrılığın sorumluluğunu, o ağırlığı taşımak istemez. Bu yükü sana vermek ister. İçinden "Giden ben olmayayım, giden sen ol" der. Böylece vicdanı rahat eder: "Bak, ben gitmedim, sen gittin." Seninle teması, yakınlaşmayı kesen, artık kanka modunda olan tiplerdir bunlar. Arada bir olan şeyi kastetmiyoruz. Bu adam seni ihmal eder, ihmal eder, ta ki sen şu cümleyi söyleyene kadar: "Acaba ben çok şey mi istiyorum?" Kadınlardan en çok bunu duyarsın: "Ben çok şey mi istedim?"
Çok şey mi istiyorsun?
Burada önemli bir şey var. Belki gerçekten çok şey istemiş olabilirsin. Bunu iyi ayırmak lazım. Bir adam seni sürekli "Ben çok mu fazla şey istiyorum?" diye sorgular hale getiriyorsa, ihtiyaçlarından dolayı utandırıyorsa, en doğal beklentilerini abartıymış gibi hissettiriyorsa, bu bir terk etme biçimi olabilir arkadaşım. Pasif bir terk. Senin doğal, haklı beklentilerini haksız beklentilermiş gibi manipüle ediyorsa, seni eliyle itmez ama öyle bir boşluk yaratır ki sen kendin gidersin.
Ama hemen ekleyeyim, beklentilerin gerçekçi olması da çok önemli. Belki o adam kendi dünyasında, kendi kapasitesinde yapabileceğinin maksimumunu yapıyordur ama senin için bu minimum kalıyordur. Adamın kapasitesini değerlendirmek için onu objektif algılamak lazım. Belki senin beklentini karşılamıyor ama onun için bu maksimum. Kendince karşıladığını sanıyor olabilir. Onun sevme biçimi senin beklediğinden farklıdır ama yine de gerçektir. Bunu görmeyip onu daha çok zorlarsan adama fazla gelir ve "Ben senin beklentilerini karşılayamıyorum, gideyim artık" der.
Dengeli bir beklenti, gerçeği görmek çok önemli. Nasıl örnek vereyim? Diyelim adama "Ben yazları iki üç tatile gitmeyi çok isterim, insan yazı böyle değerlendirmeli" diyorsun. Adamın işinden, gücünden ya da neyse, tatil kotası bir. Senin üç demen ona fazla gelebilir. Kastettiğim şu: Kaş yapayım derken göz çıkarmamak. Orta bir kararda kalsan belki devam edecek ama beklentini yüksek tutunca adama fazla gelebilir. Giden erkeği böyle de anlayabilirsin. Yorgunluğundan, "Ben beklentini karşılayamıyorum" gibi bir hava alıyorsan gitmeye başlıyordur.
Planlı giden adam neden geri dönmez?
Dördüncüsü, planlı çıkış. En keskin giden budur. Bu adam dürtüsel değildir, küskün değildir, kafası karışık da değildir. Tam tersine son derece nettir. Bir süre tartar, değerlendirir, içten içe hesabını yapar: "Bu ilişki beni nereye götürüyor? Ben burada ne kazanıyorum?" Faydacı demeyelim, kendi benliğini ilişkide asla ezdirmeyen tiplerdir. "Bu kişiyle çok kaybediyorum, enerjim çok tükeniyor, bu ilişki bana çok toksik olmaya başlıyor." Bir gün o hesap, o kota dolduğunda sakin sakin gelir ve "Ben gidiyorum" der. Direkt. Bunların geri dönüşü yoktur. Çünkü kafasında o ilişkinin fişini çekmiştir, karar aylar öncesinde pişmiştir.
Bu adamların söyleminde hep şu vardır: "İlişki çok toksikleşiyor." Ama dikkat edin, bu anlamda sizi manipüle etmesin. Toksik davranışın ne olduğunu, ne olmadığını bilmek önemli. Belki sen çok çıkış yapıyorsundur, çok öfkelisindir ve adamın kendi konforu, kendi rahatı bozulmaya başlamıştır. Kadında da aynı şekilde. Diyelim adam aşırı kıskanç olmaya başladı ve senin konforunu bozdu. Sen orada gitme kararını nasıl verirsin? Soğuklaşırsın, uzaklaşmaya başlarsın. Adamlar da aynı şekilde. İlişkide toksik bir etki aldığında, daha pozitif düşünen, kendi benliğine düşkün erkekler böyle sinyal verir: "Çok toksikleştiriyorsun, hep mutsuzsun." Bunlar kötü işaretler.
Gitmeyip kalan adam neden ikinizi de zehirler?
Bazı ilişkilerde adam fiziksel olarak orada durmaya devam eder ama içeride çoktan gitmiştir. Onunla ne planlı bir şey yapabiliyorsundur ne de birlikte bir şey paylaşabiliyorsundur. İlişkinin içinde yoktur ama dışarıda vardır. Dışarıya bakım gösteriyor, çok ilgili davranıyor, ilişkisiyle ilgili iyi bir sinyal veriyordur ama ilişkinin içinde yoktur. Ev boşaltılmış gibidir. Eşyalar duruyor, kira ödeniyor, ışıklar yanıyor ama sanki herkes kendi kendine yaşıyor.
Peki neden kalır? Çünkü şartlar onu tutuyordur. Ev, düzen, çocuklar, ekonomi, belki alışkanlık, belki yalnız kalma korkusu. Gitmek ister ama gidemez. Kadınlarda da olabilir, erkeklerde de. Şartlar uygun olsa çoktan gitmiş olurdu. Bu adam kalışıyla ikinizi de zehirler. Bu sefer toksik enerjiyi sana verir. Sürekli huzursuzdur, iğneler, mızmızlanır, küçük şeyleri büyütür, seni devamlı zorbalar. İlişkiyi yaşanmaz hale getirecek noktalara gelir. Devamlı bir çatışma halindedir ve kavgayı da doğru yönetemezsiniz. İkiniz de ilişkide zehirlenirsiniz. "Gidiyorum" da demez. Belki der ama gitmez. Her haliyle "Burada olmak istemiyorum" der. Burada kalmaya ikna etmek ya da umut etmek yerine ilişkiyi doğru okumak ve doğru adımları atmak çok önemli.
Bütün bu işaretlerin ortak noktası ne?
Buraya "Gidiyor mu, işaretleri ne?" diye, belki korkuyla, kaygıyla, belki önceden anlamak için geldin. Ben de sana belli başlı işaretleri gösterdim. Dürtüsel gideni, kafada gitmiş olanı, sessizce gideni, planlı gideni, hatta gitmeden kalıp seni yoran, senin gitmeni ima edeni anlattım. Ama bütün bu işaretlerin ortak paydası ne biliyor musun? Hepsi onunla ilgili. Onun bağlanma stili, onun karakteri, onun kapasitesi, onun yorgunluğu. Sen ise bu hikayede bambaşka bir yerdesin.
Başından beri konuştuğumuz o ev metaforu var ya. Adamın eşyalarını topladığı, sessizce boşalttığı ya da kadının sessizce gittiği o ev. Şimdi sana asıl gerçeği söyleyeyim: O ev sen değilsin. Sen o evin sahibisin. Böyle durumlarda güçlü olmak için perspektifimizi böyle kuracağız. İnsanlar gelir, bir süre o evde kalır. Kimisi eşyasını alıp gider, kimisi kalır ama yaşayamaz. Ama gönül evinin değeri içinde kimin oturduğuyla ölçülmez. Ne kadar sağlam olduğuyla, senin o evde kendi başına ne kadar durabildiğinle ölçülür.
Bu adamın gidip gitmemesini kontrol edemezsin. Onun bağlanma stilini, korkularını, yapısını, kapasitesini, karakterini değiştiremezsin. Ama şunu yapabilirsin: O işaretleri gördüğünde paniğe kapılıp kendini küçültmek yerine daha dik durmayı öğrenebilirsin. Gönül evine daha yeni, daha güçlü şeyler koyabilirsin. Çünkü bir adamın ya da bir kadının gitmesi hayatının sonu değil. Hayatta çok daha önemli şeyler var: kendi hayatın, kendi sağlığın, kendi yapacakların. Gerçek kayıp senin kendinden vazgeçmendir arkadaşlar.
Gittikten sonra ne olur, pişman olur mu, geri döner mi diye merak ediyorsan, onu burada anlatmadım, o bambaşka bir konu. Bu yazı gitmeden önceyi anlattı. Burada sana kolay cevaplar değil, gerçek cevaplar vermeyi tercih ediyorum. Bunu sen de biliyorsun. Kendinize iyi bakın, kaliteli seçimler sizin olsun.
Bu konuyu daha detaylı dinlemek istersen videosunu buradan izleyebilirsin.
